Türkiye, Suriye'nin diplomatik ve hususi pasaport sahiplerine yönelik vize uygulamasını kaldırarak iki ülke arasındaki ilişkilerde önemli bir adım attı. Resmi Gazete'de yayımlanan karara göre, Suriye Arap Cumhuriyeti'nin diplomatik, hizmet ve hususi pasaport sahipleri, Türkiye'ye yapacakları seyahatlerde vizeden muaf tutulacak. Karar, iki ülke arasındaki diplomatik temasların artırılması ve bölgesel iş birliğinin güçlendirilmesi açısından sembolik bir önem taşıyor.
Gelişmenin arka planı
Türkiye ile Suriye arasındaki ilişkiler, 2011'de başlayan iç savaşın ardından kopma noktasına gelmişti. Ankara, Şam yönetimini meşruiyetini kaybetmiş olarak görmüş ve Beşar Esad'ın devrilmesi çağrılarında bulunmuştu. Ancak son yıllarda bölgesel dinamiklerdeki değişim ve Rusya'nın arabuluculuk çabaları, iki ülke arasında istihbarat düzeyinde görüşmelerin başlamasına zemin hazırladı. 2022'den itibaren dışişleri bakanları düzeyinde ilk temaslar gerçekleşti. Bu süreçte, sınır güvenliği, terörle mücadele ve Suriyeli mültecilerin geri dönüşü gibi konular masaya yatırıldı. Vize muafiyeti kararı, bu normalleşme sürecinin somut bir yansıması olarak okunuyor.
Suriye tarafından da benzer adımların gelmesi bekleniyor. Şam yönetimi, Türk yetkililere vize muafiyeti tanınması konusunda olumlu sinyaller veriyor. Ancak iki ülke arasında hala çözülmemiş pek çok sorun bulunuyor: PKK/PYD unsurlarının sınır hattındaki varlığı, siyasi sürecin geleceği ve İdlib'deki askeri durum. Buna rağmen, vize muafiyeti gibi teknik adımlar, güven artırıcı önlemler olarak değerlendiriliyor.
Bölgesel dinamikler ve uluslararası yansımalar
Türkiye'nin bu kararı, bölgesel dengeler açısından da kritik bir zamanda geldi. Rusya'nın Ukrayna savaşı nedeniyle Suriye'deki askeri varlığını yeniden şekillendirmesi ve ABD'nin bölgeden çekilme sinyalleri, Şam ile Ankara arasında yeniden köprü kurulmasını hızlandırdı. İran da Türkiye ile Suriye arasındaki görüşmeleri desteklerken, Arap ülkelerinin Esad yönetimiyle ilişkilerini normalleştirme çabaları devam ediyor. Bu bağlamda, vize muafiyeti, Türkiye'nin Arap dünyasıyla ve Suriye ile ilişkilerini onarmaya yönelik daha geniş bir stratejinin parçası olarak görülüyor.
Ayrıca, bu adım, iki ülke arasındaki ticari ve ekonomik ilişkilerin canlanmasına da katkı sağlayabilir. Savaş öncesinde Türkiye, Suriye'nin en büyük ticaret ortaklarından biriydi ve iki ülke arasındaki sınır kapıları, bölgesel ticaretin can damarını oluşturuyordu. Vize serbestisi, iş insanlarının seyahatlerini kolaylaştırarak yeniden ticaret köprülerinin kurulmasına yardımcı olabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'nin Suriyeli diplomatik pasaport sahiplerine vize muafiyeti tanıması, dış politikada pragmatik bir yaklaşımın göstergesi. Ankara, sahadaki gerçekleri göz önünde bulundurarak Şam ile diyaloğu sürdürülebilir bir zemine oturtmaya çalışıyor. Bu adım, Türkiye'nin sınır güvenliğini sağlama ve Suriyeli mültecilerin gönüllü geri dönüşünü kolaylaştırma hedefleriyle örtüşüyor. Aynı zamanda, Rusya ve İran ile yürütülen Astana sürecinde Türkiye'nin etkinliğini artırabilir. Ancak, PKK/YPG'nin Suriye'deki varlığı ve terörle mücadele konusundaki hassasiyetler göz önüne alındığında, bu normalleşme sürecinin uzun ve kırılgan olduğu açık. Karar, kısa vadede sembolik bir adım olarak değerlendirilse de, gelecekteki diplomatik ve ekonomik iş birliğinin habercisi olabilir.