ABD Başkanı Donald Trump, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in İran ile yaşanan savaşta "tarafsız" bir tutum sergilediklerini belirterek, bu ülkelerin savaşın tırmanmasını engellemek için itidalli bir duruş sergilediklerini ifade etti. Trump, Fransa'nın Evian-les-Bains kentinde düzenlenen G7 zirvesi sonrası gazetecilere yaptığı açıklamada, Xi ve Putin'in kriz sırasında kendilerine herhangi bir tehdit oluşturmadıklarını ve bu nedenle minnettar olduğunu dile getirdi. Reuters muhabirleri Steve Holland ve Trevor Hunnicutt'un aktardığına göre, Trump, savaşın başından bu yana Rusya ve Çin'in aktif olarak taraf tutmaktan kaçındığını, bunun da çatışmanın daha geniş bir bölgesel savaşa dönüşmesini önlediğini savundu. Bununla birlikte, Trump, savaşın başlamasında İran'ın provokasyonlarının etkili olduğunu yineledi.
Gelişmenin Arka Planı
ABD ile İran arasında yıllardır devam eden gerginlik, son haftalarda sıcak çatışmaya dönüşmüştü. Trump yönetimi, İran'ın nükleer programı ve bölgesel faaliyetleri nedeniyle yaptırımları artırmış, İran ise Basra Körfezi'nde ABD unsurlarına yönelik saldırılarla karşılık vermişti. Çatışmaların tırmanmasıyla başta Rusya ve Çin olmak üzere büyük güçlerin tutumu kritik bir önem kazanmıştı. Pekin ve Moskova, çatışma boyunca askeri olarak doğrudan müdahil olmaktan kaçınırken, İran'a diplomatik ve ekonomik desteklerini sürdürdüler. Özellikle Rusya, BM Güvenlik Konseyi'nde ABD'nin sert yaptırım kararlarını veto etme tehdidinde bulunurken, Çin ise ticari ilişkilerini İran'la devam ettirdi. Trump'ın bu teşekkürü, aslında bir anlamda iki ülkenin dengeli politikasını takdir etme anlamına geliyor. Ancak bazı analistler, Trump'ın bu açıklamasının, kendi ülkesindeki iç siyasi sorunları gölgelemek için bir kamu diplomasisi hamlesi olduğunu da ileri sürüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İran savaşı, yalnızca Orta Doğu'yu değil, küresel enerji piyasalarını ve uluslararası ilişkileri de derinden etkiledi. ABD'nin İran'a yönelik askeri operasyonları, petrol fiyatlarında keskin dalgalanmalara yol açarken, Rusya ve Çin'in tarafsız tutumu, çatışmanın daha da yayılmasını engelledi. Uzmanlar, Pekin ve Moskova'nın bu tutumunun, kendi çıkarlarına hizmet ettiğini vurguluyor. Çin, İran'dan petrol ithalatını sürdürerek enerji arz güvenliğini sağlarken, Rusya ise silah satışları ve diplomatik destekle nüfuzunu artırdı. İki ülke de ABD'nin bölgedeki hegemonyasına karşı ortak bir duruş sergilerken, aynı zamanda doğrudan savaşa girme riskini almamaya özen gösterdi. Bu strateji, uluslararası sistemdeki çok kutuplu yapının bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Trump'ın Xi ve Putin'e teşekkür etmesi, aslında bu yeni dengeleri tanıdığına işaret ediyor. Öte yandan, savaşın sonuçları henüz netleşmiş değil; İran'ın yanı sıra Irak, Suriye ve Yemen gibi ülkelerdeki dengeler de değişmeye devam ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran savaşının başından bu yana arabulucu rolü üstlenmeye çalışırken, hem ABD hem de İran ile diplomatik kanalları açık tuttu. Ankara için asıl endişe, çatışmanın Suriye ve Irak'taki dengeleri bozması ve PKK/YPG gibi terör örgütlerine yeni alan yaratmasıydı. Trump'ın Çin ve Rusya'nın tarafsızlığına vurgu yapması, Türkiye'nin de bölgede benzer bir denge politikası izleme potansiyelini akla getiriyor. Ancak Ankara, NATO üyesi olarak ABD ile ittifakını korumak zorundayken, Rusya ve İran ile de iş birliği yapmaktadır. Bu nedenle, Türkiye'nin pozisyonu, büyük güçlerin tarafsızlığına kıyasla daha karmaşıktır.