ABD'li yetkililer, Başkan Donald Trump yönetiminin İran'la yürüttüğü nükleer müzakerelerde, Tahran'ın elindeki zenginleştirilmiş uranyum stoklarının tamamen imha edilmesini hedeflediğini açıkladı. Ancak anlaşmanın teknik detayları ve uygulama takvimi henüz netleşmiş değil. Beyaz Saray'dan üst düzey bir kaynak, müzakerelerin kritik bir aşamaya geldiğini ve önümüzdeki haftalarda somut adımlar atılabileceğini belirtti. İran ise henüz resmi bir yanıt vermedi.
Müzakerelerin arka planı
Trump yönetimi, 2018'de Obama döneminde imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı'ndan (KOEP) tek taraflı çekilmiş ve İran'a karşı maksimum baskı politikası başlatmıştı. Bu süreçte İran, nükleer programını hızlandırarak uranyum zenginleştirme seviyesini yüzde 60'a kadar yükseltti. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'na (UAEA) göre, İran'ın stokladığı düşük ve orta düzey zenginleştirilmiş uranyum miktarı, anlaşma sınırlarının katbekat üzerinde.
Yeni müzakerelerde ABD, İran'ın nükleer bomba üretme kapasitesini tamamen ortadan kaldırmak için tüm zenginleştirilmiş uranyumun ülke dışına çıkarılmasını veya fiziksel olarak imha edilmesini talep ediyor. Buna karşılık İran'ın, nükleer programını barışçıl amaçlarla sürdürebilmesi için belirli bir oranda zenginleştirme yapmasına izin verilmesi bekleniyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İran'ın nükleer programı, sadece ABD-İran ilişkilerini değil, Orta Doğu'nun güvenlik dinamiklerini de doğrudan etkiliyor. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve İsrail, Tahran'ın nükleer silah elde etmesi durumunda bölgesel bir silahlanma yarışının başlayacağından endişe ediyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu daha önce İran'ın nükleer tesislerine askeri müdahale seçeneğini masadan kaldırmadıklarını belirtmişti.
Küresel ölçekte ise anlaşmanın başarısız olması, nükleer silahların yayılmasını önleme rejimini zayıflatabilir. Rusya ve Çin, müzakerelerde İran'ın yanında yer alırken, Avrupa Birliği arabuluculuk rolü üstleniyor. Uzmanlar, taraflar arasındaki güven eksikliğinin anlaşmayı zora soktuğunu ancak diplomasinin hâlâ en rasyonel seçenek olduğunu vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran'la 535 kilometrelik ortak sınırı bulunan bir komşu olarak nükleer krizden doğrudan etkilenecek ülkelerin başında geliyor. Olası bir askeri çatışma veya yaptırım rejimi, Türkiye'nin enerji arz güvenliğini ve İran'la ticaret hacmini (yaklaşık 10 milyar dolar) olumsuz etkileyebilir. Ankara, Tahran'ın nükleer silah edinmesine karşı olmakla birlikte, diyaloğun kesintisiz sürmesinden yana. Türkiye'nin, hem Batı ittifakındaki konumunu hem de İran'la pragmatik ilişkilerini dengelemesi gerekecek.