Eski ABD Başkanı Donald Trump'ın, ülkedeki doğum oranını artırmak amacıyla tüp bebek (IVF) tedavilerini yaygınlaştırma planı, yeni bir araştırmayla yeniden gündeme geldi. Georgetown Üniversitesi ve Brookings Enstitüsü tarafından yapılan ortak çalışma, IVF tedavilerinin maliyetinin düşürülmesinin ABD'de yıllık doğum sayısını 16 bine kadar artırabileceğini ortaya koydu. Ancak araştırmacılar, bu artışın ülkenin düşen doğurganlık oranını tersine çevirmek için yeterli olmayacağına dikkat çekiyor. Trump, seçim kampanyasında doğum oranlarını yükseltmek için IVF'yi daha erişilebilir kılma sözü vermişti. Şimdi ise bu vaadin ekonomik ve demografik gerçeklerle ne kadar örtüştüğü sorgulanıyor.
IVF Maliyetleri ve Doğum Oranına Etkisi
Araştırmaya göre, ABD'de bir IVF döngüsünün ortalama maliyeti 20 bin dolar civarında seyrediyor ve bu miktar çoğu aile için ciddi bir engel teşkil ediyor. Trump'ın planı kapsamında, IVF tedavilerinin Medicare veya özel sigorta tarafından karşılanması durumunda, her yıl yaklaşık 16 bin ek doğum gerçekleşebileceği hesaplanıyor. Bu sayı, yılda 3,6 milyon doğumun gerçekleştiği ABD'de toplam artışın yalnızca yüzde 0,4'üne denk geliyor. Oysa ABD'de doğurganlık oranı, nüfusun kendini yenilemesi için gereken 2,1 seviyesinin altında, 1,6 civarında bulunuyor. Araştırmacılar, IVF'nin yaygınlaşmasının doğum oranını sadece sınırlı ölçüde etkileyebileceğini, asıl belirleyici faktörlerin ekonomik koşullar, iş-yaşam dengesi ve gençlerin çocuk sahibi olma isteği olduğunu vurguluyor.
Siyasi Tartışmalar ve Küresel Boyut
Trump'ın IVF vaadi, ABD siyasetinde özellikle Cumhuriyetçi Parti içinde tartışmalı bir konu haline geldi. Partinin muhafazakar kanadı, IVF gibi üreme teknolojilerine sıcak bakmazken, Trump bu konuda daha ılımlı bir tavır sergiliyor. Ancak araştırma sonuçları, sadece maliyet düşürmenin doğum oranını artırmak için yeterli olmadığını gösteriyor. Uzmanlar, bu tür politikaların kadınların doğurganlık çağındaki eğitim ve kariyer hedefleriyle uyumunu da göz önünde bulundurması gerektiğini belirtiyor. Küresel ölçekte birçok gelişmiş ülke benzer bir demografik krizle karşı karşıya. Japonya ve Güney Kore gibi ülkeler, doğum oranlarını artırmak için kapsamlı teşvik programları uyguluyor ancak sonuçlar sınırlı kalıyor. Trump'ın önerisi, ABD'de 2030 yılına kadar nüfusun yaşlanmasıyla birlikte sosyal güvenlik sisteminin sürdürülebilirliği konusundaki endişeleri de beraberinde getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki bu tartışma, Türkiye'nin de benzer demografik zorluklarla karşı karşıya olduğu bir dönemde yaşanıyor. TÜİK verilerine göre Türkiye'de doğurganlık hızı 2023'te 1,51'e gerileyerek nüfus yenileme seviyesinin altına düştü. Türkiye, doğum oranlarını artırmak için çeşitli teşvikler uyguluyor ancak ABD araştırmasının bulguları, teknolojik çözümlerin tek başına yeterli olmayacağını ortaya koyuyor. Türkiye'de de tüp bebek tedavileri SGK kapsamında belirli şartlarla karşılanıyor, ancak uzmanlar maliyetlerin hâlâ yüksek olduğunu belirtiyor. Doğum oranı düştükçe, Türkiye'nin yaşlanan nüfusa bağlı ekonomik ve sosyal sorunlarla boğuşma riski artıyor. Bu nedenle, Trump'ın planına yönelik eleştiriler, küresel bir demografik dönüşümün kaçınılmaz olduğunu ve tek bir politikanın bu sorunu çözemeyeceğini bir kez daha hatırlatıyor.