ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'ya, Lübnan'a yönelik politikasında daha "yumuşak" bir yaklaşım benimsemesi tavsiyesinde bulundu. Beyaz Saray kaynaklarına göre Trump, iki lider arasındaki son telefon görüşmesinde, İsrail'in kuzey sınırında artan gerginlik ve Hizbullah'la olası bir çatışma riski karşısında Netanyahu'ya diplomatik yolları ön planda tutması gerektiğini iletti. Görüşme, İsrail'in Gazze'deki operasyonlarının ardından Lübnan sınırında yaşanan çatışmaların tırmanma potansiyeli taşıdığı bir dönemde gerçekleşti. Trump'ın bu çıkışı, bölgede dengeleri yeniden şekillendirebilecek bir adım olarak yorumlanıyor.
Gelişmenin arka planı: Artan sınır gerginliği ve ABD'nin rolü
İsrail-Lübnan sınırı, son haftalarda artan çatışmalara sahne oluyor. İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), Lübnan kaynaklı roket saldırılarına karşılık olarak Hizbullah mevzilerini hedef alırken, karşılıklı ateşkes çağrıları sonuçsuz kaldı. Bu ortamda Trump'ın Netanyahu'ya yönelik "ılımlılık" çağrısı, ABD'nin bölgesel bir savaşın patlak vermesini engelleme çabası olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar, Trump yönetiminin İsrail'e verdiği geleneksel desteğe rağmen, özellikle seçim yılında geniş çaplı bir askeri angajmandan kaçınmak istediğini belirtiyor. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, Trump'ın Netanyahu'ya "durumu sakinleştirme ve diplomatik çözüm arayışına devam etme" tavsiyesinde bulunduğu aktarıldı. Ancak Netanyahu'nun bu tavsiyeye ne ölçüde uyacağı merak konusu. Netanyahu, daha önce yaptığı açıklamalarda Hizbullah'ın varlığını kabul edilemez bulduğunu ve İsrail'in kendini savunma hakkını sonuna kadar kullanacağını vurgulamıştı.
Bölgesel ve küresel boyut: Diplomasi mi, tırmanma mı?
Trump'ın bu müdahalesi, bölgesel güçler arasında farklı yankılar uyandırdı. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi İsrail'le yakınlaşma içinde olan ülkeler, gerilimin düşürülmesinden yana bir tutum sergilerken, İran destekli Hizbullah, Trump'ın çağrısını "bir oyalama taktiği" olarak nitelendirdi. Öte yandan Birleşmiş Milletler Lübnan Özel Koordinatörü, tüm tarafları ateşkese çağırarak, sivil kayıpların önlenmesi gerektiğini belirtti. Fransa ve Almanya'nın da dahil olduğu Avrupa Birliği, diplomatik çabaların yoğunlaştırılmasından yana olduklarını duyurdu. Analistler, Trump'ın mesajının özellikle İsrail'in aşırı sağcı unsurlarını dizginlemeyi hedeflediğini, ancak Netanyahu'nun koalisyon ortaklarının bu yönde bir adıma direnç gösterebileceğini tahmin ediyor. Bölgede olası bir savaşın küresel enerji piyasalarına etkisi de endişe yaratıyor: Doğu Akdeniz'deki doğalgaz yatakları ve Lübnan'ın kıta sahanlığı, tansiyonun yükselmesi halinde yeni bir kriz bölgesi haline gelebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İsrail-Lübnan gerginliğinde tarihsel olarak Lübnan'ın toprak bütünlüğünü ve istikrarını destekleyen bir pozisyonda duruyor. Trump'ın Netanyahu'ya "yumuşak güç" çağrısı, Ankara'nın bölgede diplomatik çözüm vurgusuyla örtüşüyor. Ancak Türkiye, ABD'nin bu tavrının kalıcı olup olmayacağı konusunda temkinli. Eğer gerginlik düşerse, Doğu Akdeniz'deki enerji işbirliği ve Lübnan'ın yeniden imarı sürecinde Türkiye'nin rolü artabilir. Öte yandan, tırmanma durumunda Suriye'deki güç dengeleri ve mülteci krizi Türkiye'yi doğrudan etkileyebilir.