ABD Başkanı Donald Trump, İran'a serbest bırakılan ve bloke hesaplarda tutulan 6 milyar doların yalnızca Amerikan yapımı ürünlerin satın alınmasında kullanılacağını duyurdu. Trump, bu fonların özellikle Amerikan mısırı, buğdayı ve tıbbi malzeme alımına tahsis edileceğini belirterek, İran'da yaşanan insani krizi hafifletmeyi amaçladıklarını söyledi. Karar, Güney Kore'de dondurulmuş olan İran petrol gelirlerinin Katar aracılığıyla serbest bırakılmasının ardından geldi. Trump yönetimi, fonların İran'ın nükleer programına veya bölgesel milis faaliyetlerine yönlendirilmesini engellemek için sıkı denetim mekanizmaları uygulayacağını vurguladı.
Anlaşmanın perde arkası
İran'ın Güney Kore'de bloke edilen varlıkları, ABD'nin 2018'de nükleer anlaşmadan çekilmesi ve yaptırımları yeniden uygulamaya koymasının ardından dondurulmuştu. Geçtiğimiz ay Tahran yönetimi, bu fonların serbest bırakılması karşılığında beş Amerikalı mahkumu ev hapsinden çıkarmış ve diğer tutukluların durumunu görüşmeye açmıştı. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, anlaşmanın insani amaçlı olduğunu ve fonların yalnızca gıda, ilaç ve tıbbi ekipman gibi temel ihtiyaçlar için kullanılacağını taahhüt etmişti. Trump'ın son açıklaması ise bu taahhüdü daraltarak fonların münhasıran Amerikan ürünlerine yönlendirilmesini şart koşuyor.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasır Kenani, Trump'ın açıklamasına henüz resmi yanıt vermezken, Tahran'ın fonlar üzerinde tam kontrol sahibi olması gerektiğini savunan yetkililer var. İran Merkez Bankası Başkanı Muhammed Rıza Farzin, daha önce yaptığı açıklamada, fonların doğrudan İran'ın hesabına aktarıldığını ve Katar'ın aracılık rolünün sınırlı olduğunu belirtmişti. Ancak ABD yönetimi, fonların Katar'da bir banka hesabında tutulduğunu ve sadece onaylı işlemler için kullanılabileceğini kaydediyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Karar, ABD-İran ilişkilerinde kırılgan bir döneme denk geliyor. Taraflar, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetleri ve bölgedeki vekil güçler aracılığıyla yürüttüğü operasyonlar nedeniyle karşı karşıya gelmeye devam ediyor. İsrail, fonların İran'ın nükleer programını finanse etmek için kullanılmasından endişe duyarken, Suudi Arabistan ve BAE gibi Körfez ülkeleri gelişmeyi ihtiyatla karşılıyor. Öte yandan, Çin ve Rusya, ABD'nin İran'a yönelik yaptırımlarının insani sonuçlarını eleştirerek, fonların bağlayıcı koşullar olmadan serbest bırakılması çağrısında bulunuyor. Analistler, bu adımın ABD'nin Orta Doğu'da azalan etkisini yeniden tesis etme çabası olarak görülebileceğini, ancak İran'ın ekonomik baskı altında daha da radikalleşme riskini artırdığını belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye için doğrudan bir etki yaratmasa da bölgesel ticaret ve enerji dengeleri açısından önem taşıyor. İran'ın ABD'den tarım ürünü alması, Türkiye'nin İran'a yönelik gıda ihracatında Kafkaslar ve Orta Doğu'ya açılan bir koridor olarak rekabet avantajını sınırlayabilir. Ayrıca, ABD'nin insani fonları siyasi araç olarak kullanması, Türkiye'nin de benzer baskılarla karşılaşabileceği endişesini doğuruyor. Ankara, İran ile yürüttüğü doğal gaz ticareti ve Suriye'deki ortak saha işbirliğinde bu fon akışının dolaylı etkilerini izlemeli. ABD'nin bölgedeki yaptırım politikalarının sürekliliği, Türkiye'nin İran'la ticari ilişkilerinde dikkatli bir denge kurmasını gerektiriyor.