CNN muhabirleri Maggie Haberman ve Jonathan Swan'ın yayımlanan yeni kitabı, ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında Eylül 2020'de gerçekleşen gergin bir telefon görüşmesinin ayrıntılarını ortaya koydu. Görüşmede Trump, Netanyahu'yu Gazze'deki askeri operasyonlar konusunda sert bir dille eleştirdi ve 'Tüm Yahudiler senden bıktı' ifadesini kullandı. İddiaya göre Trump, Netanyahu'nun savaş stratejisini 'felaket' olarak nitelendirdi ve Gazze'deki sivil kayıpların ABD'nin çıkarlarına zarar verdiğini söyledi.
Gergin Görüşmenin Perde Arkası
Kitaba göre, görüşme sırasında Trump, Netanyahu'ya doğrudan 'Gazze'de yaptıkların yüzünden tüm dünya İsrail'e karşı dönüyor. Seni sadece Cumhuriyetçiler değil, Demokratlar da eleştiriyor. Hatta Amerikalı Yahudi seçmenler bile senden bıktı' dedi. Trump, Netanyahu'nun 'Hamas'ı yok etme' hedefini gerçekçi bulmadığını ve sivil ölümlerin durdurulması gerektiğini vurguladı.
Kaynaklara göre, Netanyahu bu eleştirilere şaşırdı ve karşı çıktı. İsrail Başbakanı, 'Biz kendi güvenliğimiz için savaşıyoruz. Hamas hâlâ tehdit oluşturuyor' diyerek kendini savundu. Ancak Trump, 'Seni seçimlerde zor durumda bırakacak bu savaşı sürdürmek yerine anlaşma yapmalısın' şeklinde yanıt verdi.
Bu görüşme, iki lider arasındaki ilişkilerin daha önce bilinmeyen bir boyutunu ortaya koyuyor. Trump'ın İsrail yanlısı politikalarıyla bilinmesine rağmen, Netanyahu'ya karşı bu kadar sert bir çıkış yapması dikkat çekti. Görüşme, Gazze savaşının tırmandığı dönemde gerçekleşmişti ve o günlerde ABD yönetimi, sivil kayıpların artmasından endişe duyuyordu.
ABD-İsrail İlişkilerinde Yeni Kırılma mı?
Haberman ve Swan'ın kitabı, Trump dönemindeki gizli yazışmaları ve telefon görüşmelerini belgeliyor. Özellikle Gazze savaşı sırasında Trump'ın Netanyahu'ya yönelik baskısı daha önce bilinmiyordu. Bu gelişme, iki ülke arasındaki ilişkilerin her zaman pürüzsüz olmadığını gösteriyor. ABD Başkanı Trump, özellikle seçim yılında savaşın kendi siyasi çıkarlarına zarar verdiğini düşünüyordu. Görüşmede Trump, 'Seni kurtarmak için elimden geleni yapıyorum ama sen kendini zora sokuyorsun. İsrail'in itibarı her geçen gün eriyor' dedi.
Uzmanlara göre, bu telefon görüşmesi Trump'ın dış politikada pragmatik ve kendi çıkarlarına odaklı bir lider olduğunu ortaya koyuyor. Trump, İsrail'e koşulsuz destek vermek yerine Netanyahu'yu savaş stratejisini değiştirmeye zorlamıştı. Bu tutum, Trump'ın seçim kampanyasında Arap ve Müslüman ülkelerle ilişkileri güçlendirme çabalarıyla da uyumlu. Görüşmenin sızdırılması, İsrail'de siyasi yankılara yol açarken, Benjamin Netanyahu'nun uluslararası alandaki itibarını da zedelemiş olabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme Türkiye'nin Filistin politikası açısından dolaylı önem taşıyor. Ankara, Gazze'deki sivil kayıpları sürekli eleştirmiş ve ateşkes çağrısı yapmıştı. ABD'nin İsrail'e yönelik bu tür iç baskıları, bölgedeki dengeleri değiştirme potansiyeli taşıyor. Ankara, Trump'ın Netanyahu'ya yönelik eleştirilerinin, ABD'nin İsrail'e koşulsuz destek vermediğini gösterdiğini düşünüyor. Ayrıca, Türk-Amerikan ilişkilerinde İsrail faktörü önemli bir gündem maddesi olmaya devam ediyor. Türkiye, bu tür gelişmeleri kendi çıkarları doğrultusunda kullanabilir ancak ikili ilişkilerde doğrudan bir değişiklik beklenmiyor.