ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik 14 maddelik kapsamlı bir anlaşma teklifi hazırladığı ve bu taslağın basına sızdırıldığı ortaya çıktı. Trump, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, İran’ın ‘davranışlarını düzeltmemesi’ halinde askeri operasyonları yeniden başlatacağını belirtti. İki ülke arasında haftalardır devam eden dolaylı müzakerelerin ardından ortaya çıkan bu gelişme, Tahran yönetiminde farklı yorumlara yol açtı.
Gelişmenin arka planı: 14 maddelik taslak neler içeriyor?
Sızdırılan belgeye göre, ABD’nin İran’a sunduğu anlaşma metni 14 ana maddeden oluşuyor. Bunlar arasında nükleer programın denetlenmesi, balistik füze çalışmalarının durdurulması, bölgesel milis güçlerine verilen desteğin kesilmesi ve petrol ihracatına yönelik yaptırımların kademeli olarak kaldırılması yer alıyor. Beyaz Saray’dan yapılan resmi açıklamada, taslağın henüz nihai olmadığı ve müzakerelerin sürdüğü ifade edildi. Trump, ‘Ya iyi bir anlaşma yaparız ya da eski halimize döneriz. Anlaşma olmazsa, bombalamaya kaldığımız yerden devam ederiz’ dedi.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasır Kenani, taslağın bazı maddelerinin ‘kabul edilemez’ olduğunu söylerken, diğer maddelerin müzakereye açık olduğunu belirtti. Tahran yönetimi, özellikle füze programı ve bölgesel nüfuz konularında taviz vermeyeceğini daha önce defalarca vurgulamıştı. Uzmanlar, Trump’ın ‘bombalama’ tehdidini müzakere masasında elini güçlendirmek için kullandığını, ancak bu söylemin İran’daki sertlik yanlılarını güçlendirebileceğini ifade ediyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Anlaşma Ortadoğu’yu nasıl etkiler?
ABD-İran arasında olası bir anlaşma, Ortadoğu’da dengeleri köklü biçimde değiştirebilir. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri, İran’ın nükleer programının sınırlandırılmasını desteklerken, Tahran’ın bölgesel milisler üzerindeki etkisinin azaltılmasını talep ediyor. İsrail ise anlaşma metninin İran’ın nükleer silah üretmesini engelleyecek sıkı denetimler içermesi gerektiğini savunuyor. Avrupa Birliği, 2015 tarihli Kapsamlı Ortak Eylem Planı’na (KOEP) benzer bir anlaşmayı memnuniyetle karşılayacağını, ancak Trump’ın değişken tutumunun endişe verici olduğunu bildirdi.
Analistler, anlaşmanın sağlanması halinde İran petrolünün küresel piyasalara dönüşünün petrol fiyatlarını aşağı çekebileceğini, ayrıca Yemen ve Suriye’deki vekalet savaşlarının seyrini etkileyebileceğini belirtiyor. Ancak anlaşmanın bozulması, bölgede yeni bir sıcak çatışma riskini artıracak. Trump’ın ‘bombalama’ tehdidi, İran’ın nükleer tesislerine yönelik bir saldırı olasılığını gündeme getirirken, Tahran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatma veya İsrail’e misilleme yapma ihtimali de masaüstü senaryolar arasında.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran’la hem enerji ithalatçısı hem de komşu ülke olarak ekonomik ve güvenlik bağlarına sahip. Olası bir ABD-İran anlaşması, Türkiye’nin enerji maliyetlerini düşürebilir ve Kuzey Irak’taki gerilimi azaltabilir. Ancak anlaşmanın bozulması ve Trump’ın saldırı tehdidi, Türkiye’nin güney sınırında yeni bir mülteci akınına ve güvenlik krizine yol açabilir. Ayrıca, İran’ın bölgesel nüfuzunun sınırlandırılması, Türkiye’nin Suriye ve Irak politikalarında elini güçlendirebilir. Ankara’nın, müzakerelerin başarıya ulaşması için ara buluculuk yapması bekleniyor.