ABD Başkanı Donald Trump, dün İran ile savaşı sona erdirme ve stratejik Hürmüz Boğazı'nı uluslararası deniz trafiğine açma amacı taşıyan bir ön anlaşmaya imza attı. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamaya göre, anlaşma çerçevesinde İran'ın nükleer faaliyetlerinin sınırlandırılması ve bölgedeki gerilimin düşürülmesi öngörülüyor. Ancak anlaşmanın detayları henüz kamuoyuyla paylaşılmadı. Bu diplomatik hamle, Trump'ın iç politikada ciddi bir onay kaybı yaşadığı bir döneme denk geldi. NPR tarafından yayımlanan yeni bir ankete göre, başkanın onay oranı tüm zamanların en düşük seviyesine geriledi.
Anlaşmanın arka planı ve iç dinamikler
Trump yönetimi, uzun süredir İran'ın nükleer programı ve bölgesel faaliyetleri konusunda Tahran'a yönelik maksimum baskı politikası izliyordu. 2018'de ABD'nin nükleer anlaşmadan (JCPOA) tek taraflı çekilmesi ve ardından gelen sert yaptırımlar, iki ülke arasındaki gerilimi tırmandırmıştı. Özellikle Hürmüz Boğazı'nda yaşanan tanker krizleri ve askeri karşılaşmalar, bölgesel güvenliği tehdit eder hale gelmişti. Uzmanlar, bu anlaşmanın Trump'ın seçim öncesi dış politika başarısı olarak sunulmaya çalışıldığını belirtiyor. Anlaşma metninde, İran'ın uranyum zenginleştirme seviyesinin düşürülmesi ve uluslararası denetimlere izin verilmesi gibi maddelerin yer aldığı iddia ediliyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Anlaşma, özellikle Basra Körfezi'ndeki enerji nakil hatlarının güvenliği açısından kritik öneme sahip. Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği bir su yolu olarak küresel enerji piyasaları için hayati bir konumda. Anlaşmanın boğazdaki gerginliği azaltması, petrol fiyatlarında istikrar sağlayabilir. Ancak İsrail ve Suudi Arabistan gibi bölgesel aktörlerin anlaşmaya nasıl tepki vereceği merak konusu. İsrail, İran'ın nükleer programına yönelik her türlü anlaşmaya şüpheyle yaklaşırken, Suudi Arabistan ise İran'ın bölgesel nüfuzunun sınırlandırılmasını talep ediyor. Öte yandan, Trump'ın onay oranındaki düşüş, anlaşmanın iç siyasette nasıl bir etki yaratacağı sorusunu gündeme getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran'la komşu olması ve enerji ihtiyacının önemli bir kısmını bu ülkeden karşılaması nedeniyle anlaşmadan doğrudan etkilenecek bir konumda. Hürmüz Boğazı'nın açılması, Türkiye'nin enerji maliyetlerini düşürebilir ve bölgesel ticaret akışını hızlandırabilir. Ancak ABD-İran anlaşmasının, Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki güvenlik çıkarlarıyla çelişen yönleri de olabilir. Özellikle İran'ın bölgesel nüfuzunun anlaşma yoluyla meşrulaştırılması, Ankara'nın İran destekli gruplarla mücadelesini zorlaştırabilir. Türkiye, bu denklemde kendi enerji ve güvenlik çıkarlarını koruyacak bir diplomatik strateji izlemek durumunda.