Eski ABD Başkanı Donald Trump, Time dergisine verdiği kapsamlı röportajda İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'yu doğrudan desteklemekten kaçındı. Trump, Netanyahu'yu övmekten geri durmazken, 7 Ekim saldırıları öncesinde kendisine yönelik istihbarat uyarıları iddialarına karşı İsrail liderini savundu. Bu tutum, Trump'ın Beyaz Saray'daki son döneminde İsrail'e verdiği güçlü destek ve Netanyahu ile kurduğu yakın ilişkiye rağmen, seçim kampanyasında İsrail konusunda mesafeli bir çizgi izleyebileceğine işaret ediyor.
Trump'ın Netanyahu'ya desteği neden belirsiz?
Donald Trump, Time dergisinin kendisiyle yaptığı geniş kapsamlı söyleşide, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'ya yönelik doğrudan bir destek ifadesi kullanmaktan özellikle kaçındı. Röportajda Trump, Netanyahu'yu "çok iyi tanıdığını" ve "başarılı bir lider" olduğunu belirtmekle yetindi; ancak ne seçim kampanyasında ne de olası bir yeni başkanlık döneminde Netanyahu'yu açıkça destekleyeceğine dair bir taahhütte bulunmadı. Bu tutum, Trump'ın 2017-2021 yılları arasındaki başkanlığı döneminde İsrail ile kurduğu yakın ilişki ve Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıma, Golan Tepeleri'ndeki İsrail egemenliğini kabul etme gibi adımlarıyla tezat oluşturuyor.
Trump'ın bu mesafeli tavrının arkasında, İsrail'in Gazze'ye yönelik askeri operasyonlarına ilişkin artan uluslararası eleştiriler ve ABD kamuoyundaki bölünmüşlük yatıyor. Özellikle genç seçmenler ve Demokrat Parti tabanında İsrail'e yönelik eleştirilerin artması, Trump'ın da Netanyahu ile arasına mesafe koyma ihtiyacı duyduğunu gösteriyor. Ayrıca Trump, 2020 seçimlerinden sonra Netanyahu'nun kendisini yeterince desteklemediğini düşünüyor; bu kişisel kırgınlık da ilişkilerdeki soğukluğun bir nedeni olarak öne çıkıyor.
Öte yandan Trump, röportajda 7 Ekim 2023'te Hamas'ın İsrail'e yönelik saldırısı öncesinde Netanyahu'ya yönelik istihbarat uyarıları olduğu iddialarına karşı İsrail Başbakanı'nı savundu. Trump, "Netanyahu'nun suçlanmasını gerektirecek bir durum yok" diyerek, istihbarat başarısızlığının faturasının tek başına Netanyahu'ya kesilmesinin doğru olmadığını ifade etti. Bu açıklama, Trump'ın İsrail'in güvenlik politikalarına yönelik eleştirilerin odağını değiştirme çabası olarak yorumlanıyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Trump'ın Netanyahu'yu açıkça desteklememesi, İsrail'in uluslararası alanda yaşadığı yalnızlığı derinleştirebilir. ABD'nin en önemli müttefiklerinden biri olan İsrail için Washington'dan gelecek desteğin belirsizliği, Tel Aviv'in bölgesel politikalarını gözden geçirmesine yol açabilir. Özellikle Gazze'deki çatışmaların sürmesi ve Lübnan sınırında Hizbullah ile artan gerilim, İsrail'in ABD'nin koşulsuz desteğine olan ihtiyacını artırıyor. Trump'ın bu tutumu, İsrail'in askeri operasyonlarını daha da agresifleştirebileceği gibi, aynı zamanda diplomatik çözüm arayışlarını da hızlandırabilir.
Küresel ölçekte ise Trump'ın tavrı, ABD'nin Ortadoğu'daki liderlik rolünü sorgulatıyor. Joe Biden yönetimi, İsrail'e verdiği destek nedeniyle hem içeride hem de dışarıda eleştirilirken, Trump'ın olası bir ikinci döneminde İsrail politikasının nasıl şekilleneceği belirsizliğini koruyor. Bu belirsizlik, İran, Suudi Arabistan ve diğer bölge ülkelerinin stratejik hesaplarını etkileyebilir. Ayrıca, ABD'nin İsrail'e yönelik desteğindeki olası bir azalma, Çin ve Rusya'nın Ortadoğu'da nüfuz alanlarını genişletmesine zemin hazırlayabilir.
Trump'ın röportajda İsrail konusunda net bir taahhütten kaçınması, aslında kasıtlı bir siyasi strateji olarak da okunabilir. Seçim kampanyasında hem İsrail yanlısı hem de İsrail karşıtı seçmenleri aynı anda memnun etmeye çalışan Trump, bu dengeyi korumak için belirsiz bir dil kullanmayı tercih ediyor. Ancak bu belirsizlik, İsrail'in güvenlik endişelerini artırırken, Filistin yanlısı kesimlerde de hayal kırıklığı yaratabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Trump'ın Netanyahu'yu açıkça desteklememesi, Türkiye'nin Ortadoğu politikası açısından önemli bir fırsat penceresi yaratabilir. Türkiye, uzun süredir İsrail'in Gazze'deki operasyonlarını eleştiriyor ve Filistin davasını savunuyor. ABD'nin İsrail'e koşulsuz desteğinde bir gevşeme olması, Türkiye'nin bölgesel diplomatik girişimlerinde elini güçlendirebilir. Ayrıca, olası bir Trump zaferi sonrası ABD-İsrail ilişkilerindeki soğukluk, Türkiye'nin Washington ile yeni bir denge kurmasına imkân tanıyabilir. Ancak Trump'ın öngörülemez politikaları, Türkiye için riskleri de beraberinde getiriyor; zira ABD'nin Suriye'den çekilme veya İran'a yönelik tutumu gibi konularda Türkiye'nin çıkarlarıyla çatışabilecek adımlar atması muhtemel. Bu nedenle Ankara, gelişmeleri dikkatle izlemeli ve diplomatik kanalları açık tutmalı.