İran, Cumartesi günü yaptığı açıklamayla Hürmüz Boğazı'nı yeniden uluslararası deniz trafiğine kapattığını duyurdu. Bu karar, İsrail'in Lübnan'daki Hizbullah hedeflerine yönelik hava saldırılarının ardından geldi ve ABD ile İran arasındaki hassas ön anlaşmayı sarsarak, Ortadoğu'daki savaşı sona erdirme çabalarını yürüten müzakerecileri İsviçre'ye gitmeye hazırlandıkları kritik bir anda vurdu. Tahran yönetimi, boğazın kapatılmasının "İsrail'in saldırganlığına" karşı bir misilleme olduğunu belirtirken, ABD Dışişleri Bakanlığı ise konuyla ilgili "endişe verici" ifadelerini kullandı.
Gelişmenin Arka Planı
ABD ile İran arasında aylardır süren dolaylı görüşmeler, geçtiğimiz haftalarda İran'ın uranyum zenginleştirme programını sınırlandırması ve ABD'nin bazı yaptırımları hafifletmesi yönünde bir ön anlaşmayla sonuçlanmıştı. Ancak İsrail'in Lübnan'daki Hizbullah mevzilerine yönelik son hava saldırıları, bölgedeki hassas dengeyi altüst etti. İran Dışişleri Bakanı, "Hürmüz Boğazı'nın güvenliği, İsrail'in saldırganlığı sona erene kadar askıya alınmıştır" ifadelerini kullanarak, bu adımın doğrudan İsrail'in eylemlerine bir yanıt olduğunu vurguladı.
Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık %20'sinin geçtiği stratejik bir su yoludur. İran'ın daha önce de benzer tehditlerde bulunduğu bilinirken, bu kez fiilen kapatma kararı alması, küresel enerji piyasalarında büyük yankı uyandırdı. Petrol fiyatları, haberin ardından anında %5'ten fazla yükseldi. Analistler, bu kararın ABD ve İran arasındaki hassas diplomatik süreci tamamen raydan çıkarabileceği uyarısında bulunuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatması, yalnızca İsrail-Lübnan çatışmasını değil, aynı zamanda Körfez ülkeleri ve küresel enerji güvenliğini de doğrudan etkiliyor. Suudi Arabistan, BAE ve Katar gibi ülkeler, petrol ihracatlarının büyük kısmını bu boğaz üzerinden yapıyor. Boğazın kapatılması, bu ülkelerin ekonomilerini ciddi şekilde sarsabilir.
ABD, bölgede askeri varlığını artırma sinyalleri verirken, İran ise ABD donanmasına karşı koyabileceğini ima ediyor. İsviçre'de devam etmesi planlanan müzakerelerin akıbeti belirsizliğini koruyor. Diplomatik kaynaklar, taraflar arasında güvenin neredeyse tamamen kaybolduğunu ve anlaşmanın artık çok uzak bir ihtimal olduğunu belirtiyor. Bu durum, Ortadoğu'da yeni bir istikrarsızlık dalgasını tetikleyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı'nın kapatılması, Türkiye'nin enerji güvenliği ve dış ticareti açısından önemli riskler taşıyor. Türkiye, petrol ve doğalgaz ihtiyacının önemli bir kısmını Körfez ülkelerinden ve İran'dan karşılıyor; boğazın kapanması enerji maliyetlerini artırabilir ve tedarik zincirini kesintiye uğratabilir. Ayrıca, Türkiye'nin Körfez'deki ticari ortaklarıyla ilişkileri olumsuz etkilenebilir. Diplomatik düzeyde ise, Türkiye hem İran hem de İsrail ile dengeli ilişkiler yürütmeye çalışırken, bu kriz Ankara'yı zor bir pozisyonda bırakabilir. Türkiye'nin, bölgesel istikrarı korumak için arabuluculuk girişimlerini hızlandırması bekleniyor.