ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'la yeni bir nükleer anlaşma arayışı, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu için ciddi siyasi riskler doğuruyor. Netanyahu, kritik bir seçim öncesinde İran tehdidine karşı sert duruşunu korumaya çalışırken, Washington'un Tahran'la diplomatik bir yol izlemesi onu iç politikada savunmasız bırakabilir. Uzmanlara göre, Trump'ın imzalayacağı herhangi bir anlaşma, Netanyahu'nun İran'ı durdurma vaadiyle kurduğu siyasi kariyeri temelden sarsabilir.
Gelişmenin Arka Planı
Netanyahu, uzun yıllardır İran'ın nükleer programını dünyanın en büyük tehdidi olarak tanımladı ve 2015'te imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı'na (KOEP) şiddetle karşı çıktı. Trump'ın 2018'de anlaşmadan çekilmesi Netanyahu için büyük bir diplomatik zaferdi. Ancak şimdi Trump'ın ikinci döneminde yeniden müzakere masasına oturması, İsrail Başbakanı'nı zor bir ikilemde bırakıyor. Netanyahu, bir yandan ABD ile ittifakını korumak isterken, diğer yandan İran'ı tamamen durdurma sözü verdiği seçmenlerine karşı mahcup olmaktan çekiniyor.
İsrail'de yaklaşan seçimler, Netanyahu'nun siyasi geleceği açısından kritik öneme sahip. Rakipleri, onun İran konusundaki söylemleriyle fiili durum arasındaki çelişkiyi kullanarak oy devşirmeye çalışıyor. Eğer Trump-İran anlaşması gerçekleşirse, Netanyahu ya anlaşmayı kabul edip seçmenlerine ihanet etmiş görünecek ya da anlaşmaya karşı çıkıp ABD ile arasını gerecek. Her iki seçenek de onun için siyasi bir mayın tarlası anlamına geliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Trump'ın İran'la anlaşma arayışı sadece İsrail'i değil, tüm Ortadoğu'yu etkileyecek bir gelişme. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri, İran'ın nükleer programından endişe duysa da, bölgesel gerilimin azalmasını memnuniyetle karşılayabilir. Ancak İran'ın nükleer faaliyetlerinin denetlenmesi ve yaptırımların kaldırılması gibi konular, müzakerelerin en zorlu başlıkları olacak. Rusya ve Çin'in de sürece dahil olması, anlaşmanın küresel güç dengelerini değiştirme potansiyeli taşıyor.
Netanyahu, İran konusunda tarihsel olarak ABD'den daha sert bir çizgi izledi. Ona göre, İran'la yapılacak herhangi bir anlaşma, rejimin nükleer silah elde etmesini engellemekten çok, zamana oynamasına izin verecek. Bu nedenle Netanyahu, Washington'u Tahran'a karşı askeri seçenek de dahil olmak üzere daha sert önlemler almaya ikna etmeye çalışacak. Ancak Trump'ın önceliği, yeni bir Ortadoğu savaşına girmeden diplomatik bir başarı kazanmak. Bu iki lider arasındaki stratejik farklılık, önümüzdeki aylarda ilişkileri test edecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran'la ekonomik ve enerji bağları olan bir komşu olarak, Trump'ın anlaşma girişimini yakından takip ediyor. Olası bir ABD-İran anlaşması, Türkiye'nin enerji ithalatında çeşitlilik ve maliyet avantajı sağlayabilir. Ancak İran'la ilişkileri normalleştiren bir anlaşma, aynı zamanda Türkiye'nin bölgesel rekabet içinde olduğu İran'ın elini güçlendirebilir. Ankara, ABD'nin İran politikasındaki değişimlerden doğrudan etkilenmemek için kendi diplomatik inisiyatiflerini sürdürmeli ve bölgesel dengeleri dikkatle yönetmelidir.