ABD Başkanı Donald Trump'ın İran ile vardığı yeni anlaşma, İsrailli siyasi analistler ve yorumcular arasında şok etkisi yarattı. Uzmanlara göre anlaşma, İsrail'in bölgedeki savaş hedeflerinin hiçbirini yerine getirmiyor ve ülkeyi her açıdan daha kırılgan bir konuma itiyor. İsrail basınında yer alan değerlendirmelerde, anlaşmanın Tel Aviv'in güvenlik kaygılarını gidermekten uzak olduğu, hatta bazı noktalarda İran'ı daha da güçlendirdiği vurgulanıyor.
Anlaşmanın Detayları ve İsrail'in Beklentileri
Trump yönetiminin İran'la yaptığı anlaşma, nükleer programın sınırlandırılması ve bazı yaptırımların hafifletilmesini öngörüyor. Ancak İsrailli güvenlik uzmanları, anlaşmanın İran'ın uranyum zenginleştirme kapasitesini tam olarak durdurmadığını, balistik füze programına hiç dokunmadığını ve bölgesel milis güçlerine verilen desteği engellemediğini belirtiyor. İsrail, uzun süredir İran'ın askeri nükleer yeteneklerinin tamamen ortadan kaldırılmasını ve ülkenin Suriye, Lübnan ve Yemen'deki vekil güçlerinin sınırlandırılmasını talep ediyordu. Yeni anlaşma ise bu taleplerin hiçbirini karşılamıyor.
Tel Aviv Üniversitesi Ulusal Güvenlik Araştırmaları Enstitüsü'nden bir analist, "Anlaşma İran'ın nükleer programını yalnızca bir süreliğine donduruyor, ancak tamamen durdurmuyor. Bu, İsrail için varoluşsal bir tehdit anlamına geliyor" ifadelerini kullandı. Aynı uzman, anlaşmanın İran'a ekonomik rahatlama sağlayarak terör örgütlerine daha fazla kaynak aktarmasına imkan tanıyacağını da sözlerine ekledi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Anlaşmanın bölgesel yansımaları ise oldukça geniş kapsamlı. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri, anlaşmayı ihtiyatla karşılarken, İsrail'in güvenlik endişelerini paylaşıyor. Öte yandan, Avrupa Birliği ve Rusya anlaşmayı desteklerken, İran'ın bölgesel nüfuzunun artmasından endişe eden ülkeler de mevcut. Uzmanlar, anlaşmanın İsrail ile ABD arasında uzun süredir devam eden güvenlik ittifakında çatlaklara yol açabileceğini belirtiyor. Netanyahu hükümeti, anlaşmanın imzalanmasından duyduğu rahatsızlığı resmi açıklamalarla dile getirirken, Trump yönetiminin İsrail'in güvenlik kaygılarını göz ardı ettiği yorumları yapılıyor.
İsrailli siyasi yorumcular, anlaşmanın Orta Doğu'daki güç dengelerini İran lehine değiştirdiğini ve İsrail'in caydırıcılık kapasitesini zayıflattığını savunuyor. Bir başka analist, "İran şimdi hem nükleer programını meşrulaştırdı hem de ekonomik olarak toparlanma fırsatı yakaladı. Bu, İsrail için stratejik bir yenilgi" dedi. Anlaşmanın ayrıca İsrail'in Suriye'de İran hedeflerine yönelik hava operasyonlarını da zorlaştırabileceği ifade ediliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Trump-İran anlaşması, Türkiye'nin bölgesel politikaları açısından önemli sonuçlar doğurabilir. Ankara, İran'la enerji ve ticaret bağlarını sürdürürken, nükleer programının barışçıl olduğu yönündeki İran tezine yakın duruyor. Ancak anlaşmanın İran'a sağlayacağı mali rahatlama, Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki güvenlik endişelerini artırabilir. İran'ın bölgesel milis güçlerine daha fazla destek vermesi, Türk çıkarları aleyhine olabilir. Diğer yandan, anlaşma Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Kafkaslar'daki enerji politikalarında İran'ı potansiyel bir ortak olarak konumlandırabilir. Ankara'nın anlaşmayı, Rusya ve İran'la olan Astana süreci çerçevesinde dikkatle değerlendirdiği ve ABD ile İsrail arasındaki gerilimi fırsata çevirmeye çalıştığı belirtiliyor.