İsrail'in 23 Eylül 2024'ten bu yana Lübnan'a düzenlediği yoğun hava saldırılarında can kaybı 4 bin 192'ye yükseldi. Lübnan Sağlık Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre, saldırılarda 10 bin 810 kişi yaralandı. Ölenler arasında çok sayıda kadın ve çocuğun bulunması, uluslararası toplumda büyük endişe yarattı. İsrail ordusu, saldırıların Hizbullah hedeflerine yönelik olduğunu savunsa da, sivil kayıpların yoğunluğu dikkat çekiyor.
Gelişmenin arka planı
İsrail-Lübnan sınırında yaşanan çatışmalar, 7 Ekim 2023'te başlayan İsrail-Hamas savaşının ardından tırmanmıştı. Hizbullah'ın Gazze'deki Hamas'a destek amacıyla İsrail'e roket atmasıyla başlayan süreç, Eylül 2024'te İsrail'in Lübnan'a geniş çaplı hava operasyonlarına dönüştü. İsrail, Hizbullah'ın askeri altyapısını hedef aldığını belirtirken, Lübnan makamları saldırılarda sivil yerleşimlerin de vurulduğunu rapor ediyor.
BM ve uluslararası insani yardım kuruluşları, sivillerin korunması çağrısında bulunuyor. Lübnan hükümeti, saldırılar sonucu 1.2 milyondan fazla kişinin yerinden edildiğini açıkladı. Ülkenin güneyinde ve Bekaa Vadisi'nde çatışmalar nedeniyle on binlerce kişi evlerini terk etmek zorunda kaldı.
Bölgesel ve küresel boyut
İsrail-Lübnan arasındaki çatışma, bölgesel dengeleri sarsma potansiyeli taşıyor. İran destekli Hizbullah, İsrail'e karşı en güçlü askeri aktörlerden biri olarak kabul ediliyor. ABD ve Fransa başta olmak üzere Batılı ülkeler, diplomatik çözüm için girişimlerde bulunsa da ateşkes sağlanamadı. İsrail'in Lübnan'a kara operasyonu olasılığı ise bölgede yeni bir savaş endişesini artırıyor.
Bu çatışma, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde de gündeme gelmiş ancak kalıcı bir karar alınamamıştır. İsrail'e yakın duran ABD, ateşkes çağrılarına temkinli yaklaşırken, Rusya ve Çin gibi diğer BMGK üyeleri İsrail'i eleştiren açıklamalar yapıyor. Bölgedeki insani kriz, Lübnan ekonomisini de derinden etkiliyor; ülke zaten ciddi bir ekonomik darboğazdan geçiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'in Lübnan saldırıları, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki çıkarlarını doğrudan ilgilendiriyor. Türkiye, Filistin davasına verdiği destek ve bölgesel istikrar arayışıyla İsrail'i sert şekilde eleştirmektedir. Lübnan'daki insani kriz, Türkiye'nin insani yardım politikalarını devreye sokmasına neden olabilir. Ayrıca, çatışmanın genişlemesi halinde Türkiye'nin enerji güvenliği ve Doğu Akdeniz'deki deniz yetki alanları da etkilenebilir. Türkiye, bu krizde diplomatik girişimlerini artırarak bölgesel bir ateşkesi teşvik etmeye çalışmaktadır.