ABD Başkanı Donald Trump, 15 Ocak 2025 Çarşamba günü yaptığı açıklamada, İran ile varılan ve henüz kamuoyuna tam olarak açıklanmayan bir düzenlemeyi 'kalıcı barış' olarak nitelendirdi. Trump, pazar gününe kadar varıldığını belirttiği bu anlaşmanın tartışmalı savaşı sona erdireceğini, stratejik Hürmüz Boğazı'nı yeniden uluslararası trafiğe açacağını ve İran'ın nükleer silah elde etmesini 'sonsuza dek' engelleyeceğini iddia etti. Anlaşmanın tam metni henüz yayımlanmamış olsa da, Trump'ın bu açıklaması hem Washington'da hem de bölgesel başkentlerde büyük yankı uyandırdı.
Gelişmenin Arka Planı: Trump'ın İran Politikasında Yeni Bir Dönem mi?
Trump'ın bu hamlesi, özellikle 2018 yılında Obama döneminde imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı'ndan (JCPOA) tek taraflı çekilmesinin ardından tırmanan gerilimin ardından geldi. Trump yönetimi, İran'a yönelik 'maksimum baskı' politikasını uygularken, bugünkü açıklamayla birlikte bu politikanın yerini diplomasiye bıraktığı izlenimi oluştu. Beyaz Saray'dan yapılan yazılı açıklamaya göre, anlaşma kapsamında İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetleri sıkı bir denetim altına alınacak ve bazı yaptırımlar kademeli olarak kaldırılacak. Ancak anlaşmanın ayrıntıları konusunda henüz bağımsız bir teyit bulunmuyor.
Uzmanlar, Trump'ın 'sonsuza dek' ifadesinin abartılı olduğunu, çünkü hiçbir anlaşmanın kalıcı olarak bir ülkenin nükleer silah edinmesini engelleyemeyeceğini belirtiyor. Yine de, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması küresel enerji piyasaları için kritik önem taşıyor; boğazın kapanması petrol fiyatlarında ciddi dalgalanmalara neden olmuştu. Anlaşmanın bir diğer önemli unsuru ise Yemen ve Suriye gibi bölgesel çatışmalarda İran'ın etkisinin sınırlandırılması olarak öne çıkıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Hürmüz Boğazı ve Nükleer Tehdit
Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin yaklaşık üçte birine ev sahipliği yapıyor. İran'ın geçmişte boğazı kapatma tehditleri, küresel enerji güvenliğini tehdit etmişti. Trump'ın açıklamasına göre, anlaşma çerçevesinde İran, boğazın güvenliğini garanti altına almayı kabul etti. Bu gelişme, Suudi Arabistan ve BAE gibi Körfez ülkeleri tarafından temkinli bir iyimserlikle karşılandı. Öte yandan İsrail, anlaşmanın İran'ın nükleer programını yeterince kısıtlamadığı endişesiyle tepki gösterdi. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 'Her anlaşmanın denetlenebilir ve uygulanabilir olması gerekir' diyerek Washington'a uyarıda bulundu.
Rusya ve Çin ise anlaşmayı memnuniyetle karşıladı; her iki ülke de uzun süredir İran'a yönelik yaptırımların kaldırılmasını savunuyordu. Avrupa Birliği, anlaşmanın JCPOA'yı tamamlayıcı nitelikte olması halinde destekleyebileceğini ancak mevcut haliyle şeffaflıktan uzak olduğunu belirtti. Trump'ın açıklaması aynı zamanda ABD iç siyasetinde de tartışma yarattı; Demokrat Parti, anlaşmanın Kongre'ye sunulmasını talep ederken, Cumhuriyetçi kanat Trump'ı diplomasi hamlesi nedeniyle alkışlıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme Türkiye için hayati önem taşıyor. Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması, Türkiye'nin enerji maliyetlerini doğrudan etkileyecek; petrol ve doğalgaz fiyatlarında düşüş beklenebilir. Aynı zamanda İran'la yaptırım gölgesinde yürütülen ticaretin önündeki engellerin kalkması, özellikle Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerindeki sınır ticaretini canlandırabilir. Ancak anlaşmanın kapsamı ve İran'ın bölgesel faaliyetlerine getireceği sınırlamalar, Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki dengeleri yeniden gözden geçirmesini gerektirebilir. Ankara, anlaşmanın şeffaflığı ve uygulanabilirliği konusunda temkinli bir iyimserlik sergiliyor; ancak ABD-İran ilişkilerindeki yumuşamanın bölgesel istikrara katkı sağlaması durumunda Türkiye'nin de kazançlı çıkacağı aşikardır.