ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 15 Temmuz Perşembe günü 'aşırı sol siyasi terörizm' başlıklı bir konferansa ev sahipliği yapacak. Rubio'nun başkanlık edeceği etkinlik, Trump yönetiminin kolluk kuvvetlerinin sol görüşlü hareketlere karşı yeterince sert önlem almadığı yönündeki eleştirileri doğrultusunda, bu tür gruplara karşı uluslararası bir cephe oluşturmayı hedefliyor. Konferansa, ABD'nin müttefik ülkelerinden güvenlik yetkilileri, istihbarat uzmanları ve akademisyenlerin katılması bekleniyor. Gündemde, aşırı sol grupların küresel ölçekte artan etkinliği, finansman kaynakları ve dijital propaganda yöntemleri ele alınacak.
Trump yönetiminin yeni terör tanımı
Trump yönetimi, göreve geldiğinden bu yana terörle mücadele stratejisini genişleterek 'aşırı sol' örgütlenmeleri de hedef tahtasına koydu. Özellikle Antifa (Anti-Faşist Eylem) gibi gruplar, 2020'deki George Floyd protestoları sırasında şiddet olaylarına karışmasıyla yeniden gündeme geldi. ABD İç Güvenlik Bakanlığı, bu tür grupların 'yurt içi terör' kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini savunuyor. Rubio'nun konferansı, bu çerçevede müttefik ülkelerin benzer tanımlamalar yapmasını ve hukuki altyapılarını güçlendirmesini teşvik etmeyi amaçlıyor.
Konferansta, Avrupa'daki sol örgütlenmeler, Latin Amerika'daki gerilla hareketleri ve Asya'daki anarşist gruplar hakkında brifingler verilmesi planlanıyor. Ayrıca, bu grupların kripto para birimleri ve dark web üzerinden finansman sağlama yöntemleri masaya yatırılacak. ABD yetkilileri, özellikle son yıllarda ABD'de düzenlenen protesto ve isyanlarda sol grupların rolüne dikkat çekerken, bu eylemlerin 'yabancı aktörler' tarafından körüklenmiş olabileceğini de iddia ediyor.
Uluslararası boyut ve Avrupa'dan tepkiler
Rubio'nun konferansı, Avrupa'da farklı yankılar uyandırdı. Fransa ve Almanya gibi ülkeler, Antifa ve benzeri gruplarla mücadelede ABD ile ortak bir zemin arayışındayken, bazı İskandinav ülkeleri bu tür tanımlamaların ifade özgürlüğünü kısıtlama riski taşıdığı gerekçesiyle çekimser kalıyor. Avrupa Birliği, terörle mücadelede ortak bir liste oluşturma çabalarına hız verirken, 'aşırı sağ' ve 'aşırı sol' kavramlarının tanımlanmasında üye ülkeler arasında görüş ayrılıkları bulunuyor.
Rusya ve Çin gibi ülkeler ise ABD'nin bu girişimini, iç siyasi muhalefeti bastırmaya yönelik bir araç olarak yorumluyor. Moskova yönetimi, konferansın aslında ABD'nin kendi iç sorunlarını dışarıya yansıtma çabası olduğunu savunurken, Pekin de benzer bir tutum sergiliyor. Asya-Pasifik bölgesinde ise Japonya, Güney Kore ve Avustralya gibi müttefikler, bu tür gruplarla mücadelenin siber güvenlik boyutuna odaklanılmasını istiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, terörle mücadelede yıllardır benzer bir çizgi izliyor ve PKK, DHKP/C gibi örgütlerle mücadele ederken bir yandan da aşırı sol hareketlere karşı sert önlemler alıyor. Rubio'nun konferansı, Türkiye'nin bu alandaki uluslararası iş birliği çabalarını güçlendirmesi için bir fırsat olabilir. ABD'nin aşırı solu terör kapsamında tanımlaması, Türkiye'nin söz konusu örgütlerle mücadelede benzer bir tanımlama yapmasını kolaylaştırabilir. Bununla birlikte, konferansın Amerikan iç siyasetinin bir yansıması olması ve doğrudan Türkiye'yi hedef almaması, Ankara'nın ihtiyatlı bir yaklaşım benimsemesine neden olabilir. Türkiye, bu tür girişimlerin terörizmin tüm biçimlerine karşı kapsayıcı olması gerektiğini vurgulayarak, kendi mücadele deneyimini paylaşabilir.