ABD Başkanı Donald Trump, G7 ülkelerinin İran nükleer programına ilişkin ortak bildirisini desteklerken, kendi partisinden gelen yoğun eleştirilerle karşı karşıya. Hafta sonu imzalanması beklenen anlaşmanın ayrıntıları, özellikle Cumhuriyetçi senatörler tarafından sorgulanıyor. Avrupalı liderler ise Tahran'la yürütülen müzakerelere dahil olma talebinde bulunuyor. Bu gelişme, Trump yönetiminin İran'a yönelik politikasında bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.
Gelişmenin arka planı
Trump, G7 zirvesinde kabul edilen ve İran'ın nükleer faaliyetlerinin sınırlandırılmasını öngören bildiriyi onayladı. Ancak bu hamle, Cumhuriyetçi Parti içinde ve muhafazakar çevrelerde büyük tepkiye yol açtı. Senato Çoğunluk Lideri Mitch McConnell, anlaşmanın şeffaflıktan yoksun olduğunu ve İran'a taviz verildiğini savundu. Trump yönetiminin İran politikasını sık sık eleştiren Senatör Ted Cruz ise anlaşmayı "felaket" olarak nitelendirdi.
Beyaz Saray, anlaşmanın İran'ın uranyum zenginleştirme programını kısıtlayacağını ve uluslararası denetimlere izin vereceğini belirtiyor. Ancak anlaşmanın süresi ve yaptırımların kaldırılmasına ilişkin maddeler tartışma yaratıyor. Avrupa Birliği Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, müzakerelerin kapsamının genişletilmesi gerektiğini vurgularken, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron da Tahran'la doğrudan diyaloğun yeniden başlatılması çağrısında bulundu.
Bölgesel ve küresel boyut
İran anlaşması, yalnızca ABD iç siyasetini değil, aynı zamanda Orta Doğu'daki güç dengelerini de etkileme potansiyeli taşıyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri, anlaşmanın İran'ın bölgesel nüfuzunu artıracağı endişesiyle Washington'a baskı yapıyor. İsrail ise anlaşmayı İran'ın nükleer silah elde etmesini engellemede yetersiz bulduğunu açıkladı. Öte yandan, Rusya ve Çin, anlaşmayı desteklediklerini ancak yaptırımların kaldırılması konusunda somut adımlar beklediklerini ifade ediyor.
Avrupa ülkeleri, Trump döneminin ardından ABD'nin yeniden anlaşmaya dahil olmasını memnuniyetle karşılasa da, mevcut metnin İran'ın balistik füze programını kapsamaması nedeniyle eksik olduğunu düşünüyor. İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif, ülkesinin nükleer haklarından vazgeçmeyeceğini ancak müzakerelere açık olduklarını belirtti. Görüşmelerin önümüzdeki haftalarda Viyana'da devam etmesi bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran'la uzun bir sınıra sahip olması ve enerji ihtiyacının önemli bir bölümünü İran'dan karşılaması nedeniyle bu anlaşmayı yakından takip ediyor. Anlaşmanın sağlanması, bölgede tansiyonun düşmesine katkıda bulunabilir ve Türkiye'nin İran'la ticari ilişkilerini olumlu etkileyebilir. Ancak ABD yaptırımlarının devam etmesi halinde, Türk şirketlerinin İran'la ticaret yaparken karşılaştığı zorluklar sürecektir. Ayrıca, Irak ve Suriye'deki nüfuz mücadelesinde İran'ın elini güçlendirecek herhangi bir anlaşma, Ankara'nın bölgesel hesaplarını etkileyebilir. Bu nedenle Türkiye, anlaşmanın kapsamına balistik füzelerin ve bölgesel faaliyetlerin de dahil edilmesini savunuyor.