İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, Batı Şeria'da iki Filistinli ailenin şiddet yanlısı yerleşimciler tarafından kuşatılmasının ardından, ordunun Filistinlileri koruma sorumluluğunu polise devretmesini talep etti. Bu gelişme, İsrail ordusunun Filistinlilere yönelik koruma görevini yerine getiremediği eleştirilerini artırırken, İsrailli liderlerin yerleşimcilere yönelik sempatik tutumu dikkat çekiyor.
Olayların Arka Planı
Geçtiğimiz hafta Batı Şeria'nın kuzeyindeki Akraba köyünde meydana gelen olayda, maskeli silahlı yerleşimciler iki Filistinli ailenin evini kuşattı. Görgü tanıklarının ifadesine göre, yerleşimciler ateş açtı ve aileleri tehdit etti. İsrail ordusu olaya müdahale etmekte geç kaldı, bu da bölgedeki güvenlik zafiyetini gözler önüne serdi. Savunma Bakanı Katz, ordunun bu tür olaylarda polis teşkilatına görev devretmesi gerektiğini belirterek, 'Filistinlilerin güvenliği polisin sorumluluğunda olmalı' dedi. Ancak bu açıklama, ordunun asli görevinin güvenliği sağlamak olduğunu savunan bazı kesimlerden tepki çekti.
Olay, Birleşmiş Milletler ve insan hakları örgütlerinin defalarca raporladığı Batı Şeria'daki yerleşimci şiddetinin son örneği olarak kayıtlara geçti. Filistin resmi ajansı WAFA'ya göre, son bir yılda yerleşimcilerin saldırılarında en az 10 Filistinli hayatını kaybetti, yüzlerce kişi yaralandı. İsrail ordusu ise bu saldırılara karşı etkin bir önlem alamamakla suçlanıyor.
İsrail Siyasetinde Derin Bölünme
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun koalisyon hükümetinde aşırı sağcı partilerin etkisi, yerleşimcilere yönelik tutumun sertleşmesine neden oluyor. Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ve Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, yerleşimcilerin yasadışı eylemlerine açık destek veriyor. Ben-Gvir, 'Yerleşimciler bizim halkımız, onların yanındayız' diyerek, şiddet olaylarını kınama çağrılarını reddediyor.
Bu durum, İsrail ordusunun karar alma mekanizmalarını da etkiliyor. Askeri yetkililer, Filistinlilere yönelik saldırılarda bulunan yerleşimcilere karşı sert önlem almanın siyasi olarak zor olduğunu ifade ediyor. İsrail merkezli B'Tselem örgütü, ordunun 'yerleşimcilerin koruyucusu' haline geldiğini ve bunun uluslararası hukuka aykırı olduğunu belirtiyor.
Uluslararası Tepkiler ve Filistin'in Durumu
Olay, uluslararası toplumun tepkisini çekti. ABD Dışişleri Bakanlığı, İsrail güvenlik güçlerini Filistinlileri korumaya çağırdı. Avrupa Birliği, yerleşimci şiddetinin barış sürecini baltaladığını vurguladı. Filistin Başbakanı Muhammed Iştiyye, İsrail'in 'işgal ve yerleşim politikalarının' sorumlusu olduğunu söyledi.
Batı Şeria'daki şiddet, bölgedeki tansiyonu yükseltiyor. Filistinli yetkililer, yerleşimci saldırılarının ardından halkın öfkesinin arttığını ve bunun yeni çatışmalara yol açabileceği uyarısında bulunuyor. Birleşmiş Milletler Orta Doğu Barış Süreci Özel Koordinatörü Tor Wennesland, 'Bu tür olayların tekrarlanmaması için İsrail'in uluslararası hukuk yükümlülüklerini yerine getirmesi şart' dedi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği desteği yeniden gündeme getiriyor. Türkiye, Birleşmiş Milletler ve İslam İşbirliği Teşkilatı nezdinde Filistinlilere yönelik şiddeti kınamayı sürdürüyor. Ancak Ankara'nın, İsrail ile son dönemde normalleşme adımları atması, bu tür olaylar karşısında dengeli bir politika izlemesini gerektiriyor. Türkiye'nin, Filistinlilerin korunması için uluslararası topluma çağrı yaparak insani diplomasi yürütmesi beklenir. Bölgesel istikrar açısından, Batı Şeria'daki şiddetin tırmanması Orta Doğu'daki mevcut gerilimleri artırabilir ve Türkiye'nin komşularıyla ilişkilerini etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği desteğin, kamuoyu nezdinde güçlü bir şekilde yansıtılması, iç siyasette de önemli bir unsur olmaya devam ediyor.