İsrail, Lübnan'ın güneyindeki tarihi Sur kentine gece saatlerinde düzenlediği hava saldırılarında 7 sivilin hayatını kaybetmesine yol açtı. Sivil savunma kaynaklarından edinilen bilgiye göre saldırılar, İsrail ile Hizbullah arasında varılan ateşkes görüşmelerinin sürdüğü bir dönemde gerçekleşti. Hizbullah, bu hafta Lübnan ve İsrail elçileri tarafından duyurulan şartlı ateşkes önerisini reddetti. Örgüt, İsrail'in güney Lübnan'dan tamamen çekilmesi ve savaş esirlerinin serbest bırakılması koşulu olmadan herhangi bir anlaşmayı kabul etmeyeceğini açıkladı. Çatışmalar, özellikle sivil yerleşim yerlerinde büyük yıkıma neden olurken, bölge halkı can güvenliği endişesiyle evlerini terk etmek zorunda kalıyor.
Gelişmenin arka planı
İsrail ile Hizbullah arasındaki çatışmalar, 7 Ekim 2023'te Hamas'ın İsrail'e yönelik saldırısının ardından tırmanmıştı. Hizbullah, Hamas'la dayanışma amacıyla İsrail'in kuzeyindeki askeri hedeflere roket ve füzelerle saldırılar düzenlemeye başlamıştı. İsrail ise Lübnan'ın güneyindeki Hizbullah mevzilerine hava ve kara operasyonlarıyla karşılık veriyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre çatışmalarda şu ana kadar 200'den fazla sivil hayatını kaybetti, yüz binlerce kişi yerinden edildi. Sur kenti, UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan tarihi yapılarıyla biliniyor. Kentin eski çarşısı ve liman bölgesi, son saldırılarda ağır hasar gördü. Lübnan hükümeti, uluslararası topluma İsrail'in saldırılarını durdurması için acil müdahale çağrısı yaparken, sivil kayıpların durdurulması için ateşkesin bir an önce sağlanması gerektiğini vurguluyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İsrail-Hizbullah çatışmasının tırmanması, Ortadoğu'da bölgesel bir savaş riskini artırıyor. İran'ın desteklediği Hizbullah, Lübnan'da önemli bir siyasi ve askeri güç olarak öne çıkıyor. İsrail'in saldırıları, İran'ın bölgedeki nüfuzunu zayıflatma stratejisinin bir parçası olarak görülüyor. ABD ve Fransa, İsrail ile Hizbullah arasında bir ateşkes sağlanması için diplomatik çabalarını yoğunlaştırdı. Ancak Hizbullah'ın reddi, müzakerelerin çıkmaza girdiğini gösteriyor. Avrupa Birliği, sivillerin korunması için acil ateşkes çağrısı yaparken, Rusya da tansiyonun düşürülmesi gerektiğini belirtiyor. Suriye ve Yemen'deki vekâlet savaşlarıyla bağlantılı olan bu çatışma, küresel enerji piyasalarında dalgalanmalara yol açıyor. Brent petrol fiyatları, çatışmanın genişleme ihtimaliyle birlikte son bir haftada %4 oranında arttı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırıları, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki güvenlik çıkarlarını doğrudan etkiliyor. Bölgedeki istikrarsızlık, Türkiye'nin enerji projeleri ve deniz yetki alanları üzerindeki tartışmaları karmaşıklaştırıyor. Ankara, sivil kayıplar nedeniyle İsrail'e sert tepki gösterirken, Hizbullah'ın ateşkesi reddetmesi çözüm sürecini zorlaştırıyor. Türkiye, tarihsel olarak Filistin davasına destek veren bir pozisyonda olmasına rağmen, bölgesel bir savaşın önlenmesi için tüm taraflarla diyalog kanallarını açık tutuyor. Lübnan'daki Türk vatandaşlarının tahliyesi için hazırlıklar yapılırken, sığınmacı akınına karşı sınır güvenliği önlemleri artırılıyor. Bu gelişmeler, Türkiye'nin Ortadoğu'da dengeleyici bir aktör olma rolünü pekiştiriyor.