Yemen'deki İran destekli Husilerin Suudi Arabistan'ın Kızıldeniz kıyısındaki petrol tesislerine düzenlediği saldırının ardından Bab el-Mendeb Boğazı'ndan geçen gemi trafiği pazar günü belirgin şekilde azaldı. Kpler verilerine göre, Hürmüz Boğazı'ndaki geçişler de hafta sonu boyunca düşük seyretti. Saldırı, bölgedeki tansiyonu yükseltirken, küresel enerji nakliyatının en kritik geçiş noktalarından birinde güvenlik endişelerini artırdı.
Gelişmenin arka planı
Husiler, Suudi Arabistan'ın Cizan kentindeki bir petrol rafinerisi ile Aramco tesislerini hedef alan insansız hava aracı ve füzelerle saldırı düzenledi. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon, saldırıların püskürtüldüğünü ve sivil kayıp yaşanmadığını açıkladı. Ancak saldırı, Husilerin 2015'ten bu yana devam eden iç savaşta Suudi topraklarına yönelik en kapsamlı eylemlerinden biri olarak değerlendiriliyor.
Bab el-Mendeb Boğazı, Kızıldeniz'i Aden Körfezi'ne bağlayan ve dünya petrol sevkiyatlarının yaklaşık %10'unun geçtiği stratejik bir su yolu. Bu boğazdaki güvenlik tehditleri, küresel enerji fiyatlarını doğrudan etkileyebiliyor. Kpler verilerine göre, pazar günü boğazdan geçen tanker sayısı önceki günlere kıyasla belirgin bir düşüş gösterdi.
Bölgesel ve küresel boyut
Husilerin saldırı kapasitesini artırması, bölgesel güç dengelerini de etkiliyor. Suudi Arabistan'ın Yemen'deki askeri varlığını azaltma çabalarına rağmen, Husilerin uzun menzilli füze ve İHA teknolojilerindeki ilerlemeleri, Körfez ülkelerinin güvenlik hesaplarını zorluyor. Öte yandan, ABD ve Avrupa ülkelerinin İran'la nükleer müzakereleri sürerken, Husilerin İran'dan aldığı desteğin boyutu uluslararası toplumun gündeminde.
Küresel piyasalarda ise saldırının ardından Brent petrol fiyatlarında kısa süreli bir yükseliş yaşandı. Uzmanlar, Hürmüz Boğazı'nın da düşük trafiğiyle birlikte, bölgedeki gerginliklerin sürmesi halinde enerji arz güvenliği konusunda daha ciddi endişelerin doğabileceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bab el-Mendeb ve Hürmüz Boğazı'ndaki bu gelişmeler, Türkiye'nin enerji ithalatının büyük bölümünü gerçekleştirdiği Körfez ve Orta Doğu hatlarını doğrudan ilgilendiriyor. Söz konusu boğazlarda yaşanacak aksaklıklar, Türkiye'nin enerji maliyetlerini artırabilir ve tedarik zincirinde gecikmelere yol açabilir. Türkiye'nin bölgede son dönemde izlediği yumuşama politikası, bu tür krizlerde diyalog kanallarını açık tutma açısından önem taşıyor. Ayrıca, geçmişte Türk gemilerinin de hedef alındığı Kızıldeniz'deki güvenlik riskleri, Türk deniz ticareti ve lojistiği açısından da izlenmesi gereken bir konu olarak öne çıkıyor.