ABD Başkanı Donald Trump, NBC News’ün "Meet the Press" programına verdiği son röportajda, İran ile kapsamlı bir barış anlaşması sağlanana kadar Tahran yönetiminin dondurulmuş varlıklarını serbest bırakmayacağını ve mevcut yaptırımları kaldırmayacağını söyledi. Trump, anlaşma sonrasında bu adımları değerlendirebileceğini belirtirken, İran’ın nükleer programı ve bölgesel faaliyetlerine ilişkin somut tavizler vermeden herhangi bir ekonomik rahatlamanın söz konusu olmadığını vurguladı.
Gelişmenin arka planı
Trump yönetimi, 2018 yılında dönemin Başkanı’nın İran nükleer anlaşmasından (JCPOA) tek taraflı olarak çekilmesinin ardından Tahran’a karşı “azami baskı” politikasını benimsemişti. Bu kapsamda İran’ın petrol ihracatı, bankacılık sistemi ve diğer kritik sektörlerine yönelik ağır yaptırımlar uygulanmış, ülke ekonomisi ciddi bir darboğaza girmişti. Biden yönetimi ise anlaşmaya dönüş için müzakereleri başlatmış olsa da, Trump’ın açıklamaları seçim öncesi sert tutumunun devam edeceğini gösteriyor. Trump, röportajda İran’ın “masaya eli boş gelmemesi” gerektiğini ima ederek, Tahran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetleri ve bölgesel milis güçlerine verdiği destekten vazgeçmesini şart koştu.
Bölgesel ve küresel boyut
Trump’ın bu açıklaması, İran’ın nükleer programının hızla ilerlediği ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın (UAEA) Tahran’ın yüzde 60’a varan zenginleştirme seviyelerine ulaştığını rapor ettiği bir döneme denk geliyor. İsrail, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi bölgesel aktörler, ABD’nin İran’a karşı kararlı duruşunu yakından takip ediyor. Trump’ın “anlaşma öncesi hiçbir adım atılmaz” söylemi, hem Körfez ülkeleri hem de İsrail tarafından olumlu karşılanırken, Tahran yönetiminden henüz resmi bir yanıt gelmedi. Uzmanlar, Trump’ın bu tutumunun İran’ı müzakere masasına çekmekten ziyade, bölgede gerilimi tırmandırabileceği uyarısında bulunuyor. Özellikle İran’ın ekonomik krizle boğuştuğu bu dönemde, varlıkların dondurulması halkın alım gücünü daha da düşürebilir.
Öte yandan, Avrupa Birliği ve diğer uluslararası aktörler, ABD’nin tek taraflı yaptırımlarının küresel enerji piyasalarını etkilediğini ve İran’ın izolasyonunun bölgesel istikrarsızlığı artırdığını savunuyor. Trump’ın açıklaması, olası bir ikinci döneminde İran politikasının ne kadar sert olacağının da sinyallerini veriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye’nin enerji ithalatı ve komşusu İran ile olan ticari ilişkileri bakımından kritik önem taşıyor. ABD yaptırımlarının devam etmesi, Türkiye’nin İran’dan doğal gaz alımını ve iki ülke arasındaki sınır ticaretini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, İran’ın ekonomik zorlukları, Türkiye’ye yönelik düzensiz göç dalgalarını tetikleyebilir. Türkiye, bir yandan ABD ile ilişkilerini dengelemeye çalışırken, diğer yandan İran’la enerji ve güvenlik iş birliğini sürdürmek zorunda. Trump’ın sert tutumu, Ankara’nın bölgesel diplomaside manevra alanını daraltabilir.