ABD Başkanı Donald Trump, İran'a yönelik askeri operasyonları genişleterek Perşembe günü üçüncü gece üst üste saldırı düzenleneceğini duyurdu. Trump ayrıca, İran'ın en büyük petrol ihracat merkezi olan Hurmuz Adası'nı ele geçirme tehdidinde bulundu. Bu açıklamalar, ABD ile İran arasındaki gerilimi tırmanırken, bölgesel istikrarı da tehdit ediyor. Beyaz Saray'dan yapılan resmi açıklamada, saldırıların İran'ın nükleer programını ve bölgedeki milis güçlerini hedef aldığı belirtildi. Ancak analistler, Hurmuz Adası'nın ele geçirilmesi durumunda küresel petrol piyasalarının ciddi bir darbe alacağı ve Ortadoğu'da yeni bir savaşın fitilinin ateşlenebileceği uyarısında bulunuyor.
Gelişmenin arka planı
ABD-İran arasındaki gerginlik, Trump yönetiminin 2020'de İranlı general Kasım Süleymani'yi öldürmesiyle başlayan bir sürecin devamı niteliğinde. Son haftalarda İran'ın nükleer faaliyetlerini hızlandırması ve bölgede ABD hedeflerine yönelik saldırıların artması, Washington'u sert önlemler almaya itti. Trump, geçtiğimiz hafta İran'a 'tarihin en ağır bombalarıyla' karşılık verileceğini söylemişti. Perşembe günkü açıklamasında ise 'Biz İran'ı vurmaya devam edeceğiz. Hurmuz Adası'nı alabiliriz, bu bir seçenek' ifadelerini kullandı. ABD Savunma Bakanlığı yetkilileri, adanın ele geçirilmesi için bir askeri planın bulunmadığını söylese de, Trump'ın bu tür söylemlerinin İran'ı müzakere masasına çekmeyi amaçladığı düşünülüyor.
Hurmuz Adası, İran'ın petrol ihracatının yaklaşık yüzde 80'inin geçtiği stratejik bir nokta. Aynı zamanda dünya petrol ticaretinin yüzde 20'sine ev sahipliği yapan Hürmüz Boğazı'nın kontrolü açısından kilit öneme sahip. Ada, İran'ın askeri üsleriyle korunuyor ve herhangi bir saldırı, bölgedeki ABD müttefikleri Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'ni de doğrudan etkileyebilir.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD'nin İran'a yönelik saldırıları, sadece iki ülke arasında değil; tüm Ortadoğu'da dengeleri değiştirme potansiyeli taşıyor. Suudi Arabistan ve İsrail, Washington'un İran'a karşı sert tutumunu desteklerken; Rusya ve Çin, ABD'yi 'provokasyon' yapmakla suçluyor. Avrupa Birliği ise ateşkes çağrısında bulunuyor. Hurmuz Adası'nın ele geçirilmesi durumunda, küresel petrol fiyatları anında yüzde 30 oranında artabilir. Bu durum, halihazırda enflasyonla mücadele eden dünya ekonomileri için yeni bir kriz anlamına geliyor. Ayrıca, İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatma tehdidi, deniz ticaretini felç edebilir. Bölgedeki ABD askeri varlığı ise son 20 yılın en yüksek seviyesine ulaşmış durumda; iki uçak gemisi ve binlerce asker bölgede konuşlu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye için birçok açıdan kritik önem taşıyor. Türkiye, enerji ihtiyacının büyük bir kısmını İran ve Ortadoğu üzerinden karşılıyor. Hürmüz Boğazı'nın kapanması veya petrol fiyatlarının yükselmesi, Türk ekonomisini doğrudan etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye'nin İran ile sınır komşusu olması ve bölgede istikrarı öncelemesi, Ankara'yı tarafları sakinleştirmeye yönelik diplomatik girişimlere itebilir. Öte yandan, ABD'nin Hurmuz Adası'nı ele geçirmesi, Irak ve Suriye'deki İran destekli güçleri de hareketlendirebilir, bu da Türkiye'nin güvenliğini tehdit edebilir. Türkiye'nin bu krizde arabulucu rolü üstlenmesi bölgesel çıkarlarına uygun olacaktır.