ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın zenginleştirilmiş uranyum stoklarının ülkeden çıkarılmasına gerek olmadığını, bu malzemenin ‘gömülü’ olduğunu ve ABD askerlerinin böyle bir operasyona katılması fikrini desteklemediğini söyledi. Trump, Perşembe akşamı yaptığı açıklamada, Tahran yönetimiyle bir anlaşma yapmaya ihtiyacı olmadığını da vurguladı. Beyaz Saray'da gazetecilere konuşan Trump, İran'ın nükleer faaliyetlerine ilişkin son gelişmeleri değerlendirirken, ‘Uranyum zaten orada güvende. Onu oradan çıkarmak için bir anlaşmaya ihtiyacımız yok’ ifadelerini kullandı.
Arka plan: Trump'ın İran politikası ve nükleer mesele
Trump'ın bu açıklaması, ABD'nin İran'ın nükleer programına yönelik tutumunda daha önce benimsenen pozisyonlardan ayrılıyor. 2015 yılında imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı (Kapsamlı Ortak Eylem Planı) olarak bilinen nükleer anlaşma, İran'ın zenginleştirilmiş uranyum stoklarını azaltmasını ve uluslararası denetime tabi tutmasını öngörüyordu. Trump, 2018'de anlaşmadan çekilmiş ve İran'a yönelik yaptırımları yeniden uygulamaya koymuştu. O tarihten bu yana, İran anlaşma kapsamındaki taahhütlerini aşamalı olarak azaltarak uranyum zenginleştirme seviyesini yükseltti. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) raporlarına göre, İran şu anda yüzde 60 saflıkta uranyum zenginleştiriyor ve bu oran silah yapımına çok yakın kabul ediliyor.
Trump'ın ‘gömülü’ ifadesi ise Fordow Nükleer Tesisi'ne bir gönderme olabilir; bu tesis dağın içine inşa edilmiş ve hava saldırılarına karşı dayanıklı. Trump daha önce de İran'ın nükleer tesislerinin bombalanması fikrini reddetmişti. Bu açıklamasıyla ABD'nin askeri müdahale seçeneğini masadan kaldırmasa da, bu yönde bir irade göstermediğini netleştirmiş oldu.
Bölgesel ve küresel boyut: Yeni bir anlaşma mı, yoksa gerilim mi?
Trump'ın bu sözleri, İran ile ABD arasında olası yeni bir nükleer anlaşma müzakerelerine dair soru işaretlerini artırdı. Eski ABD yönetimleri, İran'ın nükleer silah edinmesini engellemek için zenginleştirilmiş uranyumun ülke dışına çıkarılmasını temel şartlardan biri olarak görmüştü. Trump ise bu koşulu gereksiz bularak farklı bir yaklaşım sergiliyor. Öte yandan, İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, Trump'ın açıklamalarına doğrudan yanıt vermezken, Tahran'ın nükleer programının barışçıl olduğu ve müzakere masasına dönmeye hazır oldukları mesajını yineledi.
Bölgesel aktörler, özellikle Suudi Arabistan ve İsrail, ABD'nin İran konusundaki bu yeni tutumundan endişe duyuyor. İsrail Başbakanı Naftali Bennett, İran'ın nükleer silah kapasitesine ulaşmasına izin verilmeyeceğini birçok kez dile getirdi. Trump'ın ‘uranyum gömülü’ söylemi, İsrail'in olası bir askeri harekât için ABD'nin desteğini alamayacağı anlamına da gelebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran'la uzun bir sınıra sahip olması ve enerji ithalatının önemli bir bölümünü İran'dan karşılaması nedeniyle bu gelişmeyi yakından takip ediyor. Trump'ın İran'la anlaşma gereği duymaması, ABD'nin İran'a yönelik yaptırım politikalarının devam edeceği ve bölgede tansiyonun yüksek kalacağı anlamına gelebilir. Bu durum, Türkiye'nin enerji güvenliğini ve İran'la ticari ilişkilerini doğrudan etkileyebilir. Ayrıca, ABD'nin İran'ın nükleer faaliyetlerine karşı askeri bir seçeneği tamamen dışlamaması, bölgede olası bir kriz senaryosunu gündemde tutuyor. Türkiye, hem ulusal güvenliği hem de bölgesel istikrarı korumak adına bu süreçte diplomatik girişimlerini sürdürmek durumunda.