Donald Trump'ın 2018'de İran nükleer anlaşmasından (JCPOA) tek taraflı olarak çekilmesi, Amerikan dış politikasının son onyıllardaki en büyük felaketlerinden biri olarak tarihe geçti. Dönemin Başkanı Barack Obama'nın diplomatik bir zafer olarak nitelendirdiği anlaşma, Trump tarafından 'berbat bir anlaşma' olarak tanımlanmış ve yürürlükten kaldırılmıştı. Ancak bu karar, sadece İran'ı nükleer faaliyetlerinde serbest bırakmakla kalmadı, aynı zamanda Orta Doğu'da yeni bir gerilim dalgasını tetikledi. Uzmanlara göre, bu çekilme tamamen önlenebilir ve gereksiz bir hataydı.
Anlaşmanın Arka Planı ve Çöküşü
2015 yılında imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı (JCPOA), İran'ın uranyum zenginleştirme programını kısıtlıyor ve uluslararası denetime açıyordu. Buna karşılık, ABD ve AB ülkeleri İran'a yönelik ekonomik yaptırımları kaldırmıştı. Trump, anlaşmayı 'kötü bir pazarlık' olarak nitelendirerek 2018'de çekildi ve 'maksimum baskı' politikasını başlattı. Bu politika kapsamında İran'a yönelik yaptırımlar yeniden uygulandı ve hatta arttırıldı. İran ise buna karşılık olarak, anlaşmanın sınırlamalarını aşmaya başladı; uranyumu yüzde 60 saflığa kadar zenginleştirdi ve santrifüj sayısını artırdı.
Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) raporlarına göre, İran şu anda nükleer silah yapımına yetecek malzemeyi üretebilecek kapasiteye sahip. Trump'ın ayrılmasıyla Avrupa ülkeleri anlaşmayı kurtarmaya çalışsa da, ABD'nin çekilmesi anlaşmanın temelini sarsmıştı. Biden yönetimi anlaşmaya yeniden katılmak istese de, İran'ın artan talepleri nedeniyle müzakereler çıkmaza girdi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu çekilmenin en belirgin sonuçlarından biri, Orta Doğu'da İran-Suudi Arabistan rekabetinin daha da kızışması oldu. İran, Yemen'deki Husileri destekleyerek Suudi Arabistan'a karşı vekalet savaşı yürütürken, ABD'nin bölgeden askeri olarak çekilmesi boşluk yarattı. Ayrıca İsrail, İran'ın nükleer programına yönelik sabotaj ve suikast operasyonlarını artırdı. Küresel ölçekte ise nükleer silahların yayılmasını önleme rejimi zayıfladı; Kuzey Kore ve diğer ülkeler için kötü bir emsal oluştu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran nükleer anlaşmasının başlangıçta bir diplomatik çözüm olarak desteklemişti. Anlaşmanın çökmesi, Türkiye için güvenlik risklerini artırdı: İran'ın nükleer silah kapasitesine yaklaşması, bölgede silahlanma yarışını tetikleyebilir. Ayrıca ABD yaptırımları nedeniyle Türkiye-İran ticaret hacmi daraldı ve enerji ithalatında alternatif maliyetler oluştu. Türkiye, hem ABD hem de İran ile dengeli ilişkilerini sürdürmeye çalışırken, nükleer bir İran'ın uzun vadede bölgesel istikrarı tehdit edebileceğini göz önünde bulunduruyor.