ABD Başkanı Donald Trump'ın yönetimi, Küba'da komünist rejimin bu yaz itibarıyla çökme ihtimaline karşı hazırlık yapıyor. Axios'un özel haberine göre, Beyaz Saray, adanın Yugoslavya benzeri bir kaosa sürüklenmesi durumunda uygulanmak üzere yeni askeri müdahale planları oluşturdu. Trump'ın ekibi, mevcut ekonomik yaptırımları daha da sertleştirerek Küba hükümetine baskıyı artırmayı hedefliyor. Plan kapsamında, Küba'ya yönelik seyahat yasakları ve para havaleleri kısıtlamaları genişletilecek, ayrıca rejime yakın şirket ve kişilere yönelik yeni yaptırım listeleri yayımlanacak. Bu adım, Trump'ın seçim kampanyasında vaat ettiği 'maksimum baskı' politikasının bir parçası olarak görülüyor.
Küba'daki krizin arka planı
Küba, son yıllarda benzeri görülmemiş bir ekonomik krizle boğuşuyor. COVID-19 salgını, turizm gelirlerinin neredeyse tamamen durmasına neden oldu. ABD ambargosu ve Trump döneminde sıkılaştırılan yaptırımlar, ada ekonomisini iyice köşeye sıkıştırdı. Gıda, ilaç ve temel ihtiyaç maddelerinde ciddi kıtlıklar yaşanıyor. Temmuz 2021'de patlak veren kitlesel protestolar, rejimin kırılganlığını gözler önüne sermişti. Gösteriler, Küba tarihindeki en büyük halk ayaklanmasıydı; ancak güvenlik güçlerinin sert müdahalesiyle bastırıldı. O tarihten bu yana binlerce Kübalı ülkeyi terk ederek ABD'ye sığınma başvurusunda bulundu. Uzmanlar, mevcut koşullar altında rejimin ayakta kalmasının zor olduğunu, ancak çöküşün kaotik bir iç savaşa veya bölgesel bir göç krizine yol açabileceği uyarısında bulunuyor. ABD'li yetkililer, bu senaryoya karşı hazırlıklı olmak için Pentagon ile birlikte çalışıyor.
Bölgesel ve küresel boyutu
Küba'nın çöküşü, sadece ABD için değil, tüm Latin Amerika ve Karayipler bölgesi için büyük jeopolitik yansımalar doğuracak. ABD'nin bu hamlesi, Çin ve Rusya'nın bölgedeki etkisini sınırlamayı da hedefliyor. Pekin ve Moskova, Küba'ya ekonomik ve askeri destek sağlayarak Washington'a karşı bir koz olarak kullanıyor. Trump yönetimi, Küba'nın çökmesi halinde Çin'in bölgedeki en önemli müttefikini kaybedeceğini hesaplıyor. Ancak bu politika, ABD'yi uluslararası kamuoyunda eleştiri oklarına hedef yapabilir. BM genel kurulunda her yıl ABD ambargosunu kınayan karar tasarısı, ezici çoğunlukla kabul ediliyor. Avrupa Birliği de ambargonun kaldırılması yönünde çağrı yapıyor. Trump'ın Küba'ya yönelik yeni yaptırımları, ABD'nin müttefikleriyle arasında yeni bir gerilime neden olabilir. Ayrıca, rejimin çökmesi durumunda ortaya çıkacak göç dalgası, ABD'nin güney sınırında büyük bir insani krize yol açabilir. Florida'nın önemli Kübalı-Amerikan nüfusu, Trump'ın politikasını desteklese de, kitlesel göç eyaletin kaynaklarını zorlayabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Küba ile tarihsel olarak iyi ilişkiler kurmuş ve adada bir büyükelçilik açmıştır. Türk özel sektörü, turizm ve inşaat alanında Küba pazarına ilgi göstermektedir. Ancak ABD ambargosu, bu yatırımları sınırlamaktadır. Trump'ın ablukayı sıkılaştırması, Türk şirketlerinin Küba pazarına girişini daha da zorlaştıracak. Ayrıca, Küba'da olası bir çöküş ve kaos, bölgedeki Türk vatandaşlarının tahliyesini gerektirebilir. Türkiye'nin Latin Amerika'daki diplomatik ağını güçlendirme çabaları, bu krizden olumsuz etkilenebilir. Öte yandan, ABD'nin bu hamlesi, Küba'nın Çin ve Rusya'ya daha fazla yaslanmasına yol açarak Ankara'nın bu ülkelerle ilişkilerini etkileyebilir. Sonuç olarak, Türkiye'nin Küba'daki gelişmeleri yakından takip etmesi ve olası senaryolara karşı hazırlıklı olması gerekiyor.