ABD Başkanı Donald Trump, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile nükleer silahların sınırlandırılmasını ele alacak üçlü bir zirve düzenlemeye açık olduğunu belirtti. Trump, “Nükleer silahlardan arındırma temelinde bir toplantı planlayabiliriz ve bu dünya için çok olumlu bir şey olur” dedi. Açıklama, ABD'nin dış politika gündeminde nükleer silahların kontrolü konusunun yeniden ön plana çıktığını gösteriyor.
Gelişmenin Arka Planı
Trump'ın bu açıklaması, görevine başladığı ilk dönemdeki nükleer diplomasi çabalarını hatırlatıyor. 2018'de Kuzey Kore lideri Kim Jong-un ile yaptığı zirveler ve 2019'da Hanoi'deki görüşme, nükleer silahsızlanma konusundaki kişisel diplomasisinin örnekleriydi. Ancak bu görüşmeler somut bir sonuç vermemişti. Şimdi ise Trump, benzer bir formülü iki büyük nükleer güç olan Rusya ve Çin ile denemek istiyor gibi görünüyor.
Putin ve Şi ile üçlü zirve fikri ilk kez dile getirilmiyor. Daha önce de çeşitli vesilelerle böyle bir toplantı olasılığı konuşulmuş, ancak jeopolitik gerilimler nedeniyle hayata geçirilememişti. Trump'ın son açıklaması, özellikle Ukrayna savaşı ve Tayvan gerilimi gibi mevcut krizlere rağmen, diyalog kapısını açık tutma niyetini yansıtıyor.
Uzmanlar, böyle bir zirvenin gerçekleşmesi halinde nükleer silahların azaltılması konusunda somut adımlar atılmasının zor olduğunu belirtiyor. ABD, Rusya ve Çin'in nükleer stokları ve stratejik öncelikleri farklı. Yine de toplantı, küresel istikrar açısından bir güven artırıcı önlem olarak görülebilir. Trump'ın “çok olumlu bir şey” ifadesi, en azından diyalog kanallarının açılmasına yönelik bir isteği gösteriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Nükleer silahların kontrolü, Soğuk Savaş döneminden bu yana küresel güvenliğin temel meselelerinden biri. ABD ile Rusya arasındaki Yeni START anlaşması 2026'da sona eriyor ve yerine yeni bir anlaşma konusunda belirsizlik sürüyor. Çin ise nükleer arsenalini modernize ediyor ve sayısal olarak artırıyor. Bu bağlamda üçlü bir zirve, yeni bir silahlanma yarışını önlemek için bir fırsat olarak değerlendirilebilir.
Ancak böyle bir toplantının gerçekleşmesi için öncelikle ABD-Rusya ve ABD-Çin arasındaki güven bunalımının aşılması gerekiyor. Ukrayna'daki savaş, Rusya'ya yönelik yaptırımlar, Tayvan konusundaki anlaşmazlık ve teknoloji rekabeti gibi konular, zirve ihtimalini zorlaştırıyor. Yine de Trump'ın açıklaması, diplomasiye alan açma çabası olarak okunabilir.
Trump'ın açıklaması, aynı zamanda ABD'nin nükleer diplomaside liderlik rolü üstlenme isteğini gösteriyor. Seçim kampanyasında sık sık güçlü lider imajı çizen Trump, dış politikada kişisel diplomasiye ağırlık veriyor. Ancak bu tür girişimlerin başarısı, diğer aktörlerin işbirliğine bağlı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Trump'ın olası üçlü zirvesi, Türkiye'nin nükleer silahların kontrolü ve küresel güvenlik mimarisindeki konumu açısından dolaylı ama önemli sonuçlar doğurabilir. Türkiye, NATO üyesi olarak ABD ile müttefik, Rusya ve Çin ile ise diyalog halinde. Böyle bir zirve, nükleer silahların azaltılması konusunda atılacak adımların Türkiye'nin güvenlik çevresini etkileyeceği açık. Ayrıca Türkiye, nükleer enerji programını genişletirken, küresel nükleer düzenlemelerde söz sahibi olmak istiyor. Zirve, Türkiye'nin arabuluculuk veya denge rolünü güçlendirebilir; ancak somut bir sonuç çıkmaması halinde statüko devam eder.