ABD Başkanı Donald Trump, Cuma günü yaptığı açıklamada, Çin veya Rusya'nın İran'a silah sağlaması durumunda bunun "çok kötü" olacağını belirtti. Trump, iki ülkenin de bu yönde bir taahhütte bulunduğuna inandığını ifade etti. Trump, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile yakın zamanda yaptıkları görüşmede Xi'nin kendisine bu konuda güvence verdiğini söyledi. Bu açıklamalar, İran'ın nükleer programı ve bölgesel faaliyetleri konusunda tansiyonun yüksek olduğu bir dönemde geldi.
Trump'ın uyarısı ve arka plan
Trump, Beyaz Saray'da gazetecilere yaptığı açıklamada, "Çin veya Rusya'nın İran'a silah sağlaması çok kötü olur. Onların bunu yapmayacaklarına dair bana güvence verdiler. Umarım sözlerini tutarlar" dedi. ABD Başkanı, özellikle Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile geçtiğimiz hafta yaptığı görüşmeye atıfta bulunarak, "Xi bana söz verdi" ifadelerini kullandı. Trump'ın bu yorumları, İran'a yönelik uluslararası silah ambargosunun Ekim 2020'de sona ermesinin ardından geldi. Bu tarihten itibaren İran'ın Rusya'dan S-400 hava savunma sistemi ve Su-35 savaş uçağı satın alma arayışında olduğu, ayrıca Çin ile askeri iş birliğini derinleştirdiği biliniyor.
ABD yönetimi, İran'ın bölgedeki vekil güçlere silah sağlamasını engellemek ve nükleer programını durdurmak için diplomatik baskıyı artırmış durumda. Trump, İran'a yönelik "maksimum baskı" politikasını yeniden uygulamaya koymuş, ancak bu kez Çin ve Rusya'nın tutumunun belirleyici olacağını savunuyor. Uzmanlar, Çin ve Rusya'nın İran'a silah satmasının küresel güç dengelerini değiştirebileceğini, bunun da Orta Doğu'da yeni bir silahlanma yarışını tetikleyebileceğini belirtiyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İran, son yıllarda Rusya ve Çin ile askeri ve ekonomik iş birliğini artırmış durumda. Özellikle Rusya ile Ukrayna savaşı sırasında İran, Rusya'ya insansız hava araçları (İHA) tedarik etti. Bu durum Batı ülkelerinin tepkisini çekmiş, ABD ve müttefikleri İran'a yönelik yeni yaptırımlar uygulamıştı. Trump'ın son uyarısı, İran'ın bu iş birliğini daha da derinleştirmesinin önüne geçmeyi amaçlıyor gibi görünüyor.
Çin ise İran ile 25 yıllık stratejik bir iş birliği anlaşması imzalamış durumda ve enerji alanında önemli bir ticaret ortağı. Ancak Çin, İran'a silah satışı konusunda ABD ile doğrudan bir karşı karşıya gelmekten kaçınmaya çalışıyor. Rusya ise Suriye'deki varlığı nedeniyle İran'la koordinasyon halinde, ancak Batı yaptırımları nedeniyle de silah satışı konusunda temkinli davranıyor. Trump'ın tehdidi, bu dengeleri değiştirebilir.
İsrail ve Suudi Arabistan gibi bölgesel aktörler, İran'ın silahlanmasını doğrudan tehdit olarak görüyor. İsrail, İran'ın nükleer tesislerine yönelik olası bir askeri müdahaleyi sürekli gündemde tutuyor. ABD'nin bu uyarısı, müttefiklerine güven mesajı verirken, İran'a karşı uluslararası bir cephe oluşturma çabası olarak da yorumlanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile komşu olmanın getirdiği hassas dengeleri yönetmeye çalışıyor. Bu gelişme, Türkiye'nin enerji ithalatında önemli bir rol oynayan İran ile ticari ilişkilerini etkileyebilir. Ayrıca, bölgesel güvenlik açısından İran'ın silahlanması, Türkiye'nin güney sınırlarında istikrarsızlığı artırabilir. Türkiye, ABD ve Rusya arasındaki gerilimi dengelemeye çalışırken, İran'a yönelik yaptırımların artması, Ankara'nın dış politika manevra alanını daraltabilir. Öte yandan, Türkiye'nin kendi savunma sanayii hamleleri, bu tür jeopolitik baskılara karşı bir çeşit sigorta işlevi görebilir.