Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), Sudan'ın Kuzey Kordofan eyaletinin başkenti El Obeyd kentine yönelik paramiliter Hızlı Destek Güçleri'nin (RSF) ilerleyişi karşısında 'kitlesel vahşet riskinin yakın olduğu' uyarısında bulundu. Konsey, kentte yaşayan sivillerin korunması çağrısı yaparken, çatışmaların ülkenin zaten kırılgan olan insani durumunu daha da kötüleştireceği endişesini dile getirdi.
RSF'nin stratejik hedefi El Obeyd
El Obeyd, başkent Hartum'un yaklaşık 350 kilometre güneybatısında yer alan stratejik bir kent. Kent, ülkenin batısındaki Darfur bölgesine açılan kapı niteliğinde. RSF'in bu kente yönelik saldırıları, Nisan 2023'te başlayan Sudan Ordusu ile RSF arasındaki iç savaşın yeni bir cephesini oluşturuyor. BM verilerine göre çatışmalarda bugüne kadar 14 binden fazla kişi hayatını kaybetti, 8 milyon kişi yerinden oldu.
Kuzey Kordofan eyaleti, Sudan'ın tarım ve hayvancılık açısından en önemli bölgelerinden biri. Eyaletin kontrolü, ülkenin gıda güvenliği açısından kritik önem taşıyor. RSF'in bu bölgeyi ele geçirmesi halinde, Sudan ordusunun lojistik ikmal yollarının kesilmesi ve ülkenin batı yarısının RSF kontrolüne girmesi söz konusu olabilir.
BMGK açıklamasında, 'El Obeyd'deki sivil altyapıya yönelik saldırıların derhal durdurulması' talep edildi. Konsey ayrıca tüm taraflara uluslararası insancıl hukuka uyma çağrısı yaptı. RSF lideri General Muhammed Hamdan Dagalo'nun güçleri, daha önce de Batı Darfur'da etnik temizlik suçlamalarıyla karşı karşıya kalmıştı. Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin (UCM) bölgede işlenen savaş suçlarına ilişkin soruşturması devam ediyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Sudan'daki çatışma, bölgesel güçlerin de müdahil olduğu bir vekalet savaşına dönüşme riski taşıyor. Birleşik Arap Emirlikleri'nin RSF'e destek verdiği iddiaları, Sudan ordusunun Mısır ve Suudi Arabistan ile yakın ilişkileri, çatışmayı bölgesel bir krize dönüştürüyor. Ayrıca Kızıldeniz'in Afrika kıyısındaki istikrarsızlık, küresel deniz ticareti ve enerji nakil hatları için tehdit oluşturuyor.
BM'nin uyarısı, uluslararası toplumun Sudan'a yönelik ilgisinin artmasına yol açabilir. Ancak bugüne kadar yapılan ateşkes çağrıları ve barış girişimleri sonuçsuz kaldı. Sudan ordusunun hava gücü üstünlüğüne karşın RSF'in sahadaki esnekliği ve siyasi kazanımları, savaşın kısa sürede biteceğine dair umutları azaltıyor. Uzmanlar, çatışmanın uzun süreli bir iç savaşa ve Libya veya Yemen benzeri bir parçalanmaya yol açabileceği uyarısı yapıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Sudan'da hem ordu hem de toplumsal kesimlerle tarihsel bağlara sahip. Türkiye'nin Hartum Büyükelçiliği ve Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) bölgede aktif. Sudan'daki istikrarsızlık, Türkiye'nin Kızıldeniz'deki nüfuzunu ve Afrika Boynuzu'ndaki ekonomik çıkarlarını tehdit ediyor. Ayrıca Sudan'da faaliyet gösteren Türk şirketlerinin yatırımları ve iki ülke arasındaki ticaret hacmi olumsuz etkileniyor. Türkiye'nin BMGK'daki geçici üyeliği döneminde Sudan'da barışın sağlanması için arabuluculuk rolü oynaması beklenebilir.