ABD Başkanı Donald Trump, 21 Ocak 2025 tarihinde Oval Ofis'te Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Aoun ile yaptığı görüşmenin ardından dikkat çeken bir açıklamaya imza attı. Trump, Lübnan Cumhurbaşkanı’nın talep etmesi halinde Hizbullah ile doğrudan görüşebileceğini belirtti. Beyaz Saray’daki basın toplantısında konuşan Trump, “Sayın Cumhurbaşkanı benden Hizbullah ile görüşmemi isterse, bunu yaparım. Ben herkesle konuşmaya hazırım” ifadelerini kullandı. Bu açıklama, ABD’nin geleneksel olarak terör örgütü listesinde yer alan Hizbullah’a yönelik tutumunda olası bir değişiklik olarak yorumlandı.
Gelişmenin arka planı
Trump’ın bu sözleri, Lübnan’ın uzun süredir devam eden siyasi ve ekonomik krizinin gölgesinde geldi. Lübnan, 2020’deki Beyrut patlamasından bu yana derin bir ekonomik çöküş yaşıyor ve siyasi istikrarsızlık ülkeyi yönetilemez hale getirmişti. Ağustos 2024’te cumhurbaşkanı seçilen Joseph Aoun, ülkeyi yeniden inşa etme vaadiyle göreve başlamıştı. Aoun, Batı ile ilişkileri güçlendirmeyi ve Hizbullah’ın etkisini sınırlamayı hedeflediğini belirtmişti. Ancak Trump’ın Hizbullah ile görüşme sinyali, Aoun’un bu hedeflerini karmaşıklaştırabilir.
Trump, daha önce de benzer bir yaklaşım sergilemişti. İlk döneminde Kuzey Kore lideri Kim Jong-un ile görüşmekten çekinmeyen Trump, “Herkesle masaya otururum. Bazen en büyük düşmanlarınızla konuşmak, sorunları çözmenin en kısa yoludur” demişti. Analistler, Trump’ın bu söyleminin ABD’nin geleneksel dış politika doktrininden bir sapma olduğunu vurguluyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Hizbullah, ABD ve Avrupa Birliği tarafından terör örgütü olarak kabul ediliyor. Örgüt, Lübnan’da devlet içinde devlet yapılanmasıyla biliniyor ve İran’ın bölgedeki en önemli vekil gücü olarak görülüyor. Trump’ın bu açıklaması, İran ile yürütülen nükleer müzakerelerin de yeniden alevlenmesine neden olabilir. Bölge ülkeleri, özellikle Suudi Arabistan ve İsrail, ABD’nin Hizbullah’ı meşrulaştıracak herhangi bir adımdan endişe duyuyor. Öte yandan Lübnan’daki Hristiyan ve Sünni kesim ise Hizbullah’ın siyasetteki ağırlığının artmasından rahatsız. Trump’ın sözleri, Lübnan’daki siyasi dengeleri de altüst edebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye’nin Orta Doğu politikası açısından önem taşıyor. Türkiye, Hizbullah’ı yalnızca Lübnan siyasetinin bir aktörü olarak değil, aynı zamanda İran’ın bölgesel nüfuzunun bir parçası olarak görüyor. ABD’nin Hizbullah’a yönelik olası bir yumuşaması, Ankara’nın Suriye’deki dengeleri yeniden değerlendirmesine neden olabilir. Türkiye, özellikle Suriye’nin kuzeyindeki PKK/YPG varlığına karşı Hizbullah ile dolaylı bir çatışma içinde. Bu nedenle Trump’ın sinyali, Türkiye’nin güvenlik algısını ve İran’la ilişkilerini etkileyebilir. Ayrıca bu durum, ABD’nin bölgedeki müttefikleriyle olan ilişkilerinde yeni bir sürtüşme yaratabilir.