Dünya kamuoyu, Yemen'deki Husi isyancıların Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'da bulunan Kral Halid Uluslararası Havalimanı'na düzenlediği ve can kaybına neden olan saldırıyı sert bir dille kınadı. Saldırı, Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun Yemen'deki Husi hedeflerine yönelik operasyonlarının ardından geldi. ABD Başkanı Donald Trump, saldırıyı "korkunç" olarak nitelendirerek, Washington'un Suudi Arabistan'ın Husi isyancılara yönelik saldırılarına katılma seçeneğini değerlendirdiğini açıkladı. Olay, bölgede tansiyonun daha da yükselmesine yol açtı.
Saldırının arka planı ve Husi tehdidi
Husi isyancılar, 2014 yılından bu yana Yemen'in büyük bölümünü kontrol altında tutuyor. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon, 2015 yılından itibaren Yemen hükümetine destek amacıyla Husilere karşı hava operasyonları düzenliyor. Husiler, zaman zaman Suudi Arabistan topraklarına yönelik balistik füze ve insansız hava aracı saldırıları gerçekleştiriyor. Son saldırı, Riyad'daki uluslararası havalimanını hedef alarak sivil havacılık güvenliğini de tehlikeye attı. Suudi yetkililer, saldırıda can kaybı olduğunu doğrularken, havalimanındaki uçuşlarda aksamalar meydana geldi. Husi sözcüleri ise saldırıyı üstlendi ve Suudi Arabistan'ın "savaş suçlarına" misilleme olduğunu savundu.
Uluslararası toplum, saldırıyı kınayan açıklamalar yaparken, Birleşmiş Milletler ve çeşitli ülkeler sivil hedeflere yönelik saldırıların kabul edilemez olduğunu vurguladı. Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı, saldırının "terörist bir eylem" olduğunu belirterek, uluslararası toplumu Husilere karşı ortak mücadeleye çağırdı. ABD Başkanı Trump'ın açıklamaları, Washington'un Suudi Arabistan'a yönelik askeri desteğini artırabileceği sinyalini verdi. Trump, "Bu korkunç bir saldırı. ABD olarak Suudi Arabistan'ın yanındayız ve atılacak adımları değerlendiriyoruz" dedi.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Riyad Havalimanı'na yapılan saldırı, Yemen savaşının bölgesel güvenlik üzerindeki etkilerini bir kez daha gözler önüne serdi. Suudi Arabistan, Husileri İran'ın vekil gücü olarak görüyor ve saldırıların arkasında Tahran'ın olduğunu iddia ediyor. İran ise bu suçlamaları reddediyor. Saldırı, Körfez ülkeleri arasında güvenlik işbirliğinin güçlendirilmesi gerektiği yönündeki çağrıları artırdı. Ayrıca, küresel petrol arz güvenliği açısından da endişeler arttı; zira Husiler daha önce Suudi Arabistan'daki petrol tesislerine saldırılar düzenlemişti. Uluslararası toplum, Yemen'deki insani krizin derinleşmemesi için taraflara itidal çağrısı yapıyor. Ancak son saldırı, çatışmaların şiddetlenebileceği yönünde endişeleri artırdı.
ABD'nin olası müdahalesi, bölgedeki güç dengelerini etkileyebilir. Trump yönetimi, Suudi Arabistan ile yakın ilişkilerini sürdürürken, Husilere karşı daha sert bir tutum alabileceğini gösterdi. Ancak ABD'nin doğrudan askeri katılımı, Yemen savaşını daha da karmaşık hale getirebilir ve bölgesel istikrarsızlığı artırabilir. Diğer yandan, Rusya ve Çin gibi aktörlerin tutumu da merak konusu. Uluslararası kamuoyu, saldırının ardından Yemen'deki barış çabalarının zarar görmesinden endişe ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen'deki çatışmada taraf olmamakla birlikte, bölgesel istikrar ve deniz ticaret yollarının güvenliği açısından gelişmeleri yakından takip ediyor. Riyad Havalimanı'na yapılan saldırı, Körfez bölgesindeki tansiyonun artmasına yol açarak, Türkiye'nin enerji ithalatı ve ticaret rotaları üzerinde risk oluşturabilir. Ayrıca, Husilerin artan saldırganlığı, Kızıldeniz ve Babül Mendeb Boğazı'ndaki güvenlik endişelerini derinleştiriyor. Türkiye, bölgede diplomasi ve diyalog yoluyla çözümü savunurken, Suudi Arabistan ile ilişkilerini de dengelemeye çalışıyor. ABD'nin olası müdahalesi, bölgesel güç dengelerini etkileyerek Türkiye'nin dış politika hesaplarını zorlaştırabilir. Bu nedenle Ankara, gelişmeleri dikkatle izleyerek, jeopolitik riskleri minimize etme stratejisi izleyecektir.