ABD Başkanı Donald Trump, Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'daki havalimanına düzenlenen saldırının ardından ABD'nin Yemen'deki Husi hedeflerine yönelik Suudi Arabistan öncülüğündeki hava operasyonlarına katılabileceğini açıkladı. Trump, Riyad ziyareti sırasında yaptığı açıklamada, "Suudi Arabistan'a yapılan saldırıyı kınıyoruz. Gerekirse ABD olarak bu terörist gruplara karşı Suudi kardeşlerimizin yanında yer alabiliriz" dedi. Açıklama, bölgede tansiyonun yeniden yükseldiği bir dönemde geldi.
Gelişmenin arka planı
Riyad'daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı'na düzenlenen ve can kaybına yol açan saldırıyı Yemen'deki Husi milisleri üstlendi. Suudi Arabistan yönetimi saldırının ardından Husilere yönelik hava saldırılarını yoğunlaştırdı. Trump'ın açıklaması, ABD'nin Suudi Arabistan'a verdiği desteğin askeri boyuta taşınabileceği sinyalini veriyor. Ancak Beyaz Saray'dan henüz resmi bir karar çıkmadı; Trump'ın "katılabiliriz" ifadesi, olası bir seçeneği gündeme getirdi.
ABD yönetimi, İran'ın desteklediği Husileri bölgesel istikrarsızlığın kaynağı olarak görüyor. Suudi Arabistan ise Yemen'deki iç savaşta Husilere karşı koalisyon güçlerine liderlik ediyor. Trump'ın açıklaması, ABD'nin Suudi Arabistan ile olan güvenlik ortaklığını pekiştirme niyetini yansıtıyor. Daha önce de ABD, Suudi Arabistan'a istihbarat ve lojistik destek sağlamıştı; ancak doğrudan operasyonel katılım yeni bir adım olacak.
Uzmanlar, ABD'nin olası katılımının Husilerin İran ile bağlantısını kesmeye yönelik bir baskı aracı olarak görülebileceğini belirtiyor. Ancak bu adım, Yemen'deki insani krizi daha da derinleştirebilir ve bölgesel gerilimi artırabilir. Trump'ın açıklaması, aynı zamanda İran nükleer anlaşması sonrası ABD'nin Körfez ülkeleriyle yakınlaşma çabasının bir parçası olarak da değerlendiriliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Yemen'de yıllardır süren çatışma, Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon ile Husiler arasında büyük bir insani felakete yol açtı. Birleşmiş Milletler, Yemen'de milyonlarca insanın açlık tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu bildiriyor. ABD'nin operasyonlara katılması, çatışmayı daha da şiddetlendirebilir ve barış çabalarını zora sokabilir.
Öte yandan, Husilerin Riyad'a düzenlediği saldırı, Suudi Arabistan'ın güvenlik açığını ortaya koydu. Bu durum, Suudi Arabistan'ın ABD'den daha fazla askeri destek talep etmesine yol açabilir. Trump yönetimi, İran'ı bölgede izole etme politikası çerçevesinde Suudi Arabistan'a verdiği desteği artırabilir. Ancak ABD Kongresi'nde Yemen savaşına yönelik eleştiriler ve savaş yetkileri konusundaki tartışmalar, olası bir katılımın önünde engel olabilir.
Uluslararası toplum, Yemen'de kalıcı bir ateşkes ve siyasi çözüm için çağrılarını sürdürüyor. ABD'nin askeri katılımı, BM öncülüğündeki barış görüşmelerini gölgeleyebilir. Ayrıca, İran ile ABD arasındaki gerginlik, Husiler üzerinden vekalet savaşına dönüşebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen krizinde diplomatik çözümden yana bir tutum sergiliyor ve Suudi Arabistan ile İran arasında denge gözetiyor. ABD'nin operasyonlara katılması, Körfez'de tansiyonu artırarak Türkiye'nin bölgesel istikrar çabalarını zorlaştırabilir. Türkiye, Suudi Arabistan ile savunma işbirliğini derinleştirirken İran ile de diyalog kanallarını açık tutuyor. Olası bir ABD müdahalesi, Türkiye'nin enerji güvenliği ve ticaret yolları açısından risk oluşturabilir. Ayrıca, Yemen'deki insani krizin derinleşmesi, Türkiye'nin insani yardım politikalarını ve bölgesel barış girişimlerini olumsuz etkileyebilir.