ABD Başkanı Donald Trump, İran'a karşı savaşı haklı çıkarmak için kullandığı kırmızı çizgileri Çarşamba günü düzenlediği basın toplantısında büyük ölçüde görmezden gelerek, İran ile bir mutabakat muhtırası (MoU) imzaladı. Bu hamle, piyasalarda ve uluslararası ilişkilerde yeni bir dönemin habercisi olarak değerlendiriliyor. Öte yandan, eski Beyaz Saray ekonomi danışmanı Kevin Warsh'ın tahvil piyasasına yönelik agresif hamleleri, yatırımcıların kısa vadeli Hazine tahvillerinden kaçışına ve önümüzdeki aydan itibaren faiz artırımı bekleyen pozisyonların artmasına yol açtı.
Trump'ın İran Politikasında Dönüşüm
Trump yönetimi, İran'a yönelik askeri müdahaleyi meşrulaştırmak için bir dizi kırmızı çizgi belirlemişti. Bunlar arasında İran'ın nükleer tesislerinin yayılmasını engellemek, bölgesel milis gruplarına desteğini kesmek ve balistik füze denemelerine son vermek yer alıyordu. Ancak başkan, Çarşamba günü imzaladığı muhtıra ile bu çizgileri esnetti. Anlaşmanın detayları henüz netlik kazanmamakla birlikte, Washington yönetiminin Tahran ile diplomatik bir çözümü tercih ettiğini gösteriyor. Trump'ın bu hamlesi, özellikle İsrail ve Suudi Arabistan gibi müttefikler arasında hayal kırıklığı yaratırken, Avrupalı ortaklar tarafından temkinli bir iyimserlikle karşılandı.
Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, muhtıranın İran'ın uranyum zenginleştirme kapasitesini sınırlandırmaya ve uluslararası denetimlere izin vermeye yönelik adımlar içerdiği belirtildi. Ancak anlaşmanın kapsamı ve uygulama takvimi hakkında henüz ayrıntılı bilgi paylaşılmadı. Bu durum, özellikle Kongre'deki şahin kanadın eleştirilerine neden oldu. Cumhuriyetçi senatörler, Trump'ı İran'a karşı zayıf durmakla suçlarken, Demokratlar ise anlaşmayı bölgede istikrar için bir fırsat olarak gördü.
Warsh Piyasaları Altüst Etti
Kevin Warsh'ın Hazine tahvillerine yönelik beklenmedik manevrası, tahvil piyasasında büyük bir dalgalanmaya neden oldu. Yatırımcılar, Trump'ın para politikasına yeni bir yön verme potansiyeli taşıyan Warsh'ın hamlelerini faiz artırım sinyali olarak yorumladı. Özellikle 2 yıllık Hazine tahvillerinde satış dalgası yaşanırken, vadeli işlemlerde bir ay içinde faiz artırımı olasılığı yüzde 70'in üzerine çıktı. Uzmanlar, bu hareketin Fed'in bağımsızlığına yönelik bir müdahale olarak algılanabileceğini ve uzun vadede enflasyon beklentilerini olumsuz etkileyebileceğini belirtiyor.
Warsh, Trump'ın ilk döneminde ekonomi danışmanı olarak görev yapmış ve piyasa odaklı politikalarıyla tanınmıştı. Ancak şu anki hamleleri, eski danışmanın para politikasında daha müdahaleci bir rol üstlenmeye hazırlandığını gösteriyor. Piyasa katılımcıları, Warsh'ın Faiz oranlarını kontrol altına almak için doğrudan tahvil alımları veya satımları yapabileceği bir mekanizma oluşturma çabasında olduğunu düşünüyor. Bu durum, doların değer kazanmasına ve gelişmekte olan piyasalardan sermaye çıkışına yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Trump'ın İran ile muhtıra imzalaması, Türkiye'nin enerji ithalatı ve güvenlik politikaları açısından önemli etkiler doğurabilir. Türkiye, İran'a uygulanan yaptırımların gevşetilmesi halinde kuzey komşusundan doğalgaz ve petrol tedarikini artırma fırsatı bulabilir. Ayrıca, ABD-İran geriliminin azalması, Suriye ve Irak'taki nüfuz mücadelesinde Türkiye'nin elini rahatlatabilir. Ancak anlaşmanın kapsamı belirsizliğini korurken, Türkiye'nin ABD ile ilişkilerinde İran faktörü yeniden gündeme gelebilir. Öte yandan, Warsh'ın piyasa hamleleri gelişmekte olan ülkelerde faiz artırım beklentilerini yükselterek Türkiye'den sermaye çıkışına ve TL'de değer kaybına yol açabilir. Merkez Bankası'nın bu yeni koşullara uyum sağlaması kritik önem taşıyor.