ABD Başkanı Donald Trump, İran ile yürütülen nükleer müzakerelerin 'son aşamalarında' olduğunu açıkladı. Beyaz Saray'da gazetecilere konuşan Trump, 'Anlaşmaya çok yakınız, son aşamalarındayız. Eğer İran mantıklı davranırsa, tarihi bir anlaşmaya imza atabiliriz' ifadelerini kullandı. Trump'ın bu açıklaması, Tahran yönetiminin uranyum zenginleştirme faaliyetlerini sınırlandırması ve uluslararası denetimlere izin vermesi karşılığında yaptırımların hafifletilmesini öngören bir anlaşma metni üzerinde çalışıldığı yönündeki haberlerin ardından geldi. Müzakereler, dolaylı yollardan Umman'da sürerken, ABD'nin İran Özel Temsilcisi'nin de son haftalarda Körfez ülkeleri ve Avrupalı müttefiklerle yoğun temas halinde olduğu belirtiliyor.
Anlaşmanın Arka Planı ve Detayları
ABD ile İran arasındaki nükleer müzakereler, 2015 yılında imzalanan ancak 2018'de Trump'ın ilk döneminde tek taraflı olarak çekildiği Kapsamlı Ortak Eylem Planı'nın (JCPOA) yeniden canlandırılması amacını taşıyor. Trump'ın bu kez müzakerelere sıcak bakması, eski Başkan Joe Biden döneminde başlayan dolaylı görüşmelerin Trump yönetimi tarafından da sürdürülmesiyle dikkat çekiyor. Anlaşmanın temel unsurları arasında İran'ın uranyum zenginleştirme kapasitesinin düşürülmesi ve IAEA denetimlerine tam uyum sağlaması yer alıyor. Buna karşılık, ABD'nin İran'a uyguladığı petrol ve bankacılık yaptırımlarının kademeli olarak kaldırılması planlanıyor. Trump, 'İran'ın nükleer silah sahibi olmasına asla izin vermeyeceğiz. Ancak barışçıl nükleer enerji kullanımına saygı duyuyoruz. Anlaşma, hem ABD'nin hem de bölgenin güvenliğini artıracak' dedi. Eski istihbarat yetkililerine göre, İran'ın şu anda yüzde 60'a varan oranda zenginleştirilmiş uranyum stoku bulunuyor ve bu, nükleer silah üretimi için gereken yüzde 90'lık seviyeye çok yakın. Bu nedenle anlaşmanın aciliyeti vurgulanıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Trump'ın bu açıklaması, özellikle İsrail ve Suudi Arabistan başta olmak üzere bölge ülkeleri arasında farklı yankı uyandırdı. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, daha önce İran'la yapılacak herhangi bir anlaşmanın 'kötü anlaşma' olacağını söylemişti. Suudi Arabistan ise İran'ın nükleer programına karşı kendi güvenlik garantilerini talep ederken, anlaşma olması halinde İran'ın bölgesel nüfuzunun artmasından endişe ediyor. Küresel boyutta ise petrol piyasaları anlaşma haberlerine duyarlı: İran'ın yaptırımların kalkmasıyla günde 1-1,5 milyon varil ek petrol arzı yapması beklenirken, bu durum petrol fiyatlarını düşürebilir. Avrupa Birliği, anlaşmanın sağlanması halinde İran'la ticari ilişkilerin yeniden canlanacağını umuyor. Rusya ve Çin ise İran'la ekonomik işbirliğini güçlendirmek için anlaşmanın ardından yeni adımlar atabilir. Uzmanlar, anlaşmanın Orta Doğu'da geniş çaplı bir normalleşme sürecini başlatabileceğini ancak uygulamanın zor olacağını belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, komşusu İran ile hem enerji ticareti hem sınır güvenliği açısından yakından ilgili. Anlaşma, Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Kafkasya'daki enerji koridorlarını çeşitlendirme politikasına yeni fırsatlar sunabilir. İran gazının Türkiye üzerinden Avrupa'ya taşınması yeniden gündeme gelebilir. Ayrıca, İran'ın Suriye ve Irak'taki nüfuzunun azalması, Türkiye'nin terörle mücadele ve siyasi çözüm süreçlerine olumlu yansıyabilir. Ancak, anlaşmanın bozulması halinde savaş riski artacak ve bu durum Türkiye'yi doğrudan etkileyecektir. Ankara, anlaşmanın başarıya ulaşmasını ve bölgesel istikrarın güçlenmesini destekliyor.