ABD yönetimi, Bosna Hersek'teki barış sürecini denetleyen uluslararası organın yeni barış elçisi adayını desteklememesi üzerine bu Balkan ülkesindeki angajmanını yeniden değerlendireceğini duyurdu. Washington, Dayton Barış Anlaşması'nın 30. yılında artan siyasi krizler ve etnik ayrışmalar ortamında, Bosna'daki varlığının sürdürülebilirliğini sorgulamaya başladı.
Sürecin arka planı ve tıkanma
Barışı Uygulama Konseyi'nin (PIC) geçtiğimiz haftalarda yeni bir yüksek temsilci belirlemek için yaptığı toplantıda, ABD'nin önerdiği aday Rusya ve Çin'in vetosuyla karşılaştı. PIC, Dayton Anlaşması'nın uygulanmasını denetlemekle görevli 55 ülkeden oluşan bir platform. ABD, mevcut Yüksek Temsilci Christian Schmidt'in görev süresinin dolmasına kısa bir süre kala, deneyimli bir diplomat olan Michael Murphy'yi aday göstermişti. Ancak Moskova ve Pekin, Schmidt'in Sırp Cumhuriyeti'ne (RS) yönelik reform baskılarından rahatsızdı. Rusya Dışişleri Bakanlığı, yaptığı açıklamada "Bosna'daki yabancı müdahalesinin sona ermesi gerektiğini" belirterek, yeni bir elçi atanmasının Balkanlar'da istikrarsızlığı artıracağını savundu.
ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, "PIC'nin adayımızı desteklememesi, ittifak içindeki işbirliği ruhuna aykırıdır. Bu durumda Washington, Bosna Hersek'teki askeri ve diplomatik varlığını yeniden gözden geçirecektir" dedi. Bosna'da halen NATO liderliğindeki EUFOR Althea misyonu kapsamında yaklaşık 600 ABD askeri bulunuyor. Uzmanlar, ABD'nin asker sayısını azaltması veya tamamen çekmesi durumunda, Sırp ayrılıkçı lider Milorad Dodik'in ülkenin birliğine yönelik tehditlerinin artabileceğine işaret ediyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bosna Hersek, 1995'ten bu yana barış elçileri tarafından yönetilen bir barış süreciyle idare ediliyor. Ancak son yıllarda etnik milliyetçiliğin yükselişi ve uluslararası toplumun ilgisizliği, ülkeyi yeniden krize sürüklüyor. Sırp Cumhuriyeti Meclisi, ocak ayında kabul ettiği bir kararla, yüksek temsilci kararlarını tanımadığını ilan etmişti. Avrupa Birliği ise bu hafta Bosna ile üyelik müzakerelerine başlamaya hazırlanırken, Brüksel'in barış sürecine yaklaşımı da belirsizliğini koruyor.
ABD geri adım atarsa, Balkanlar'daki güç dengesi değişebilir. Rusya'nın Sırbistan üzerinden nüfuzunu artırması, Çin'in ise yatırımlar yoluyla bölgede etkinlik kazanması bekleniyor. Öte yandan Hırvatistan ve Macaristan, ABD'nin azalan ilgisini kendi çıkarları doğrultusunda kullanmaya çalışabilir. Uzmanlar, Bosna'nın parçalanmasının domino etkisi yaratarak Kosova ve Makedonya'daki benzer hareketleri tetikleyebileceği uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bosna Hersek, Türkiye'nin Balkanlar politikasının merkezinde yer alıyor. Ankara, Saraybosna ile tarihi ve kültürel bağlarının yanı sıra, bölgedeki istikrarın güney kanadını da korumak istiyor. ABD'nin olası bir çekilmesi, Türkiye'yi Bosna'da daha aktif rol oynamaya itebilir; ancak bu, Rusya ve Sırbistan ile gerilimi artırabilir. Öte yandan, Türkiye'nin NATO içinde ABD'nin yerini doldurması mümkün değil. Bu gelişme, Türk dış politikasının Balkanlar'da denge arayışını zorlaştıracak bir sınav niteliği taşıyor.