Filistin Sağlık Bakanlığı, bugün düzenlenen İsrail saldırılarında en az 7 kişinin hayatını kaybettiğini duyurdu. Bakanlıktan yapılan açıklamada, ölenler arasında kadın ve çocukların da bulunduğu belirtilirken, yaralı sayısının da yüksek olduğu ifade edildi. Saldırıların büyük bir kısmı Gazze Şeridi'nin orta ve güney kesimlerinde yoğunlaşırken, Batı Şeria'da da hava saldırıları rapor edildi. İsrail ordusu ise saldırıların "Hamas'ın altyapısını hedef aldığını" öne sürdü. Ancak sahadan gelen görgü tanığı ifadeleri, sivil kayıpların boyutunu gözler önüne seriyor.
Gelişmenin Arka Planı
İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırıları, 7 Ekim 2023'te Hamas'ın düzenlediği sınır ötesi operasyonun ardından başlayan ve aylardır süren geniş çaplı askeri harekâtın parçası olarak devam ediyor. Filistin Sağlık Bakanlığı'nın verilerine göre, çatışmaların başladığı günden bu yana Gazze'de ölenlerin sayısı 40 bini aşmış durumda. Yaralı sayısı ise 90 binin üzerinde. Saldırılarda çoğunlukla sivil yerleşimler, okullar ve hastaneler hedef alındı; bu durum uluslararası toplumun sert tepkisine yol açtı.
Bugünkü saldırıların özellikle el-Mevasi bölgesinde yoğunlaştığı bildiriliyor. Burası, İsrail tarafından "güvenli bölge" ilan edilmesine rağmen daha önce de bombalanmıştı. Yerel kaynaklar, saldırılarda bir ailenin tamamen yok olduğunu, kurtarma ekiplerinin enkaz altından cesetleri çıkarmak için yoğun çaba harcadığını aktarıyor. Ayrıca, Deyr el-Belah'ta bir eve düzenlenen saldırıda 3 kişinin öldüğü, onlarca kişinin yaralandığı belirtildi.
İsrail ordusu, saldırıların ardından yaptığı yazılı açıklamada, "Hamas'ın savaşçılarının sivil binalarda saklandığı" iddiasını yineledi. Ancak bu tür iddialar, uluslararası insan hakları örgütleri tarafından defalarca çürütüldü; örgütler, İsrail'in orantısız güç kullandığını ve sivil kayıpların önlenmesi için uluslararası hukuka uyması gerektiğini vurguluyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu saldırılar, sadece Filistin topraklarını değil, tüm bölgeyi etkileyecek sonuçlar doğuruyor. Mısır ve Katar'ın arabuluculuğunda yürütülen ateşkes müzakereleri, taraflar arasındaki güven eksikliği nedeniyle defalarca kesintiye uğradı. Bugünkü saldırıların, müzakerelerin geleceğini olumsuz etkilemesi bekleniyor. Siyasi analistler, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hükümetinin, ülke içinde artan muhalefete rağmen askeri harekâtı sürdürerek oyalama politikası izlediğini savunuyor.
Bölgesel açıdan bakıldığında, İran destekli grupların İsrail'e yönelik tehditleri tırmanışa geçmiş durumda. Lübnan'dan Hizbullah, Yemen'den Husiler ve Suriye'deki İran bağlantılı milisler, Gazze'deki durumu gerekçe göstererek İsrail hedeflerine saldırılar düzenliyor. Bu da bir bölgesel savaş riskini beraberinde getiriyor. Uluslararası toplum, tansiyonun düşürülmesi çağrılarında bulunsa da somut adım atmaktan kaçınıyor. ABD'nin İsrail'e verdiği koşulsuz destek, uluslararası hukukun ihlal edildiği yönündeki eleştirileri artırıyor; hatta bazı Avrupa ülkeleri, İsrail'e silah satışını durdurma kararı aldı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasına verdiği destekle bilinmekle birlikte, son dönemde İsrail ile ilişkileri normale döndürme çabaları içinde. Bu saldırılar, Türk kamuoyunda büyük tepki yaratacak ve hükümet üzerinde baskı oluşturabilir. Türk hükümeti, uluslararası platformlarda Filistin'i savunmaya devam ederken, bölgede istikrarın sağlanması için ateşkes girişimlerini destekliyor. Ancak Türkiye'nin, özellikle enerji kaynakları ve ticaret yolları açısından bölgedeki çıkarları, çatışmanın derinleşmesinden olumsuz etkilenebilir. Ayrıca, Türkiye'de artan Filistin yanlısı duyarlılık, hükümetin daha aktif bir arabuluculuk rolü üstlenmesi yönünde beklentileri güçlendiriyor.