Arizona Demokrat Senatörü Mark Kelly, Çarşamba günü yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump'ın Ortadoğu ülkesindeki savaşa ilişkin İran ile vardığı yeni anlaşmanın Tahran yönetimini 'daha güçlü' hale getirdiğini söyledi. Kelly, 'Sanırım bu anlaşma İranlıları cesaretlendiriyor ve onları daha güçlü kılıyor. Onlara daha fazla balistik füze inşa etme kaynağı sağlıyor ve İran'ı bölgede daha agresif bir aktör haline getirebilir' dedi. Senatör, anlaşmanın ayrıntılarının henüz kamuoyuyla tam olarak paylaşılmadığını belirterek, yönetimi şeffaflık eksikliğiyle eleştirdi. Kelly'nin bu çıkışı, Trump'ın İran politikasına yönelik Kongre'deki iki partili endişeleri yansıtıyor.
Anlaşmanın Arka Planı ve Detayları
Trump yönetimi, İran'ın bölgedeki nüfuzunu sınırlamak ve nükleer programını denetim altına almak amacıyla yeni bir diplomatik girişim başlatmıştı. Anlaşma, İran'ın Yemen'deki Husilere ve Lübnan'daki Hizbullah'a verdiği desteğin azaltılması karşılığında bazı yaptırımların hafifletilmesini öngörüyor. Ancak Kelly gibi eleştirmenler, bu düzenlemenin İran'a daha fazla mali kaynak sağlayacağını ve Tahran'ın bölgesel güvenliği tehdit eden faaliyetlerini artırabileceğini savunuyor. Beyaz Saray'dan yapılan resmi açıklamada ise anlaşmanın İran'ın nükleer faaliyetlerini kısıtlama ve bölgesel gerilimi düşürme amacı taşıdığı belirtildi. Ancak anlaşmanın yazılı metninin henüz Kongre'ye sunulmadığı, bu durumun da yasama organında rahatsızlık yarattığı ifade ediliyor.
Senatör Kelly, anlaşmanın özellikle İran'ın balistik füze programını finanse etme kapasitesini artırmasından endişe duyduğunu dile getirdi. Eski bir savaş pilotu olan Kelly, 'Bu anlaşma, İran'ın elindeki kaynakların artmasına ve bunun sonucunda daha uzun menzilli ve daha hassas füzeler geliştirmesine yol açabilir. Bu da sadece İsrail ve Suudi Arabistan için değil, tüm bölge için ciddi bir tehdit oluşturur' değerlendirmesinde bulundu. İran'ın son yıllarda balistik füze denemelerini sıklaştırdığı ve menzilini artırdığı biliniyor. Trump yönetimi ise anlaşmanın aslında İran'ı bu tür faaliyetlerden caydıracağını savunuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Anlaşma, İran ile ABD arasındaki gerginliği azaltma potansiyeli taşırken, bölge ülkeleri arasında farklı tepkilere yol açtı. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, daha önce yaptığı açıklamada İran'la yapılacak herhangi bir anlaşmanın Tahran'ın nükleer silah elde etmesini engellemesi halinde desteklenebileceğini söylemişti. Suudi Arabistan ise İran'ın bölgesel nüfuzunun sınırlandırılması konusunda ABD ile ortak hareket ediyor. Ancak Suudi yetkililer, anlaşmanın İran'a sağlayacağı mali rahatlamanın Yemen'deki Husilere yönelik desteğin artmasına neden olabileceğinden endişeli. Yemen'de devam eden savaş, Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon ile İran destekli Husiler arasında sürüyor. Anlaşma, aynı zamanda İran'ın nükleer programının denetlenmesi konusunda da soru işaretleri yaratıyor. Trump yönetimi, İran'ın nükleer faaliyetlerinin kapsamlı bir şekilde denetleneceğini duyursa da, Tahran'ın Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) ile iş birliği konusundaki geçmiş tutumu endişe yaratıyor.
Kelly'nin eleştirileri, ABD'deki iki partili İran karşıtı duruşun bir yansıması olarak görülüyor. Demokrat ve Cumhuriyetçi birçok senatör, İran'ın nükleer silah kapasitesine ulaşması halinde bunun sadece bölge için değil, küresel güvenlik açısından da kabul edilemez olduğunu düşünüyor. Öte yandan, anlaşmanın ticaret ve enerji piyasaları üzerindeki etkileri merak konusu. İran'ın petrol ihracatındaki olası artış, küresel petrol fiyatlarını aşağı çekebilir. Ancak bunun Suudi Arabistan ve Rusya gibi diğer büyük üreticilerle olan gerilimi artırma riski de bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Anlaşma, Türkiye'nin İran'la olan enerji ve ticari ilişkilerini doğrudan etkileme potansiyeli taşıyor. Türkiye, doğal gaz ve petrol ihtiyacının bir kısmını İran'dan karşılıyor; yaptırımların hafiflemesi Ankara'ya enerji arzında çeşitlilik ve maliyet avantajı sağlayabilir. Ancak İran'ın güçlenmesiyle birlikte Suriye sahasındaki gerginliklerin yeniden alevlenmesi, Türkiye'nin kuzey Suriye'deki askeri varlığını ve terörle mücadele stratejisini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca Irak'taki Şii milislerin İran'dan alacağı destekle Türkiye sınırına yakın bölgelerde istikrarsızlık yaratması ihtimali Ankara için bir güvenlik riski oluşturuyor.