ABD Başkanı Donald Trump, savunma harcamalarında tarihi bir artışa imza atarak mühimmat stoklarını yeniden doldurma sözü verse de, bu hedef ülkenin sınırlı üretim kapasitesi ve Kongre'de giderek zorlaşan bütçe müzakereleri nedeniyle gerçekçi olmaktan uzaklaşıyor. Trump yönetiminin 1,5 trilyon dolarlık devasa savunma bütçesi talebi, her geçen hafta Kongre'de daha da az destek bulurken, savunma yüklenicileri mevcut siparişleri dahi zamanında yetiştirememekten şikayetçi. Pentagon yetkilileri, özellikle Ukrayna ve İsrail'e yapılan yardımların ardından kritik mühimmat türlerinde stokların tehlikeli seviyelere düştüğünü belirtiyor. Üretim bantlarının genişletilmesi için yıllar gerektiği düşünülürse, Trump'ın vaat ettiği hızlı toparlanma imkansız görünüyor.
Üretim krizi ve bütçe darboğazı
ABD savunma sanayii, Trump'ın talep ettiği ölçekte bir üretim patlamasına hazır değil. Sektör temsilcilerine göre, mevcut fabrikalar yıllık üretim kapasitelerinin %80-90'ına kadar çalışıyor ancak yeni tesislerin inşası ve iş gücü istihdamı en az 3-5 yıl alıyor. Özellikle 155 mm obüs mermisi, Javelin tanksavar füzesi ve Stinger hava savunma sistemi gibi kritik mühimmatlarda talep, mevcut üretimin iki katına ulaşmış durumda. Pentagon, geçen yıl Kongre'ye sunduğu raporda, mevcut üretim hızıyla kritik stokların ancak 2030 yılında hedef seviyelere ulaşabileceğini açıklamıştı. Bütçe krizi ise tabloyu daha da karmaşık hale getiriyor. Temsilciler Meclisi'ndeki muhafazakar kanat, borç tavanı ve harcama kesintileri konusunda Trump yönetimine karşı direniyor. Geçen hafta yapılan bir oylamada, savunma bütçesinin yalnızca 895 milyar dolarlık kısmı onaylanırken, Trump'ın talep ettiği ek 600 milyar dolarlık fon ertelendi.
Küresel güvenlik dengelerine etkisi
ABD'nin mühimmat stoklarındaki bu darboğaz, küresel güvenlik politikalarını da doğrudan etkiliyor. Ukrayna'ya yapılan askeri yardım, ABD'nin kendi stoklarını tüketirken Avrupalı müttefikler artan talebi karşılamakta zorlanıyor. NATO'nun Avrupa'daki caydırıcılık kapasitesi, kritik mühimmat eksikliği nedeniyle sorgulanır hale geldi. Uzmanlar, ABD'nin aynı anda hem Ukrayna'ya destek vermesinin hem de Asya-Pasifik'te Çin'e karşı kendi caydırıcılığını sürdürmesinin giderek zorlaştığına dikkat çekiyor. Öte yandan, Trump'ın müttefiklerden daha fazla savunma harcaması talep etmesi, NATO içinde yeni bir yük paylaşımı krizini tetikleyebilir. Pentagon sözcüsü, 'Stokları yeniden doldurmak sadece ABD'nin değil, tüm ittifakın sorumluluğudur' açıklamasıyla bu mesajı net bir şekilde verdi. Çin ve Rusya ise ABD'nin bu zafiyetini yakından takip ediyor; Pekin yönetimi, Tayvan krizinde ABD müdahalesinin lojistik olarak mümkün olmayabileceğini savunan raporlar yayınlıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin mühimmat stoku krizi Türkiye için hem fırsat hem risk barındırıyor. Bir yandan, ABD savunma ihracatında olası bir yavaşlama, Türkiye'nin yerli savunma sanayiine yönelmesini hızlandırabilir; MKE ve ASELSAN gibi kurumların mühimmat üretim kapasitesi NATO standardında olup, olası bir talebi karşılayabilir. Öte yandan, NATO içinde yük paylaşımı tartışmaları Türkiye'nin ittifak içindeki konumunu etkileyebilir. ABD'nin Avrupa'daki askeri varlığını azaltması durumunda, Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Kafkaslar'da daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerekebilir. Ayrıca, F-35 programına yeniden dahil olma ve S-400 krizinin çözümü sürecinde, ABD'nin üretim kapasitesindeki darboğaz, Türkiye'ye pazarlık avantajı sağlayabilir. Ancak genel resim, Türkiye'nin savunma alanında daha bağımsız bir politika izlemesini gerektiriyor.