ABD Başkanı Donald Trump, İran ile varıldığını iddia ettiği bir anlaşma kapsamında Hürmüz Boğazı'nın kalıcı olarak ücretsiz hale geleceğini öne sürdü. Trump, The New York Times'a yaptığı telefon görüşmesinde, anlaşmanın uluslararası deniz ticaretini güvence altına alacağını savunurken, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Çin Devlet Başkanı Xi Jinping'i överek, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu için ise 'çok zor biri' ifadesini kullandı. İddialar, Hürmüz Boğazı'nın jeopolitik önemi ve ABD-İran ilişkilerindeki gerginlik göz önüne alındığında küresel enerji piyasalarında dalgalanmaya yol açtı.
Gelişmenin arka planı
Trump, The New York Times'a verdiği demeçte, İran'la varılan anlaşmanın ayrıntılarına ilişkin somut bir bilgi paylaşmazken, 'Boğaz kalıcı olarak ücretsiz olacak. Bu, tüm dünya için büyük bir kazanım' dedi. Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin yaklaşık beşte birine ev sahipliği yapan stratejik bir su yolu. Trump'ın bu açıklaması, daha önce İran'ı tehdit ederek boğazı kapatmakla suçlaması ve Tahran yönetimine yönelik maksimum baskı politikası izlemesiyle çelişiyor.
Öte yandan Trump, görüşmede Rusya ve Çin liderlerini överek, 'Putin ve Xi ile iyi ilişkilerimiz var. Onlar akıllı liderler' ifadelerini kullandı. Ancak İsrail Başbakanı Netanyahu için 'çok zor biri' diyerek, müttefiki hakkında nadir görülen bir eleştiride bulundu. Trump, 'Netanyahu ile anlaşmak kolay değil. Çok zor biri ama iyi bir adam' dedi.
Bölgesel ve küresel boyut
Hürmüz Boğazı'nın statüsü, yalnızca bölgesel değil, aynı zamanda küresel enerji güvenliği ve deniz ticareti için kritik öneme sahip. İran, geçmişte boğazı kapatma tehditleriyle uluslararası toplumu endişelendirmişti. Trump'ın bu açıklaması, Tahran yönetimiyle doğrudan bir anlaşma yapıldığı izlenimi verse de, İran'dan henüz resmi bir teyit gelmedi. Uzmanlar, Trump'ın bu sözlerinin, başkanlık kampanyası sırasında dış politika başarısı olarak sunulmaya çalışıldığını belirtiyor.
New York Times ile yapılan görüşmede Trump'ın Putin ve Xi'ye yönelik övgüleri, ABD'nin Çin ve Rusya ile rekabet halinde olduğu bir dönemde dikkat çekici. Özellikle Ukrayna savaşı ve Tayvan gerilimi gibi konularda bu liderlerle doğrudan temas kurma çabası olarak yorumlanıyor. İsrail Başbakanı Netanyahu hakkındaki 'zor biri' yorumu ise iki lider arasındaki karmaşık ilişkiyi ortaya koyuyor. Trump, başkanlığı döneminde Netanyahu'yu güçlü şekilde desteklemiş, ancak zaman zaman anlaşmazlıklar yaşamıştı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı'nın güvenliği ve erişimi, Türkiye'nin enerji ithalat rotaları ve Doğu Akdeniz'deki deniz yetki alanları tartışmalarıyla doğrudan bağlantılı. Trump'ın bu iddiası, Türkiye'nin enerji arz güvenliği ve Montrö Boğazlar Sözleşmesi kapsamındaki çıkarlarıyla örtüşmüyor; zira Hürmüz Boğazı'ndaki olası bir anlaşma, küresel petrol fiyatlarını etkileyerek Türkiye ekonomisini dolaylı yoldan etkileyebilir. Ayrıca, ABD'nin İran'la doğrudan müzakere etmesi, Türkiye'nin bölgedeki diplomatik manevra alanını daraltabilir. Ancak anlaşmanın henüz teyit edilmemiş olması, Türkiye'nin temkinli yaklaşmasını gerektiriyor.