ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), 14 Temmuz'dan bu yana Kızıldeniz ve Aden Körfezi'nde Husilerin düzenlediği saldırılar sonucunda dört ticari geminin devre dışı kaldığını ve 135 geminin rotasının değiştirildiğini bildirdi. CENTCOM'un açıklamasına göre, İran destekli Husilerin deniz saldırıları küresel ticaretin önemli bir güzergahı olan Kızıldeniz'de seyrüsefer güvenliğini ciddi şekilde tehdit ediyor. Saldırılar, Husilerin Gazze'deki savaşla bağlantılı olarak İsrail bağlantılı gemilere yönelik eylemlerini artırmasıyla tırmanmış durumda.
Salatırıların arka planı ve deniz ticareti üzerindeki etkisi
Husiler, Kasım 2023'ten bu yana Kızıldeniz'de İsrail'e giden veya İsrail'den gelen gemilere yönelik saldırılar düzenliyor. Ancak son dönemde saldırıların kapsamı genişleyerek ABD ve İngiltere bağlantılı gemileri de hedef alıyor. CENTCOM'un verilerine göre, 14 Temmuz'dan bu yana dört gemi hasar gördü veya devre dışı kaldı; 135 gemi ise rotasını değiştirmek zorunda kaldı. Bu durum, Kızıldeniz'den geçen ticari trafiğin önemli ölçüde azalmasına yol açtı. Uluslararası Deniz Ticaret Odası (ICS) ve diğer denizcilik kuruluşları, bölgede sigorta maliyetlerinin arttığını ve birçok armatörün Ümit Burnu'nu dolaşmayı tercih ettiğini belirtiyor. Bu alternatif rota, Asya-Avrupa arasındaki seyahat süresini yaklaşık 10-14 gün uzatarak küresel tedarik zincirlerinde gecikmelere ve maliyet artışlarına neden oluyor.
ABD ve müttefikleri, Husilerin saldırılarına karşı Aralık 2023'te Refah Muhafızı Operasyonu'nu başlattı. Ancak saldırılar tamamen durdurulamadı. CENTCOM, Husilerin insansız hava araçları ve füzelerini düzenli olarak düşürdüklerini açıklasa da, deniz güvenliği hala kırılgan. Uzmanlar, Husilerin elindeki gelişmiş İran yapımı füzeler ve deniz dronları nedeniyle tehdidin uzun süre devam edebileceğini vurguluyor. Ayrıca, Husilerin Mayıs ayında ABD'nin INS Cole gemisine yönelik saldırısı ve son olarak da bir Yunan gemisinin vurulması, örgütün kabiliyetlerini koruduğunu gösteriyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Kızıldeniz, küresel petrol ve ticaret akışının yaklaşık %12'sinin geçtiği bir koridor. Saldırılar, enerji fiyatları ve küresel enflasyon üzerinde baskı oluşturuyor. Mısır'ın Süveyş Kanalı gelirleri %50'ye varan oranda düştü; bu durum Mısır ekonomisi için ciddi bir darbe. Öte yandan, Avrupa Birliği, Aspides adlı yeni bir deniz güvenliği misyonu başlattı ve bölgeye savaş gemileri gönderdi. Ancak uzmanlar, askeri önlemlerin tek başına yeterli olmadığını, Husilerin siyasi ve ekonomik olarak da zayıflatılması gerektiğini belirtiyor. Yemen'deki iç savaş ve insani kriz, Husilerin meşruiyetini ve kontrolünü pekiştiriyor. BM öncülüğündeki barış görüşmeleri ise sonuçsuz kalmış durumda.
Uluslararası toplum, Husilerin saldırılarını durdurması için İran üzerindeki baskıyı artırmayı tartışıyor. ABD, Husilere silah sağladığı gerekçesiyle İran'a yönelik yaptırımları sıklaştırdı. Ancak Tahran, Husiler üzerinde tam kontrolü olduğunu reddediyor. Bölgesel aktörler arasında Suudi Arabistan ve BAE, Husilerle dolaylı görüşmeler yürütüyor. Bu arada, Çin ve Rusya, Kızıldeniz'deki güvenlik mimarisinde daha fazla rol almak istiyor. Çin, özellikle enerji ithalatı için kritik olan bu rotada istikrarın sağlanması için arabuluculuk çabalarını artırabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Kızıldeniz'deki istikrarsızlık, Türkiye'nin dış ticareti ve enerji güvenliği açısından önemli riskler barındırıyor. Türk ihracatçıları, Avrupa'ya giden malların rotasının değişmesi nedeniyle artan navlun maliyetleri ve teslimat gecikmeleriyle karşı karşıya. Ayrıca, bölge Türkiye'nin enerji ithalatı için alternatif güzergahlar üzerinde. Türkiye, deniz güvenliği için uluslararası çabalara katkı sağlayabilir; ancak Husilerle doğrudan bir angajman yerine diplomatik çözümlere odaklanması bekleniyor. Son dönemde Türkiye-İran ilişkilerinde yaşanan yumuşama, İran'ın Husiler üzerindeki etkisini dengelemek için kullanılabilir. Öte yandan, Türk deniz ticareti filosunun bölgede artan risklere karşı sigorta ve koruma maliyetleri de ekonomik yükü artırıyor.