İsrail'in kuzey sınırında, Lübnan sınırına yakın tepelerde kurulu Trump Heights yerleşiminde, İsrail topçu birliklerinin sesleri evlerde yankılanırken, ABD ile İran arasında varılan savaşı sona erdirme anlaşması yerleşimciler arasında derin bir hayal kırıklığı yarattı. Ancak bu hayal kırıklığına rağmen, yerleşimciler Beyaz Saray'daki kahramanlarına olan bağlılıklarını kaybetmiş değil. ABD-İran anlaşması, bölgedeki dengeleri yeniden şekillendirirken, Trump yönetiminin İsrail yanlısı politikalarının bir simgesi haline gelen bu küçük yerleşimde yaşayanlar, kendilerini terk edilmiş hissetmiyor.
Trump Heights: Bir Sembolün Hikayesi
Trump Heights, adını ABD Başkanı Donald Trump'dan alan ve İsrail'in Golan Tepeleri'ndeki bir yerleşim birimi. Trump'ın 2019'da Golan Tepeleri üzerinde İsrail egemenliğini tanımasının ardından, İsrail hükümeti bu bölgede yeni bir yerleşim kurarak Trump'a teşekkür etmek istemişti. O dönemde 40'a yakın ailenin yaşadığı bu yerleşim, Trump'ın İsrail'e verdiği desteğin somut bir göstergesi olarak görülüyor. Ancak şimdi, Trump'ın varisi Joe Biden yönetimiyle İran arasında imzalanan anlaşma, bu sembolik yerleşimin sakinlerini endişelendiriyor.
Yerleşimciler, İran'ın nükleer programını sınırlandırması karşılığında yaptırımların kaldırılmasını öngören anlaşmanın, İsrail'in güvenliğini tehdit ettiğini düşünüyor. Özellikle Lübnan sınırındaki Hizbullah tehdidine karşı hassas olan bölge sakinleri, anlaşmanın İran'a yeni kaynaklar sağlayacağından ve bu kaynakların bölgedeki milislere aktarılacağından korkuyor. Buna rağmen, Trump'a olan güvenleri sarsılmış değil. Bir yerleşimci, 'Trump bizi asla yalnız bırakmadı, bu anlaşma onun eseri değil, Biden'ın başarısızlığı' diyerek hayal kırıklığını ifade ediyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Trump Heights'taki bu duygusal tepki, aslında daha büyük bir bölgesel ve küresel dinamiğin yansıması. ABD-İran anlaşması, Orta Doğu'da yeni bir dönemin habercisi olarak görülüyor. İran'ın uluslararası sisteme yeniden entegrasyonu, bölgedeki güç dengelerini değiştirebilir. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkeler, İran'ın nükleer programının kontrol altına alınmasını memnuniyetle karşılarken, İsrail ise anlaşmayı varoluşsal bir tehdit olarak algılıyor. Netanyahu hükümeti, anlaşmaya şiddetle karşı çıkmış ve ABD Kongresi'nde muhalifleri harekete geçirmeye çalışmıştı. Ancak anlaşmanın imzalanması, İsrail'in yalnızlaştığı bir senaryoyu ortaya çıkardı.
Buna karşılık, Trump Heights'taki yerleşimciler, Trump'ın 2024 seçimlerinde yeniden başkan seçilmesi halinde anlaşmayı bozacağına dair umutlarını koruyor. 'Trump iş başına dönerse, bu anlaşmayı yırtıp atacağını biliyoruz' diyen bir yerleşimci, Trump'ın vaatlerine olan inancını kaybetmediğini gösteriyor. Bu durum, ABD'deki iç siyasetin Orta Doğu'daki algılar üzerindeki etkisini de ortaya koyuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran anlaşması, Türkiye açısından karmaşık etkiler doğuruyor. Bir yandan anlaşma, bölgesel gerilimi azaltma potansiyeli taşırken, diğer yandan İran'ın ekonomik olarak güçlenmesi, Türkiye'nin enerji maliyetlerini düşürebilir ve ticaret hacmini artırabilir. Ancak İran'ın nükleer programı üzerindeki kısıtlamaların zayıflaması, Suudi Arabistan ve İsrail ile rekabeti körükleyebilir. Türkiye, İran ile iyi ilişkiler sürdürmeye çalışırken, ABD ile de dengeli bir politika izlemek zorunda. Anlaşma, Astana süreci ve Suriye krizinde Türkiye'nin elini güçlendirebilir, ancak İran'ın bölgesel nüfuzunun artması, Türkiye'nin güvenlik endişelerini de beraberinde getirebilir. Sonuç olarak, anlaşma Türkiye için hem fırsat hem risk barındırıyor.