Cumartesi günü şafak öncesi saatlerde Rusya'nın Ukrayna'nın başkenti Kiev'e düzenlediği yoğun balistik füze saldırısında en az 9 sivil hayatını kaybetti, çok sayıda kişi yaralandı. Saldırı, kentin beş farklı bölgesinde büyük hasara yol açarken, ABD Başkanı Donald Trump'ın Ukrayna'ya yönelik hava savunma sistemleri desteğini artırma sözünden geri adım atması, Kiev'in güvenlik endişelerini derinleştirdi. Ukrayna hava savunma sistemleri, gece boyunca onlarca füzeyi etkisiz hale getirmeye çalıştı ancak Rusya'nın ağır bombardımanı karşısında yetersiz kaldı.
Saldırının Ayrıntıları
Ukrayna Devlet Acil Durum Servisi'nden yapılan açıklamaya göre, sabaha karşı 03:00 sularında başlayan saldırıda, Rus güçleri İskender-M balistik füzeleri ve S-300 sistemlerini kullandı. Kiev Belediye Başkanı Vitali Klitschko, Telegram üzerinden yaptığı paylaşımda, kentin Darnytskyi, Holosiivskyi, Solomianskyi, Sviatoshynskyi ve Shevchenkivskyi bölgelerinde patlamalar meydana geldiğini doğruladı. İlk belirlemelere göre, bir apartmanın isabet alması sonucu ilk belirlemelere göre 9 kişi öldü, 12 kişi yaralandı; yaralıların çoğunun durumunun ciddi olduğu bildiriliyor.
Ukrayna Hava Kuvvetleri, toplamda 41 füzenin atıldığını ve 36'sının imha edildiğini açıkladı. Ancak savunma başarısı, saldırının boyutunu azaltmaya yetmedi. Yetkililer, elektrik şebekesinde hasar oluştuğunu ve bazı bölgelerde su kesintileri yaşandığını, Metro sisteminin ise geçici olarak durdurulduğunu aktardı. Saldırıda ayrıca bir çocuk hastanesinin de kısmen hasar gördüğü, ancak hastaların tahliye edildiği öğrenildi.
ABD'nin Desteği ve Stratejik Belirsizlik
Bu saldırı, ABD Başkanı Donald Trump'ın geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamada, Ukrayna'nın hava savunma kapasitesini artırmak için yeni bir paket üzerinde çalıştıklarını duyurmasının ardından geldi. Ancak Trump'ın danışmanları, bu sözün "bir ön değerlendirme" olduğunu ve şu ana kadar somut bir adım atılmadığını belirtti. Beyaz Saray'dan yapılan son açıklamada, Ukrayna'ya ek Patriot bataryaları gönderme konusunda "henüz nihai bir karar verilmediği" ifade edildi. Bu belirsizlik, Kiev yönetiminde hayal kırıklığı yarattı.
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Her gece gökyüzüne baktığımızda, yalnız olmadığımızı bilmek istiyoruz" diyerek Batı'nın desteğine vurgu yaptı. Zelenski, hava savunma sistemlerinin güçlendirilmesi için acil toplantı talep etti ve "Sivilleri korumak için her dakika önemli" ifadelerini kullandı. ABD'li yetkililer ise Ukrayna'ya yönelik hava savunma desteğinin devam edeceğini, ancak mevcut bütçe kısıtları nedeniyle önceliklerin yeniden değerlendirildiğini savunuyor.
Bölgesel Etkiler ve Küresel Güvenlik
Saldırı, Rusya'nın Ukrayna'nın enerji altyapısına yönelik "kış saldırısı" stratejisinin bir parçası olarak görülüyor. Uzmanlar, Moskova'nın sivil halkı hedef alarak Ukrayna'nın direncini kırmayı ve Batı'nın desteğini zayıflatmayı amaçladığını belirtiyor. Kiev'in hava savunmasındaki açık, ülkenin güvenliğini doğrudan tehdit ederken, NATO'nun doğu kanadında da endişe yaratıyor. Polonya ve Romanya gibi sınır ülkeleri, hava sahalarının ihlal edilmesi riskine karşı alarm durumuna geçti.
Rusya Savunma Bakanlığı ise saldırının "Ukrayna'nın askeri komuta merkezleri ve enerji tesislerine" yönelik olduğunu, sivil kayıpların ise "Ukrayna hava savunma sistemlerinin füzelerinin düşmesi sonucu" meydana geldiğini iddia etti. Bu iddialar bağımsız kaynaklarca doğrulanmadı. Uluslararası Kızıl Haç Komitesi, sivillerin korunması çağrısında bulundu ve taraflara uluslararası insancıl hukuk kurallarına uymaları yönünde çağrı yaptı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu saldırı, Karadeniz'deki güvenlik dengelerini doğrudan etkiliyor. Türkiye, Montrö Sözleşmesi çerçevesinde boğazlardan geçişleri düzenleyen ve Ukrayna ile Rusya arasında arabuluculuk girişimlerinde bulunan bir aktör olarak, bu tür gelişmelerde önemli bir konumda. Saldırı, bölgede gerilimin yükselmesine yol açabilir ve Türkiye'nin tahıl koridoru anlaşması gibi inisiyatiflerini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, ABD'nin güvenilirliği erozyona uğrarken, Türkiye'nin NATO içindeki rolü ve savunma sanayii işbirlikleri (örneğin SİHA'lar) bu bağlamda daha da kritik hale gelebilir. Ankara'nın hem Kiev hem Moskova ile dengeli ilişkiler kurma politikası, bu süreçte daha da önem kazanıyor.