ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın geniş balistik füze cephaneliğini korumasına izin verilmesini savundu. Trump, Fransa'nın Biarritz kentinde düzenlenen G7 Zirvesi'nin ardından düzenlediği basın toplantısında, İran ile Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması için yürütülen müzakerelerde, Tahran'ın füze programının bir pazarlık konusu olmadığını belirtti. Başkan, "İran'ın füzeleri var, bunu biliyoruz. Bu yeni bir şey değil. Biz o füzelerle uğraşmak yerine, Körfez'deki müttefiklerimizle birlikte deniz güvenliğini sağlamaya odaklanacağız" ifadelerini kullandı.
G7 Zirvesi'nde İran dosyası
Trump'ın bu açıklaması, özellikle İsrail ve Suudi Arabistan başta olmak üzere bölgesel müttefikler arasında rahatsızlık yarattı. İran'ın balistik füze kapasitesinin gelişimi, uzun süredir Körfez ülkeleri ve İsrail için ciddi bir tehdit olarak görülüyor. Trump yönetimi ise, füze konusunun doğrudan bir tehdit oluşturmadığını, asıl hedefin deniz yollarının güvenliği olduğunu vurguluyor. Zirvede, İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'nin Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron aracılığıyla Hürmüz Boğazı'nın açılması karşılığında bazı yaptırımların hafifletilmesini önerdiği bir plan masaya yatırıldı.
Macron, İran'ın nükleer anlaşma kapsamındaki yükümlülüklerine geri dönmesi ve bölgesel gerginliklerin azaltılması için yoğun diplomatik çaba harcıyor. Trump ise İran'dan herhangi bir taviz almadan da anlaşmaya varılabileceğini ima ederek, "Biz sadece gemilerimizin güvenli geçişini istiyoruz. İran'ın füzeleriyle başka ülkeler ilgilensin" dedi. Bu tutum, ABD'nin geleneksel müttefiklerini hayal kırıklığına uğratırken, İran'a verilen bir ödün olarak yorumlanıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İran'ın füze programı, 2015 yılında imzalanan nükleer anlaşmanın (JCPOA) dışında tutulmuştu. Trump'ın 2018'de anlaşmadan çekilmesi ve yeniden yaptırım uygulaması, Tahran'ı nükleer faaliyetlerini artırmaya itti. İran şu anda uranyum zenginleştirme seviyesini yüzde 4,5'e çıkarmış durumda. Uzmanlar, füze cephaneliğinin İran için caydırıcılık aracı olduğunu ve bu nedenle Tahran'ın bu konuda taviz vermeyeceğini belirtiyor. Öte yandan, Hürmüz Boğazı dünya petrol arzının yüzde 20'sinin geçtiği kritik bir nokta. Geçen hafta meydana gelen tanker saldırıları ve gerginlikler, bölgedeki deniz ticaretini tehdit ediyor.
Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, Trump'ın füze konusundaki tavrından endişe duyuyor. Riyad yönetimi, İran'ın Yemen'deki Husilere füze desteği sağladığını iddia ediyor. Bu durum, Körfez'de bir silahlanma yarışına yol açabilir. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ise daha önce İran'ın füze programının 'varoluşsal bir tehdit' olduğunu vurgulamıştı. Trump'ın bu açıklamasının ardından Netanyahu'nun sessiz kalması dikkat çekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Hürmüz Boğazı'nın güvenliği ve İran'ın füze programı konularında dengeli bir pozisyon izliyor. Ankara, İran'a yönelik yaptırımlara katılmamış ve enerji ihtiyacının bir kısmını İran'dan karşılamıştı. Bu gelişme, Türkiye'nin bölgesel ticaret yollarının (Özellikle Basra Körfezi'ne alternatif olan Kalkınma Yolu projesi) stratejik önemini artırabilir. Ayrıca, ABD'nin füze konusunda tavizkar tutumu, Türkiye'nin İran ile ilişkilerinde bir yumuşama dönemi yaratabilir. Ancak, İran'ın füze kapasitesinin artması, Türkiye'nin güney sınırında yeni bir gerilim kaynağı olabilir. Bu nedenle Türkiye, hem füze konusunda hem de deniz güvenliğinde bölgesel diyaloğu desteklemeye devam edecektir.