Başkan Donald Trump, kendisini eleştiren veya azil sürecinde aleyhinde oy kullanan Cumhuriyetçi senatörlere karşı amansız bir intikam kampanyası başlattı. Bu durum, Trump'ın İran'a yönelik savaş yetkisini kısıtlayan bir oylamada kaybetmesine neden olabilir. Ancak uzmanlar, politik olarak ölü olarak kabul edilen Cumhuriyetçilerin bile Trump'ı karşısına almaktan korktuğunu söylüyor.
Gelişmenin Arka Planı
Trump, göreve geldiği günden bu yana partisi içindeki muhaliflere karşı sert bir tutum sergiliyor. Özellikle azil sürecinde kendisini suçlu bulan Senatör Mitt Romney gibi isimleri hedef alan Trump, onların siyasi kariyerlerini sona erdirmek için elinden geleni yapıyor. Geçtiğimiz haftalarda, Trump'ın desteklediği adayların birçok Cumhuriyetçi senatöre karşı ön seçimlerde yarışacağı duyuruldu.
Bu kapsamda, Trump'ın İran konusundaki yetkisini sınırlayan bir yasa tasarısı Senato'ya sunuldu. Tasarı, ABD'nin İran'a karşı askeri güç kullanması için Kongre'nin onayını zorunlu kılmayı amaçlıyor. Ancak Trump, bu tasarıya karşı çıkıyor ve veto tehdidinde bulunuyor. Cumhuriyetçi senatörler, bu oylamada Trump'a karşı mı yoksa kendi parti disiplinlerine mi sadık kalacakları konusunda ikiye bölünmüş durumda.
Analistler, Trump'ın intikam kampanyasının aslında bir korku ortamı yaratmayı hedeflediğini belirtiyor. Örneğin, Senatör Lisa Murkowski ve Susan Collins gibi merkezci Cumhuriyetçiler, Trump'ın gazabından çekindikleri için tasarıya destek verme konusunda tereddüt ediyor. Murkowski, Alaska'daki zorlu bir seçim kampanyasıyla karşı karşıya ve Trump'ın desteğini kaybetmek istemiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İran meselesi, ABD iç siyasetinin ötesinde geniş bölgesel ve küresel yansımalara sahip. Trump yönetimi, İran'a yönelik maksimum baskı politikasını sürdürürken, İran Devrim Muhafızları'nın komutanı Kasım Süleymani'nin öldürülmesinin ardından tansiyon tehlikeli bir şekilde yükseldi. Bu bağlamda, savaş yetkisinin kısıtlanması, Orta Doğu'da bir ABD-İran çatışması riskini azaltabilir.
Avrupa müttefikleri, ABD'nin İran'la askeri bir çatışmaya girmesinden endişe ediyor. Özellikle Almanya ve Fransa, ABD'nin nükleer anlaşmadan çekilmesini ve ardından gelen gerilimi eleştirmişti. Eğer Trump savaş yetkisini kaybederse, bu Avrupa'da bir rahatlama yaratabilir ancak aynı zamanda ABD'nin caydırıcılığını zayıflattığı yönünde eleştirilere de yol açabilir.
Rusya ve Çin ise ABD'nin iç siyasi krizini yakından izliyor. İki ülke, ABD'nin Orta Doğu'ya odaklanmasının kendi bölgesel hedeflerine fırsat yaratmasını umuyor. Rusya, Suriye'deki varlığını pekiştirirken Çin, Körfez'deki enerji rotaları üzerindeki etkisini artırmaya çalışıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ABD'nin İran politikasındaki olası bir değişiklikten doğrudan etkilenecektir. Türkiye, İran'la komşu olmanın yanı sıra enerji ithalatında da İran'a bağımlıdır. ABD'nin savaş yetkisini kaybetmesi, Trump'ın İran'a karşı askeri seçeneği zayıflatabilir ve bu da İran'ın bölgedeki faaliyetlerini artırmasına yol açabilir. Türkiye, özellikle Suriye ve Irak'ta İran destekli milislerin varlığından ve PKK ile bağlantılı gruplardan endişe duymaktadır. Ayrıca, ABD Kongresi'nin savaş yetkisini sınırlaması, Türkiye'nin ABD'nin güvenilirliği konusunda soru işaretleri yaşamasına neden olabilir. Öte yandan, Türkiye, diplomatik çözümleri tercih eden bir pozisyon izlediği için bu gelişme Ankara'nın elini güçlendirebilir. Ancak genel olarak, ABD iç siyasetindeki bu kriz, Türkiye'nin kendi güvenlik ve enerji politikalarını yeniden değerlendirmesini gerektirebilir.