ABD Başkanı Donald Trump, Batı Asya’daki askeri operasyonlara ilişkin yaptığı açıklamada, İran’a yönelik saldırıların henüz sona ermediğini belirtti. Bu ifadeler, ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth’in, İran ile yaşanan savaşın şu ana kadar ABD’ye 37,5 milyar dolara mal olduğunu açıklamasının ardından geldi. Trump, “İşimiz henüz bitmedi” diyerek bölgedeki askeri varlığın süreceğini ima etti. Gelişme, Tahran yönetiminin son haftalarda artan askeri hareketliliği ve nükleer müzakerelerdeki tıkanıklık göz önüne alındığında, tansiyonun yeniden yükseldiği bir döneme denk geliyor.
ABD’nin maliyet açıklaması ve operasyonların seyri
Savunma Bakanı Hegseth, Kongre’ye sunduğu yazılı ifadede, İran’a karşı yürütülen hava ve deniz harekâtlarının toplam maliyetinin 37,5 milyar dolar olduğunu doğruladı. Bu rakam, personel lojistiği, mühimmat tüketimi, istihbarat faaliyetleri ve bölgeye konuşlandırılan ek birliklerin masraflarını kapsıyor. Hegseth, operasyonların ABD’nin caydırıcılık kapasitesini artırdığını ancak mali yükün sürdürülebilir olması için müttefiklerin de katkı sağlaması gerektiğini vurguladı. Pentagon kaynaklarına göre, son dört ayda İran’a ait 200’den fazla hedef vurulurken, insansız hava araçları ve füzelerin yoğun kullanımı maliyeti artıran başlıca etken oldu.
Trump’ın “bitmedi” sözü, özellikle İran’ın nükleer tesislerine yönelik bir kara harekâtı ihtimalini gündeme getirdi. Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada, “İran’ın nükleer silah elde etmesini engellemek için her seçenek masada” denilirken, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) bölgedeki askeri yığınağı artırdı. Bu kapsamda Basra Körfezi’ne ikinci bir uçak gemisi gönderilirken, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki üslerde savaş uçağı sayısı ikiye katlandı.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Trump’ın açıklamaları, Ortadoğu’da halihazırda var olan istikrarsızlığı daha da derinleştirme potansiyeli taşıyor. İran, ABD’nin son saldırılarına misilleme olarak Hürmüz Boğazı’nda deniz trafiğini engelleme tehdidini yinelerken, Irak ve Suriye’deki vekil güçlerini harekete geçirdi. Bölgedeki petrol fiyatları, haberin ardından yüzde 4 yükselerek varil başına 92 doların üzerine çıktı. Uzmanlar, geniş çaplı bir savaşın küresel enerji arzını ciddi şekilde kesintiye uğratabileceği uyarısında bulunuyor. Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler, tarafları itidal çağrısı yaparken, Rusya ve Çin ise ABD’yi tek taraflı eylemlerle bölgesel barışı tehdit etmekle suçladı. Bu durum, küresel güç dengelerinde yeni bir kriz hattı oluşturma riski taşıyor.
İran’ın nükleer programındaki ilerleme, ABD’nin askeri seçeneklere yönelmesinde belirleyici faktör olarak öne çıkıyor. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın (IAEA) son raporu, İran’ın uranyum zenginleştirme seviyesini yüzde 60’a çıkardığını ve bu oranın silah yapımına çok yakın olduğunu ortaya koydu. Trump yönetimi, müzakerelerin tıkandığı noktada askeri baskıyı artırarak Tahran’ı masaya çekmeyi hedefliyor. Ancak İran, ABD’nin geri adım atmaması halinde Körfez’deki ABD üslerine füze saldırısı düzenlemekle tehdit ediyor. Bu tehdit, Suudi Arabistan ve BAE gibi müttefiklerin de güvenlik endişelerini artırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile sınır komşusu olması ve enerji ihtiyacının önemli bir kısmını bu ülkeden karşılaması nedeniyle gelişmelerden doğrudan etkileniyor. ABD’nin İran’a yönelik saldırılarının genişlemesi, Türkiye’nin güney sınırında yeni bir göç dalgası ve güvenlik riski yaratabilir. Ayrıca, Hürmüz Boğazı’nın olası bir çatışmada kapanması, Türkiye’nin petrol ve doğalgaz tedarik fiyatlarını yukarı çekerek ekonomiyi zorlayabilir. Ankara, hem ABD hem İran ile diyalog kanallarını açık tutarken, askeri çatışmanın bölgesel istikrarı bozmasını engellemek için diplomatik girişimlerini artırmalıdır. Türkiye’nin NATO müttefiki olarak itidale çağırması ve uluslararası hukuku öncelemesi beklenir.