ABD Başkanı Donald Trump, Orta Doğu'da savaşların genişlemesi üzerine Basra Körfezi'ndeki müttefikleriyle kritik bir zirvede bir araya geliyor. İran ile devam eden savaş ve Yemen'de Husiler ile Suudi Arabistan arasındaki çatışmalar, Körfez Arap devletlerini sarmal çatışmalarla yüzleşmeye ve ABD'nin güvenlik garantilerini yeniden değerlendirmeye zorladı. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamaya göre görüşmelerde bölgesel güvenlik, enerji arz güvenliği ve İran'ın artan tehditleri masaya yatırılacak.
Artan Çatışmalar ve Körfez'in İkilemi
İran ile ABD arasındaki gerilim, son aylarda Hürmüz Boğazı'ndaki olaylar ve İran destekli grupların saldırılarıyla yeni bir boyuta taşındı. Yemen'de ise Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon ile Husiler arasındaki savaş yıllardır sürüyor, ancak son dönemde Husi saldırıları Suudi petrol tesislerini ve Kızıldeniz'deki uluslararası deniz trafiğini hedef alarak küresel enerji piyasalarını tehdit ediyor. Bu gelişmeler, Katar, Suudi Arabistan, BAE, Kuveyt, Bahreyn ve Umman gibi Körfez ülkelerini güvenlik stratejilerini gözden geçirmeye itti. ABD'nin bölgedeki askeri varlığını azaltma sinyalleri, Körfez monarşilerinde Washington'a olan güveni sarsmış durumda. Özellikle 2019'da Suudi petrol tesislerine yapılan ve İran'ı işaret eden saldırı sonrası ABD'nin yetersiz yanıtı, Körfez'de derin bir güvensizlik yarattı. Trump yönetimi ise bir yandan İran'a yönelik 'maksimum baskı' politikasını sürdürürken, diğer yandan müttefiklerine daha fazla savunma yükümlülüğü alma çağrısı yapıyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Zirve, sadece ABD-Körfez ilişkileri açısından değil, küresel enerji güvenliği ve jeopolitik denge açısından da kritik. Basra Körfezi, dünya petrol rezervlerinin üçte ikisini barındırıyor ve küresel deniz ticaretinin önemli bir kısmı Hürmüz Boğazı'ndan geçiyor. İran'ın nükleer programındaki ilerleme ve bölgesel yayılmacı politikaları, Körfez ülkelerini İsrail ile gizli iş birliklerine itmiş durumda. Öte yandan, Rusya ve Çin'in bölgede artan etkisi, ABD'nin geleneksel müttefiklik ilişkilerini sorgulatıyor. Çin, İran ve Suudi Arabistan arasındaki arabuluculuk girişimleriyle bölgede yeni bir güç merkezi oluşturma çabasında. Trump'ın zirvede Körfez ülkelerine vereceği mesajlar, ABD'nin bölgedeki liderlik iddiasını sürdürüp sürdüremeyeceğini gösterecek. Ayrıca, İsrail ile Körfez ülkeleri arasındaki normalleşme süreci (İbrahim Anlaşmaları) bu zirvede ele alınabilir. Yemen'deki insani kriz ve Husilerin balistik füze saldırıları, Suudi Arabistan'ın güvenlik endişelerini artırırken, ABD'nin Husilere karşı istihbarat ve lojistik destek sağlaması bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin Körfez müttefikleriyle yapacağı zirve, Türkiye'nin bölgesel çıkarlarını yakından ilgilendiriyor. Türkiye, İran ile karmaşık bir ilişki ağına sahip; bir yandan enerji ihtiyacının önemli bir kısmını İran'dan karşılarken, diğer yandan İran'ın Suriye, Irak ve Yemen'deki vekil güçlerini tehdit olarak görüyor. Körfez ülkeleriyle son yıllarda ilişkilerini normalleştiren Türkiye, bu ülkelerle savunma ve ekonomi alanında iş birliğini derinleştirmek istiyor. ABD'nin Körfez'e yönelik güvenlik taahhütlerindeki belirsizlik, Türkiye'nin bölgede daha aktif bir denge politikası izlemesini gerektirebilir. Ayrıca, Yemen'deki savaşın uzaması ve Husi saldırılarının Kızıldeniz'deki ticareti aksatması, Türkiye'nin deniz ticaret yollarının güvenliği açısından risk oluşturuyor. Zirveden çıkacak kararlar, Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Körfez politikalarını da etkileyecek.