ABD Başkanı Donald Trump'ın, İran'a yönelik askeri operasyonların üçüncü gecesinde Hürmüz Boğazı'nı abluka altına alacağını açıklaması, uluslararası dengeleri sarsan kritik bir dönüm noktası oldu. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, Basra Körfezi'nden geçen tüm gemilerin "güvenli geçiş" için ücretlendirileceği belirtilirken, bu adımın ABD'nin daha önceki serbest geçiş politikalarından köklü bir sapma anlamına geldiği vurgulandı. Trump, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Hürmüz Boğazı'ndan geçiş yapacak her gemi, ABD donanmasının sağladığı koruma için adil bir ücret ödeyecek. Bu, ulusal güvenliğimizi sağlamanın yanı sıra Amerikan halkına önemli bir gelir kapısı açacak" ifadelerini kullandı.
Gelişmenin arka planı: Hürmüz'de gerilim tırmanıyor
ABD'nin İran'a yönelik üçüncü gece saldırısı, özellikle Hürmüz Boğazı çevresinde yoğunlaşan çatışmalarla eş zamanlı olarak gerçekleşti. Pentagon kaynaklarına göre, saldırıların hedefi İran Devrim Muhafızları'na ait deniz üsleri ve kıyı savunma sistemleri oldu. Trump'ın abluka kararı, ABD'nin İran'ı hedef alan yaptırımlarını daha da derinleştirirken, bölgedeki enerji akışını doğrudan tehdit ediyor. Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birine ev sahipliği yapıyor ve bu nedenle herhangi bir aksama, küresel enerji piyasalarında paniğe yol açıyor.
Trump yönetimi, daha önceki haftalarda yaptığı açıklamalarda, İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatma tehditlerine karşı "sert ve orantılı" karşılık verileceğini belirtmişti. Ancak şimdiki adım, ABD'nin doğrudan bölgeyi abluka altına almasıyla İran'a yönelik psikolojik ve askeri baskıyı en üst düzeye çıkarıyor. Uzmanlar, bu kararın ABD'nin bölgedeki müttefikleri olan Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri için de ciddi sorunlar yaratacağına dikkat çekiyor. Zira abluka, tüm gemilerden ücret alınması anlamına gelirken, bu durum ABD'nin Körfez'deki ortaklarını da ekonomik olarak zor durumda bırakabilir.
Bölgesel ve küresel boyut: Enerji piyasalarında deprem
Trump'ın açıklamasının hemen ardından petrol fiyatlarında yüzde 10'un üzerinde bir sıçrama yaşandı. Brent petrolün varil fiyatı 95 dolar seviyesini aşarken, uzmanlar bu yükselişin, ablukanın ne kadar süreceğine bağlı olarak daha da artabileceğini öngörüyor. Küresel tedarik zincirinde ciddi aksamalar beklenirken, başta Avrupa ülkeleri olmak üzere birçok ithalatçı ülke alternatif rota arayışına girdi. Ancak Hürmüz Boğazı'nın alternatifi olarak görülen Süveyş Kanalı veya Ümit Burnu rotaları, hem maliyet hem de zaman açısından ciddi dezavantajlar taşıyor.
Rusya ve Çin, ABD'nin bu hamlesine sert tepki gösterdi. Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, "ABD'nin bu eşkıyalık hareketi, uluslararası hukukun en temel ilkelerini ihlal etmektedir. Hürmüz Boğazı, uluslararası sular kategorisindedir ve burada tek taraflı olarak ücret talep etmek kabul edilemez" dedi. Çin ise, ABD'nin Yemen'deki Husilere yönelik operasyonlarının ardından bölgedeki istikrarı daha da bozacağını vurguladı. İran Savunma Bakanlığı ise ablukaya karşılık olarak "kapsamlı misilleme" tehdidinde bulunarak, Basra Körfezi'ndeki tüm gemi trafiğini hedef alabileceklerini ima etti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı'nın abluka altına alınması, enerjide dışa bağımlı Türkiye ekonomisi için ciddi bir risk faktörüdür. Petrol ve doğalgaz fiyatlarındaki artış, cari açığı daha da büyütecek ve enflasyonla mücadeleyi zorlaştıracaktır. Türkiye, yaklaşık 30 milyar metreküp doğalgaz ithalatının önemli bölümünü Basra Körfezi üzerinden temin etmektedir. Ablukanın uzaması, enerji arzında kısa vadeli kesintilere yol açabilir. Öte yandan, Türkiye'nin bölgede son dönemde Irak ve Suriye'de izlediği terörle mücadele politikası, bu krizin yönetiminde dengeli bir duruş sergilemesini gerektirecek; Ankara'nın hem İran hem de ABD ile diyaloğu sürdürme kabiliyeti önem kazanacaktır.