ABD Başkanı Donald Trump, Hürmüz Boğazı'nın 'kalıcı olarak geçiş ücretsiz' olacağını açıklarken, İran'la yeni bir nükleer anlaşma sağlanamaması halinde askeri saldırı düzenlenebileceği tehdidinde bulundu. Trump, bu açıklamalarını İran ile imzaladığı mutabakat zaptını (MOU) 2015 yılında Barack Obama yönetimi döneminde imzalanan nükleer anlaşmayla defalarca karşılaştırarak yaptı. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, Trump yönetiminin İran'ın nükleer programını sınırlamaya yönelik kapsamlı bir anlaşma için çaba gösterdiği ancak Tahran'ın 'yapıcı adımlar' atmaması halinde 'en sert seçeneklerin' masada olduğu vurgulandı. Hürmüz Boğazı'nın uluslararası sular olarak statüsünü koruyacağını belirten Trump, bu kararın küresel enerji güvenliği açısından kritik olduğunu ifade etti.
Gelişmenin arka planı
Trump yönetimi, İran'ın nükleer faaliyetlerini sınırlamak için 2015'te imzalanan Ortak Kapsamlı Eylem Planı'ndan (JCPOA) 2018'de çekilmiş ve Tahran'a yeni yaptırımlar uygulamıştı. Son dönemde iki ülke arasında dolaylı görüşmelerin arttığı bilinirken, Trump'ın son açıklamaları müzakerelerde sert bir çizgi izlediğini gösteriyor. Eski başkan Barack Obama'nın imzaladığı anlaşmayı 'felaket' olarak niteleyen Trump, kendi mutabakatının daha kapsamlı olduğunu ve İran'ın balistik füze programı ile bölgesel faaliyetlerini de kapsadığını iddia ediyor. İran yönetimi ise henüz resmi bir yanıt vermezken, devlet medyası Trump'ın tehditlerini 'psikolojik savaş' olarak nitelendirdi. Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık üçte birinin geçtiği stratejik bir su yolu olarak biliniyor; bu nedenle 'geçiş ücretsiz' statüsü küresel enerji piyasalarını doğrudan etkileyecek bir hamle olarak değerlendiriliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Trump'ın bu açıklaması, Körfez ülkeleri ve enerji piyasalarında tedirginlik yarattı. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkeler, Hürmüz Boğazı'nın güvenliğinin kendileri için hayati önem taşıdığını vurgularken, İran'ın olası bir misillemesi bölgede gerilimi artırabilir. Uzmanlar, Trump'ın 'anlaşma yoksa saldırı' söyleminin İran'ı müzakere masasına çekmek için bir pazarlık taktiği olduğunu ancak yanlış hesaplamaların askeri çatışmaya yol açabileceği uyarısında bulunuyor. Öte yandan, ABD'nin Avrupalı müttefikleri JCPOA'ya geri dönülmesi ve diplomasi yoluyla çözüm çağrısı yaparken, Rusya ve Çin'in de İran ile askeri ve ekonomik iş birliğini artırdığı gözlemleniyor. Küresel petrol fiyatları, Trump'ın açıklamalarının ardından yüzde 2'nin üzerinde yükseldi. Analistler, Hürmüz Boğazı'nın statüsüne ilişkin tek taraflı bir kararın uluslararası deniz hukukuna aykırı olabileceğini ve uluslararası toplumda tepki çekebileceğini ifade ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin enerji arz güvenliği açısından kritik öneme sahiptir. Türkiye, petrol ve doğalgaz ihtiyacının önemli bir kısmını Körfez ülkeleri ve İran'dan karşılamakta olup, Hürmüz Boğazı'ndaki olası bir kriz enerji maliyetlerini artırabilir. Ayrıca, ABD-İran gerginliği, Türkiye'nin komşusu İran ile olan ekonomik ve siyasi ilişkilerini doğrudan etkileyebilir. Ankara, geçmişte olduğu gibi diyalog ve diplomasiden yana tavır alırken, bölgesel bir çatışmanın Türkiye'yi güvenlik ve göç açısından da etkileyeceği değerlendirilmektedir. Türkiye'nin enerji merkezi olma hedefi açısından istikrarlı bir Körfez bölgesi hayati önem taşımaktadır.