ABD Başkanı Donald Trump, G7 zirvesi marjında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile yaptığı görüşmede, Lübnan'a yönelik askeri operasyonlar konusunda daha ölçülü olunması gerektiğini belirtti ve Beyrut'a düzenlenen son hava saldırısının "aşırı" olduğunu ifade etti. Trump ayrıca, Hizbullah'la mücadelede en yetkin aktörün Suriye lideri Beşar Esad olduğunu savundu.
Trump’ın Netanyahu’ya Yönelik Eleştirileri
G7 Zirvesi'nin ikinci gününde gerçekleşen ikili görüşmede Trump, Netanyahu'ya Lübnan'da sivil kayıpları artıran saldırıların durdurulması çağrısında bulundu. Amerikan başkanı, İsrail'in Hizbullah hedeflerine yönelik hava operasyonlarını "orantısız" olarak nitelendirirken, Tahran destekli örgüte karşı en etkili mücadelenin Şam yönetimi tarafından verilebileceğini ima etti. Trump'ın bu açıklamaları, Washington ve Tel Aviv arasında son dönemde artan görüş ayrılıklarını gözler önüne seriyor. Özellikle İsrail'in Gazze'deki operasyonlarının ardından Lübnan cephesini de açması, ABD yönetiminde bölgesel bir yangının fitilinin ateşlenmesi endişesine yol açmıştı. Trump'ın Esad'a yönelik bu övgüsü, Suriye liderinin Hizbullah üzerindeki tarihsel nüfuzuna işaret ediyor. Esad rejimi, 2011'den bu yana iç savaşta Hizbullah'ın askeri kanadına lojistik ve operasyonel destek sağlarken, Tahran'ın aksine örgütün Lübnan içindeki faaliyetlerini kısıtlama kapasitesine sahip olduğu değerlendiriliyor.
Bölgesel Boyut ve G7’de Yankıları
Trump'ın bu çıkışı, G7 liderleri arasında Orta Doğu politikalarına ilişkin derin ayrışmaları da ortaya çıkardı. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Lübnan'da ateşkes çağrısını yinelerken, Almanya Başbakanı Olaf Scholz İsrail'in kendini savunma hakkını vurguladı. İngiltere Başbakanı Keir Starmer ise Hizbullah'ın uluslararası toplum tarafından terör örgütü olarak tanındığını hatırlatarak, İsrail'in meşru müdafaa hakkına saygı duyulması gerektiğini söyledi. Bu arada İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasır Kenani, Trump'ın Esad'ı "Hizbullah'ın gardiyanı" olarak tanımlamasını sert bir dille eleştirerek, "Suriye halkı ve direniş ekseni, bu tür emperyalist dayatmalara boyun eğmeyecektir" açıklamasında bulundu. Beyrut'taki siyasi analistlere göre Trump'ın bu sözleri, Lübnan'da zaten kırılgan olan siyasi dengeyi daha da karmaşık hale getirebilir. Hizbullah'ın İsrail'e yönelik roket saldırılarını artırdığı bir dönemde, ABD'nin mesajı örgüt içinde farklı yorumlanabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Trump'ın Netanyahu'ya yönelik uyarıları ve Esad'ı Hizbullah'a karşı en yetkin aktör olarak öne çıkarması, Türkiye'nin Suriye politikası açısından kritik bir döneme denk geliyor. Ankara, Esad rejimiyle normalleşme sürecinde ilerlerken, bu hamle Türkiye'nin terörle mücadele stratejisini dolaylı olarak etkileyebilir. ABD'nin Esad'ı terörle mücadelede meşru bir muhatap olarak tanıması, Türkiye'nin PKK/YPG'ye yönelik operasyonlarında Suriye'nin kuzeyindeki dengeleri değiştirebilir. Ayrıca, Hizbullah'ın İran'ın bölgesel nüfuzu için hayati bir aktör olduğu düşünüldüğünde, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği destek ile İsrail'le ticari ilişkileri arasında bir denge kurması gerekecek.