İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, New York Belediye Başkanı Şahana Hanım ve Brooklyn Belediye Başkanı Antonio Reynoso'nun ardından, New York Belediye Başkanı Eric Adams'ın Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin (UCM) kendisi hakkında çıkardığı tutuklama emrini uygulamakla tehdit etmesine sert tepki gösterdi. Netanyahu, Adams'ı 'nefret kusmakla' suçlayarak, bu tür açıklamaların uluslararası hukuka ve diplomatik normlara aykırı olduğunu savundu. Adams, geçen hafta yaptığı açıklamada, Netanyahu'nun New York'a gelmesi halinde UCM kararını uygulayabileceğini söylemiş ancak daha sonra bu sözlerini geri adım atarak, belediye başkanı olarak bu konuda yasal yetkisinin bulunmadığını kabul etmişti.
Gelişmenin arka planı
New York Belediye Başkanı Eric Adams, 20 Mayıs'ta yaptığı açıklamada, Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin (UCM) İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hakkında çıkardığı tutuklama emrini uygulayabileceğini söyledi. Adams, "Eğer adalet istiyorsak, uluslararası hukuka saygı göstermeliyiz" diyerek, UCM'nin kararının bağlayıcı olduğunu ima etti. Ancak sadece bir gün sonra, 21 Mayıs'ta yaptığı yazılı açıklamada Adams, "Belediye başkanı olarak UCM kararlarını uygulama yetkim yok. Bu konuda yasal olarak bir şey yapamam" diyerek sözlerini geri çekti. Adams'ın bu açıklaması, hem İsrail hükümeti hem de Amerikan kamuoyunda geniş yankı buldu. Netanyahu'nun ofisinden yapılan açıklamada, Adams'ın tutumu "nefret dolu ve uluslararası hukuka saygısızlık" olarak nitelendirildi. İsrail Başbakanlık Sözcüsü, "Bu tür açıklamalar, İsrail ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki stratejik ortaklığı zedeler" dedi.
Öte yandan, UCM'nin 20 Mayıs'ta Netanyahu ve İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında, Gazze'deki çatışmalar sırasında işlenen savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar nedeniyle tutuklama emri çıkardığı biliniyor. Mahkeme, özellikle sivillere yönelik saldırılar ve insani yardımın engellenmesi gibi suçlamalara dayanarak bu kararı aldı. UCM'nin bu kararı, birçok ülke tarafından memnuniyetle karşılanırken, İsrail ve müttefikleri tarafından sert bir şekilde eleştirildi. ABD yönetimi, UCM'nin kararını "ahlaki açıdan eşdeğer görmek" olarak nitelendirip karara karşı çıktı. Avrupa Birliği ise kararı destekleyen açıklamalar yaptı.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu olay, uluslararası hukukun uygulanabilirliği ve ülkelerin egemenlik hakları konusundaki tartışmaları yeniden alevlendirdi. UCM'nin kararının, İsrail'in uluslararası alanda izolasyonunu artırabileceği yorumları yapılıyor. Özellikle, bazı Avrupa ülkeleri UCM kararını uygulayacaklarını açıklarken, ABD gibi ülkeler ise kararı tanımadıklarını belirtiyor. Bu durum, uluslararası toplumda ikili bir yaklaşım yaratıyor: Bir yanda hukukun üstünlüğünü ön plana çıkaran ülkeler, diğer yanda siyasi ve stratejik müttefiklik ilişkileri nedeniyle karara karşı çıkan ülkeler.
New York Belediye Başkanı'nın bu açıklamaları, ABD iç siyasetinde de tartışmalara yol açtı. Bazı Demokrat Parti üyeleri Adams'ı desteklerken, Cumhuriyetçiler ve bazı bağımsızlar "uluslararası hukukun ABD'ye dayatılmaması gerektiğini" savundu. Bu olay, ABD'nin uluslararası mahkemelere yaklaşımındaki belirsizliği de gözler önüne serdi. Özellikle, eski Başkan Donald Trump döneminde ABD'nin UCM'ye yönelik yaptırım uygulaması, bu konunun ABD dış politikasında ne kadar hassas olduğunu gösteriyor.
Uzmanlar, bu tür olayların, uluslararası hukukun siyasi bir araç olarak kullanılması riskini artırdığını belirtiyor. İsrail, UCM'yi "siyasi bir mahkeme" olarak nitelendirirken, Filistin tarafı ise kararın adalet için önemli bir adım olduğunu ifade ediyor. Kudüs'teki hükümet, bu kararın İsrail'in meşruiyetini zayıflatacağını düşünürken, uluslararası toplumda bu konuda bir konsensüs sağlanabilmiş değil.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Filistin meselesine verdiği destek bağlamında değerlendirildiğinde önem taşıyor. Türkiye, UCM'nin Netanyahu hakkında verdiği kararı destekleyen ülkeler arasında yer alıyor. Ankara, uluslararası hukukun işlemesinin Filistin halkının haklarını korumak açısından kritik olduğunu savunuyor. Türk hükümeti, bu tür kararların İsrail'i uluslararası toplumda yalnızlaştıracağını ve Filistin davasına katkı sağlayacağını düşünüyor. Ayrıca, Türkiye'nin bu tutumu, Müslüman dünyasındaki liderlik iddiasını güçlendiriyor. Ancak, Ankara'nın özellikle Suriye ve Libya gibi konularda UCM'nin yetkisine ilişkin çekinceleri bulunuyor. Bu nedenle, Türkiye'nin UCM kararlarına genel yaklaşımı, uluslararası hukuk ile ulusal çıkarlar arasında bir denge kurmayı gerektiriyor.