ABD Başkanı Donald Trump, Cuma günü yaptığı açıklamada, İran'ı yendikten sonra "çok yakında" Hürmüz Boğazı'nı ABD toprağı ilan edeceğini söyledi. Trump, "İran'ı yenmeyi bitirdikten sonra -ki çok kötü bir şekilde yeniliyor- yakında Hürmüz Boğazı'nı Amerika Birleşik Devletleri'nin bir toprağı ilan edeceğim" dedi. Bu açıklama, dünyanın en kritik enerji geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı'nda uluslararası hukuku ve bölgesel dengeleri sarsabilecek nitelikte.
Gelişmenin arka planı: Trump'ın İran açıklamaları ve Hürmüz Boğazı'nın önemi
Trump'ın bu sözleri, uzun süredir İran'a yönelik azami baskı politikası yürüten ABD'nin, bölgedeki askeri varlığını artırdığı bir dönemde geldi. Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi'ni Umman Denizi'ne bağlayan ve dünya petrol ticaretinin yaklaşık beşte birinin geçtiği stratejik bir su yoludur. İran, geçmişte boğazı kapatmakla tehdit etmiş, ABD ise serbest navigasyon ilkesini savunarak bölgeye savaş gemileri göndermiştir. Trump'ın açıklaması, İran'ın yenilgisi senaryosuna dayansa da, uluslararası hukuka göre bir ülkenin egemenlik iddiasında bulunmasının ciddi yansımaları olabilir. Uzmanlar, bu tür bir ilanın BM Deniz Hukuku Sözleşmesi'ne aykırı olabileceğini ve bölgedeki müttefikleri de rahatsız edebileceğini belirtiyor.
Trump'ın "İran'ın yenildiği" yönündeki iddiası, İran'ın askeri kapasitesi ve bölgedeki nüfuzu düşünüldüğünde gerçekçi görünmüyor. İran, Irak ve Suriye'deki milis güçleri üzerinden hâlâ etkisini sürdürüyor. Ayrıca İran'ın nükleer programı, Obama döneminde imzalanan anlaşmanın Trump tarafından iptal edilmesinin ardından yeniden ilerlemişti. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı'ndan (CENTCOM) yapılan son açıklamalarda, İran'a yönelik askeri operasyonların yoğunlaştığına dair bilgiler yer alıyor. Ancak Trump'ın bu çıkışı, seçim kampanyası sırasında da sıkça yaptığı sert söylemlerin bir devamı olarak değerlendiriliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Hürmüz Boğazı'nın ABD toprağı ilan edilmesi, bölgedeki tüm ülkeleri doğrudan etkileyecek bir gelişmedir. Özellikle Suudi Arabistan, BAE, Kuveyt ve Katar gibi petrol ihracatçısı ülkeler, boğazdaki geçiş güvenliğine bağımlıdır. ABD'nin boğazı kendi toprağı ilan etmesi, bu ülkelerin egemenlik haklarına müdahale anlamına gelir ve bölgesel ittifakları zedeleyebilir. Ayrıca Çin ve Hindistan gibi enerji ithalatçısı büyük güçler, bu tür bir ilanı uluslararası ticaretin önünde engel olarak görebilir. Rusya da benzer şekilde, ABD'nin bu hamlesini küresel deniz ticaretini kontrol etme çabası olarak yorumlayabilir.
Boğazın statüsü, 1982 BM Deniz Hukuku Sözleşmesi ile düzenlenmiştir. Bu sözleşmeye göre, boğazlar geçiş rejimi tabidir ve kıyı devletlerinin egemenliği, boğazdan geçişi engelleyemez. ABD'nin tek taraflı toprak ilanı, bu sözleşmeyi imzalayan tüm ülkelerle hukuki bir krize yol açabilir. Uzmanlar, böyle bir adımın uluslararası mahkemelere taşınabileceğini ve ABD'nin uluslararası toplumdaki itibarını zedeleyeceğini vurguluyor. Ayrıca böyle bir ilan, İran'ı daha da radikalleştirebilir ve bölgede yeni bir çatışma dalgası başlatabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin enerji güvenliği ve bölgesel istikrarı açısından kritiktir. Türkiye, enerji ihtiyacının önemli bir kısmını Basra Körfezi ülkelerinden sağlamaktadır; bu nedenle Hürmüz Boğazı'nın güvenliği, Türkiye için hayati önem taşır. ABD'nin boğazı kontrol etmesi, enerji maliyetlerini artırabilir ve Türkiye'nin enerji tedarikinde yeni riskler yaratabilir. Ayrıca bu tür tek taraflı bir ilan, uluslararası hukuka aykırı olduğu için Türkiye'nin de içinde yer aldığı bölgesel ittifakları zayıflatabilir. Türkiye, Montrö Boğazlar Sözleşmesi'ne verdiği önem doğrultusunda, boğazların statüsü konusunda uluslararası hukukun üstünlüğünü savunmaktadır. Bu nedenle Türkiye, Hürmüz Boğazı'ndaki olası bir ABD ilanına yönelik tepkisini diplomatik yollarla ortaya koyabilir.